Aslında, asıl aslolan barış ve güvendir.
İnsanların aralarındaki sorunları kavga etmeden çözmesidir.
Devletlerin, aralarındaki meseleleri silaha başvurmadan halletmeleridir.
Lakin ne yazık ki her şeyi çözen insanoğlu bunun formülünü henüz bulamamıştır.
Geçmişten beri her bir şeyi bahane edip birbiriyle savaşmış ve halen de savaşmaktadır.
Bu savaşlarda birbirinin şehirlerini yıkmış, bahçelerini yağmalamış, vatanlarını tarumar etmiştir.
Daha da kötüsü birbirlerinin canını, eşini, yavrusunu almışlardır.
Hiç olmasaydı iyi olurdu, lakin insanlar arasındaki savaşları bir nebze de olsa anlayabiliriz.
Diğerinin elindekini alma hırsı ile hareket etme güdüsünü fehmedebiliriz.
Bu kapsamda erkeklerin birbirlerini öldürmelerini zayiat olarak tanımlayabiliriz.
Arada yanlışlıkla zarar gören kadın ve çocukları ise bu işin kazası sayabiliriz.
Savaşın belli bir hukuku bulunmasına; kadın, yaşlı ve çocuklara dokunulmaması bütün evrensel yasalarda güvence altına alınmış olmasına rağmen yanlışlıkla olan mağduriyetleri de bir yere koyabiliriz.
Ama şimdi öyle mi?
Şimdiki savaşlar bu kadar masum mu?
Sen al binlerce kadını, bile isteye tutsak et.
Ne suçlu olup olmadığına aldır, ne senin vatandaşın olup olmadığına.
Ne küçüğünü gözet, ne büyüğünü.
Dahası onlara her gün sistematik olarak işkence et.
Bütün askerlerinin tecavüz ettiğini bile bile sessiz kal.
Hamile kalanını öldür veya ilkel yollarla düşük yaptır.
Evet, Suriye' den bahsediyorum.
2011' de savaş çıktığından beri yüreğimizi yangın yerine çeviren komşumuz Suriye’ den.
Topraklarında kan ve gözyaşı fışkıran mazlum Suriye' den.
Erkek ve kadınları öz yurdundan edilen muhacir Suriye' den.
Uluslararası oyunların malzemesi edilen oyuncak Suriye' den.
Büyük ülkelerin kozlarını topraklarında paylaştığı uzak karakol Suriye' den.
Anaların dul kaldığı, gencecik kızların kirletildiği mahsun Suriye' den.
Haber alınamayan binlerce kadının adresi olmuş kayıp Suriye' den.
Oysa kadın nahiftir, incedir, nazenindir, zariftir.
Kadın şefkattir, merhamettir, duadır, annedir, melektir.
Kadın vicdandır, izandır, ölçüdür, ailedir, toplumdur.
Saçının teline bile zarar gelmemesi gereken en nadide emanettir.
Ey zalim Esed ve bütün türevleri: Sizinki nasıl olmayan bir vicdandır ki; bu feryatları görmezsiniz.
Ta kilometrelerce öteden başka milletten olanların sizin kadınlarınızı size karşı savunmasını nasıl hazmedebiliyorsunuz?
Hiç mi utanmazsınız?
Hiç mi korkmazsınız?
Hiç mi vicdan taşımazsınız?
Çekin pis ellerinizi kadınlarımızın üzerinden.
Vazgeçin düşünmesi bile ürperten kötü işler yapmaktan.
Açmayın yıllardır sakındıkları mahrem yerlerini.
Kıymayın toplumun temel direği olan en nadide çiçeklere.
Size, bize emanet olana ihanet etmeyin.
Bugün belki sizi durduracak bir gücümüz yok, lakin bütün vicdanlarda mahkum edildiniz.
Ve unutmayın en yüksek ses vicdandan yükselen sestir.
En adaletli hakim vicdanlardır.
En büyük güç top-tank değil, vicdanların gücüdür.
Vicdan taşıyan vicdanlara selam olsun.
Vicdan hareketine selam olsun.
Vicdan hareketinin er ve hanımlarına selam olsun.
Vicdanların selinde boğulun.
Vicdanların ateşi küle çevirsin hepinizi.
Vicdanların kelebek etkisi helak etsin topunuzu...
Selam ve dua ile.