Bu sebeple, ölçü ve tartı aletlerinin kontrolü en öncelikli vazifeler arasında yer almıştır. Ölçü ve tartıda hile ve aldatma, bu sistemi fesada uğratır. Bunun için diğer ahlâkî değerleri de yaşatmak mümkün olmaz ve toplumun çöküşü kaçınılmaz hâle gelir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm önceki kavimlerin böyle bir akıbetle karşılaştıklarını bir ibret vesikası olarak zikreder.4 Mesela Hz. Şuayb (a.s.)’ın: “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.

Onlara şöyle dedi:                                                                                                                                                                                                             “Ey Kavmim! Allah’a kulluk ediniz, O’ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü, tartıyı eksik tutmayınız. Ben sizi maddî bakımdan iyi bir durumda görüyorum; ama doğrusu hakkınızda kuşatıcı bir azap gününden de korkuyorum. Ey Kavmim! Ölçüyü, tartıyı adaletle tam yapın; insanların mallarının değerini düşürmeyin, yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayın”5 şeklindeki uyarılarına kulak vermeyen, Allah’ı unutan Medyen/Eyke halkı kendi sonlarını kendileri hazırlamış, azap rüzgârı ‘’Rîh-i Sarsar- Uğultulu, kasıp kavuran fırtına’’6 ile helâk olmuşlardır. Manayı sadece eksik tartmak değil ticaret ahlakı olarak anlamak lazım gelir. Hafife alınmayacak ve isyan edilemeyecek kadar önemli konu ayetlerde defalarca tekrarlanmış ve kavimlerin helakine neden olmuştur. Bir sahabe henüz yaşarken şöyle diyor; “sizlerin önemsemediğiniz şimdiki günahlar yüzünden biz o zamanlar kahrolur ve sabahlara kadar tövbe eder, Allah’tan af dilerdik.” Allah’ın sınırları modası geçmeyen ve önemli sınırlardır. Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı? 7 Bir toplumda ahlâkın bozulmasından etkilenmeyen bir ferdin bulunması mümkün değildir.

Sonuçta zarar bütün topluma döner ve yıkılışında rol oynar. Pazar ahlâk ve adabına uyulmaması, ölçü ve tartı aletlerinin bozuk oluşu ya da bu konuda hileye başvurulmasının bir yaşam biçimi halini alması ekonomik güveni de ortadan kaldırır. Güvenin olmadığı yerde ise ekonominin gelişmesi düşünülemez. Ölçü ve tartıyı adaletli şekilde tutmamak, aldatma ve hilenin en fazla yapıldığı şekildir. Ancak bunun âhiret hesabı da çok ağırdır.