Ülkemizde merakla beklenen yerel seçim yapıldı, fakat bazı il ve ilçelerde sonuçlanamadı.

Büyükşehirlerden bilhassa İstanbul da seçim sonuçlarına belgeli itirazlar var. Bu itirazların sonucu nasıl olur bilmem ama Ak partinin beklentisi böyle değildi.

Cumhurbaşkanımızın çabaları yetmemişti. Balkon konuşmasında bahsettiği gibi kendilerini iyi anlatamamışlardı.

SORUN NE İDİ, NASIL OLMALIYDI

Ben vatandaşlarımızdan önce Ak parti üyelerinin, Cumhurbaşkanımızı anlamadıklarını ve aynı düşüncelere sahip olmadığını düşünüyorum.

Geçen yılın ekim ayında İstanbul’a gitmiştim. Orada farklı ortamlarda siyasi sohbetler yapma ortamı buldum.

Bir nevi küçük bir anket niteliğinde geçen bu sohbetler de, küçük işyeri sahipleri ve çalışanlarıyla, taksi şoförleriyle, memurlarla, balıkçılarla ve akademisyen arkadaşların da olduğu toplumun farklı kesimlerinin siyasi görüşlerini almaya çalıştım.

Bu sohbetlerde insanlarımızın büyük çoğunluğu, geçen dönem de Ak parti ye oy verdiklerini fakat bu seçimde vermek istemediklerini özellikle belirttiler.

Bu dostane geçen sohbetlerde genellikle belediyelerden şikâyetlerinin olduğunu söyleyen bu arkadaşların en büyük sıkıntıları, dertlerini anlatacak bir merci bulamadıklarından yakınmaları idi.

Bu sıkıntılarını politikacılara neden söylemiyorsunuz diye sorduğumda, sanki hep bir ağızdan, politikacılara ulaşamadıklarını, ulaşanların da dinlemediklerini, eleştiriye açık olmadıklarını dile getirdiler.

O zaman şöyle düşünmüştüm. Ben bu anlatılanları duyuyorsam, bu şehrin idarecileri neden duymuyordu.

Bunun cevabı çok açıktı, duymak istemedikleri için duymamışlardı.

O insanların sorunlarını dinleyerek, yetkili birimlere ulaştırmış olsalardı, belki de sorunlar çözülecek, o insanların gönlü alınacak ve tepkileri kalmayacaktı.

Konuştuğum o insanlardan bir kısmı ise seçim zamanı politikacıların geldiklerini fakat dinlemek, anlamak yerine, azarlayarak cevap verdiklerinden bahsetmişti. 

Cumhurbaşkanımızın seçim sloganı olarak kullandığı gönül belediyeciliği aslında farkında olunmuş doğru bir karardı.

Fakat parti içinde ve belediyeler de insanlar birbirleriyle menfaat için yarışmaya ve neticesinde çekişmeye başladılar.

Bu bir nevi hastalıktı ve bu hastalığa tutulanlar daha önce de anavatan iktidarı ve Refahyol iktidarı zamanın da yaşanmıştı.

İktidara mensup olan kişiler her zaman güç sarhoşluğuna düşerler. Bu güç sarhoşluğu onları yanlış yapmaya sevk eder.

Bu gücü kontrol altına alan partiler başarılarını devam ettirirler. Ak Parti de bu gücü tekrar kontrol altına alabilirse başarılarına devam edecektir. 

Teşkilatlarını doğru bir strateji ile yönetenler mutlaka başarıya ulaşacaklardır. Bunun yöntemi de hizmette süreklilik, doğruluk, dürüstlük, çalışmak ve her zaman hakkın yanında olmaktan geçer.