Ebu Mahsure isimli genç bir saha sahabe anlatıyor. Resulullah Huneyn’den dönüyordu. Ben, Mekkeli 10 kişilik bir grupla beraberdim. Resulullah’ın müezzini namaz için ezan okumaya başlayınca biz onlarla alay ettik. Resulullah bizi duymuştu. Ezan bittikten sonra

“Şunların içinde güzel sesli biri var” diyerek bizi huzuruna aldı.

“Gür sesli olan hanginiz” diye sordu. Beni gösterdiler.

Resulullah bana “Haydi bir ezan oku” diye emretti.

Resulullah’tan ve ezandan hoşlanmadığım halde çaresiz kalktım. Bana ezan okumayı öğretti. Ezanı okuyup bitirdiğimde de gümüş para bulunan bir kese verdi. Alnımı ve göğsümü sıvazladı ve mübarek olsun dedi.

Ben “Ey Allah’ın elçisi Mekke’de ezan okumama izin ver” dedim.

“İzin verdim” buyurdu. İşte o anda Resulullah’a duyduğum hoşnutsuzluktan bende eser kalmamış, gönlüm sevgiyle dolup taşmıştı…

 

ERKAM B. EBİ'L-ERKAM (ö. 55)

Hz. Peygamber'e sadakatle bağlanarak evini O'nun (sav) emrine verdi. Rasûl-i Ekrem, İslam tarihinde "Daru'l-Erkâm" diye anılacak olan bu evi tebliğ faaliyeti için çok elverişli bularak merkez haline getirdi.

İslam'a ilk giren gençlerden biri olan Erkam'ın Safa Tepesi'nin yanındaki evi, Hz. Peygamber ve diğer Müslümanlar için âdeta bir karargah olmuştu. Hz. Peygamber'e sadakatle bağlanarak evini O'nun (sav) emrine verdi. Rasûl-i Ekrem, İslam tarihinde "Daru'l-Erkâm" diye anılacak olan bu evi tebliğ faaliyeti için çok elverişli bularak merkez haline getirdi. Allah Rasûlu, ilk zamanlar insanları İslam'a gizlice bu evde davet eder, onlara ibadetleri burada öğretirdi. Müslümanlar, müşriklerin şerrinden korunmak için de bu evde gizlenirlerdi.(8)

Henüz 17-18 yaşındaki bir gencin, Kâbe'nin hemen yanıbaşındaki evini İslam davetine açabilmesi, onun ne denli cesur ve fedakar bir genç olduğunu da göstermektedir.