Suriyenin geçmişteki durumunu ve sivil toplum kuruluşlarının gayretlerini geçen yazıda anlatmaya çalışmıştım. Bugün suriyedeki stratejiyi anlatmaya çalışacağım.

Suriye 1. Dünya savaşı sonrasında, 1920 yılında gerçekleşen Fransa-Suriye Savaşı sonucunda bağımsızlığını kaybetmiş ve 1920'den 1946'ya kadar Fransa yönetiminde Fransız mandası olarak yönetilmiştir. 1946'daki bağımsızlık ilânından sonra, 1958 Şubat'ında, Mısır ile Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Ama bu birliktelik, ancak 3 yıl sürmüştür ve iki ülke 1961 yılında ayrılmışlardır. Suriye Arap Cumhuriyeti 1963 yılından itibaren baas partisi tarafından, 1970 tarihinden itibarende esed ailesi tarafından yönetilmiştir.  Suriye, Altı Gün Savaşı'nda Golan Tepeleri'ni kaybetmiştir. (Golan tepeleri o bölgenin su ihtiyacını büyük ölçüde karşılamaktadır.)  İsrail, 1981 yılında burayı, tek taraflı olarak ilhak etmiştir. 2011 savaş öncesine kadar suriye yönetimi bu sorunu çözememiştir.

Suriye 46 yıldır esed ailesi tarafından zalimce yönetilmeye devam ediyor Arap baharından sonra halkın reform istemesi ile başlayan kargaşa, iç savaşa dönüşmüş ve 500 000 civarı insan hayatını kaybetmiştir.

Suriyenin savaş öncesi nufusu 2009 tahmini 20.906 000 dir. Bu gün nufusunun yarısı civarını kaybetmiştir. Beşşar esed hala ülkesini düzeltme noktasında adım atmıyor, dış ülkelerin suriyeyi parçalamasına seyirci kalmaya devam ediyor.

Suriyede savaşın devam etmesini isteyen, özellikle bitmesini istemeyen iki büyük güç var. Bunlar malum ABD ve Rusya. Bu iki ülke neden suriyede, bu konuda habertürk analizini sizinle paylaşıyorum.

Bu analize göre, 6 yıldır iç savaş halindeki 'Suriye'de kim kiminle ne için savaşıyor' sorusuna yanıt arıyor.

RUSYA NEDEN SURİYE'DE ?

-Suriye jeopolitik konumu sebebiyle Rusya için Ortadoğu'ya giriş kapısı anlamına geliyor. Ayrıca Rusya'nın yüzyıllardan beri sıcak denizlere inme istediği herkes tarafından biliyor.

-DAEŞ tehdidini gerekçe göstererek Suriye'de hava operasyonları yapıyor.

- Rusya önemli bir enerji üreten ülke ve boru hatları tehdidini öne sürerek Suriye'deki varlığın meşru olduğunu göstermek istiyor.

- Suriye'deki iç savaş Rusya için iyi bir silah pazarı anlamını taşıyor. Bu da silah ihracatı konusunda Suriye'yi iyi bir müşteri yapıyor.

- Ve son olarak da uluslararası prestij. Rusya'nın batı bloğuna özellikle ABD'ye karşı itibar yarışı yıllardan beri süregeliyor. Öte yandan Putin kendisini küresel bir aktör olarak kanıtlamaya çalışmış ve bunda başarılı olmuştur.

Rusya: Muhaliflere karşı Esed'i destekliyor. Aynı zaman DAEŞ ve El Nusra'ya karşı savaşıyor.

Suriye yönetimi rusyayı dost olarak düşünüyor. Fakat putinin şahsi egolarını görmek istemiyor. Rusya suriyeye en çok zarar veren ülkelerden biri durumunda.

RUSYA'NIN BÖLGEDEKİ VARLIĞI

Rusya'nın Hmeymim hava üssünde 23 saldırı uçağı, 12 saldırı helikopteri, 34 avcı uçağı 4 çok fonksiyonlu avcı uçağı, 4 çok fonksiyonlu helikopteri var. İnsanısız hava araçları ve füzeleri de bulunuyor.

Rusya ayrıca Suriye'deki Lazkiye üssüne Esed'le anlaşarak süresiz olarak yerleşti.

ABD NEDEN SURİYE'DE ?

- ABD çıkarlarının her zaman en önce gelmesi ve bunun zedelenmemesi için ne gerekiyorsa yapılması.

- ABD'nin öncülüğünde koalisyon uçakaları DAEŞ'e karşı hava saldırıları gerçekleştiriyor.

- Son olarak enerji kaynaklarına hakimiyet, yani petrol kontrolünü elinde tutmak istiyor.

Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yarısını elinde bulunduruyor. Ancak bu durum bölgenin refah düzeyini hiç ama hiç etkilemiyor. Aksine küresel güçler tarafından sömürülüyor.

ABD'NİN BÖLGEDEKİ VARLIĞI

ABD'nin Suriye'de üssü yok. Üsleri Körfez bölgesine yoğunlaşmış durumda. Ayrıca Suriye'de 300 özel kuvveti bulunuyor.

ABD'NİN BÖLGEDEKİ VARLIĞI

ABD'nin Suriye'de üssü yok. Üsleri Körfez bölgesine yoğunlaşmış durumda. Ayrıca Suriye'de 300 özel kuvveti bulunuyor.

ABD: Esed'e karşı muhalifleri ve SGD' PYD'yi destekliyor.

    Suriye rejimin ve bu dış güçlerin bombalaması sonucu harabeye dönmüş durumda. Bu insanlara en büyük yardımı, yardım kuruluşlarıyla ve üç milyon civarı mülteciyi kabul eden Türkiye ve  sonra  Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır ve Libya gibi ülkeler oldular.  Zengin ülkeler ise Suriyeli mültecilerin sadece %1,4'ünü kabul ettiler.

    Büyüklerimiz "ALLAH KİMSEYİ YERİNDEN YURDUNDAN ETMESİN" diye dua ederlerdi. Bizler bu duaların hikmetini bu gün daha iyi anlıyoruz. Suriyedeki kardeşlerimize karşı insanlık suçu işlenmeye devam ediyor. Bu halka bu kadar zulüm yapılması yurtlarından edilmesi, kültürlerinin yok olması büyük bir zulümdür. Bu zülme hep birlikte dur diyelim inşallah. Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, Suriye'nin Halep kentini savunmak için İslam dünyasına birlik olma çağrısı yaptı.

İstanbul'da düzenlenen Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi 26. Dönem Toplantısı'na katılan Karadavi yaptığı açıklamada, "Her Müslüman'ın Suriyeyi ve Halep'i savunmak için ortak tavır alması gerekir." dedi.

Halep'e yardım için birlik olma çağrısı yapan Karadavi, "Önünde Halep gibi vahşilerin sofrasında parçalanan bir kent varken İslam ümmetinin dağınık halde kalması caiz değil. Bu vahşi saldırılar karşısında bir silkiniş, bir harekete geçme hali bulmayı umuyoruz." diye konuştu.

Halep'te yaşananların İslam düşmanlarının dahil olduğu büyük bir mesele olduğunu ifade eden Karadavi, Müslümanların kan dökmeyi ve savaşı sevmediğini, kendisine düşmanlık edenler dışında kimseye de düşmanlık etmediğini söyledi.

Suriyedeki savaşın bir an önce bitmesini temenni ediyor, Bu zulmü yapanları Allaha havale ediyoruz.