Hz. Âdem ile başlayan insanlık tarihinin ikinci bin yılında geldik fani âleme.

Bizden önce milyarlarca insana can verildi, fırsat verildi.

Bugün ise bu sahnede rol alma sırası bize geldi.

Her birimiz kendi imtihanımızı yaşayacak, yalnız başına kabre girecek, kendi ameline göre hesaba çekilecek ve verilecek deftere göre muamele görecektir.

Gelin iş işten geçmeden aklımızı başımıza alalım.

Önceliklerimizi doğru belirleyip, doğru bir hayat yaşayalım.

Allah' ı daha yakından tanımak ve asıl aşkı ona duymak için geç kalmayalım.

Gerçek gündemin gerçek sevgi olması gerektiğini aklımızdan çıkarmayalım.

Dünyada bağlandığımız ve uğruna savaştığımız her şeyin bizi terk edeceğini bilelim.

Züleyha’ nın Hz. Yusuf’ a karşı duyduğu aşkın ne dereceye vardığını ve bunun ona neye mal olduğunu düşünelim!

Kadının bütün servet ve güzelliğini bu uğurda harcadığı, yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının hepsini bu aşk uğruna verdiği bilgisi ulaşmıştır.

“Ben bugün Yusuf’u gördüm” diyenlere eline geçeni zengin edecek değerde mücevher vere vere elinde hiçbir şey kalmamış.

Aşırı aşkından dolayı diğer her şey aklından çıktığı için karşılaştığı her şeyi “Yusuf” diye çağırır olmuş. O kadar ki, başını göğe kaldırdığı zaman Hz. Yusuf’ un adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş.

Rivayete göre işte aynı Züleyha, iman edip Hz. Yusuf onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yaşamaya yönelerek kendisini ibadete vermiş, varlığını tamamen Allah’a adamıştır.

Nihayet bir gün, Hz. Yusuf’a demiş ki, “Ben sana Allah’ı tanımadan önce âşık olmuştum, fakat O’ nu tanıyınca kendisine karşı duyduğum muhabbet, diğer her şeyin sevgisini gönlümden giderdi. O’nun sevgisine bedel istemiyorum.”

...

Leyla ile Mecnun’ un aşk hikâyesini de duymuşsunuzdur.

Mecnun o dereceye gelir ki, ona “adın ne?” diye sorduklarında, “Leyla” diye cevap verir. Ona acıyanlar “Leyla öldü?” deseler de, o “Hayır, Leyla kalbimde yaşıyor ölmedi, Leyla benim.” diye karşılık verecek kadar kendinden geçmiştir.

Lakin gerçek sevgiyi bulan Mecnun en sonunda "ben Leyla'ma gidiyorum çekil önümden Leyla!" noktasına gelmiştir.

Her şeyin sahibi Allah olduğuna göre insan O'nu bulduğunda, yani O'na bütün gönlüyle inandığında her şey emrine âmâde ve onun olur, tüm ihtiyaçlarına cevap bulur.

O' nu bulamadığında -O'nun olmayan hiçbir şey olmadığı için- hiçbir şeyi bulamaz. Bulsa da bulduğu başına belâ olur.

Zerreden kürrelere kadar küçük-büyük her şeyin sahibinin O olduğunu, O'nun emrinde ve izniyle hareket ettiğini, O isteyince olmazların olduğunu, istemeyince hiçbir şeyin olmayacağını, verdiğini kimsenin alamayacağını, vermediğini de kimsenin veremeyeceğini bilen insan için yoksulluk yoktur.

İnanan insan Allah’ a tevekkül edip, O'na güvenip dayanmadan başka hangi arar? O'nun yolundan başka bütün yollar, O'nun kapısından başka bütün kapılar kapalıdır.

Bütün huzurlu yolların ancak O'na varacağını, açılacak bütün kapıların yalnızca O' a açılacağını bilen insan aklında, fikrinde, kalbinde, işinde asla O' nu unutmaz.

Gerçek aşkı bulan insan, suni aşklarla vakit kaybetmez.

Selam ve dua ile.