Dünyada zulüm eksik olmuyor. İlk insan ve ilk peygamber, Hz. Ademin çocuklarından, zalim olan kabilin , mazlum olan habili öldürmesiyle bu zulüm başlamış ve bugüne kadar devam etmiştir.  Hz. Adem bu zulmün yanında olmamış, kabili kınamış ve yanından  uzaklaştırmıştır.

Yaşam, o günden sonra bu iki kavram üzerinde yaşanagelmiştir. İnsanlar  taraflarını seçerek, ya zalimin, yada mazlumun yanında yer almışlardır.

ZULME DESTEK OLANDA ZALİMDİR

Genellikle dünyadan beklentileri çok olan bazı topluluklar, zulme başvurmuşlardır. Ülkemiz ve dünya üzerinde nüfuz elde etmek isteyen bu guruplar, terör örgütlerine destek vererek istedikleri ülkelerde, karışıklık çıkartmaya devam ediyorlar. Şunu unutmasınlarki, zulme el altından destek olanda zalimdir. Bu mazlumların ahı hepinizi kuşatacaktır.

 Bunun bizim ülkemize yansıması ise pkk ve işid gibi terör örgütlerinin yapmış oldukları eylemlerle gerçekleştiriliyor. Bu eylemleri yapanların normal olmadıkları, onlara verilen kimyasal ilaçlarla merhamet gibi insani değerleri yitirdikleri görülmektedir.

Cumartesi akşam İstanbuldaki yapılan bombalı terör eyleminde yine 38 masum vatandaşımız katledilmiştir. Yine insanlıktan hiç nasibi olmayan kişi veya kişiler bu patlamaya sebep olmuşlardır. Bu patlamada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu zulmün artık bitmesi, bitirilmesi için, daha cidddi çalışmalar gerekiyor. Terörden zarar gören devletler biraraya gelerek, bu konuda birlik içerisine girmeli ve teröre kesinlikle destek olmamalıdır. Destek oldukları terörün çıkarları bittiğinde, kendilerine, kendi vatandaşlarına zarar vereceğini unutmasınlar. Terörün her türlüsüne, kimden gelirse gelsin, destekçilerine ve aracılarına, Allah lanet eylesin.

ZULME SESSİZ KALANDA ZALİMDİR

Teröristin iyisi kötüsü olmaz. Zulüm, dünyanın neresinde kimler tarafından yapılırsa yapılsın, sessiz kalmamalıyız. Tüm müslümanlar, hatta aklı selim sahipleri tüm insanlar, zulmün, terörün karşısında olduklarını belirgin bir şekilde göstermeleri gerekiyor. Sadece kınamayla kalınmamalı, daha etkin kalıcı bir çözüm üretilmelidir. 

Efendimiz s.a.v.bir hadisi şerifinde, kötülüğün, zulmün önlenmesi için, elimizle, dilimizle ve kalben buğzetmemizle bertaraf edilebileceğini anlatıyor.    

Ebu Saîd el-Hudrînin r.a. rivayetinde Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi biriniz bir kötülük veya bir zulüm görürse, onu hemen eliyle düzeltsin, Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, Ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıfıdır."

Konuyla ilgili diğer bir hadisi şerifte ise, Efendimiz s.a.v. zulme sessiz kalan, mazlumun yanında yer almayan, kötülüklere karşı tavır takınmayan, nemelazımcı toplulukların ve  âlimlerin kötü akibetlerini şöyle haber veriyor:

“İsrailoğulları günah ve isyana düşünce, âlimleri onları, günahlardan menetmeye çalıştı. Fakat onlar vazgeçmediler. Âlimleri de onların oturdukları meclislerde oturdular, onlarla beraber yediler, içtiler. Cenab-ı Allah da bu sebeple onların kâlblerini birleştirdi, birbirine geçirdi ve onları Davud aleyhisselam ve Meryem oğlu İsa aleyhisselamın diliyle lânetledi. (Çünkü onlar davet görevini yapmaktan vazgeçtiler ve onlarla birlikte hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettiler. yapılan yanlışları meşru görmeye başladılar.)

 Rasûlullah s.a.v. dizleri üzerine kalkıp devamla buyurdu ki: "Nefsimi kudret elinde tutan Allaha yemin ederim ki, onları haksızlık ve zulümden men edip, batıldan hakka doğru meylettirmediğiniz müddetçe siz de bu lânetten kurtulamazsınız.” (Tirmizi)

Efendimizin hadisi şerifte buyurduğu gibi, zulüm kendiliğinden yok olmaz. Zulmün yok olması için tüm müslüman davetçiler, peygamber mesleği olan, islama daveti, tüm çabalarını harcayarak yerine getirmeleri gerekir. Zulme sebep olan insanların engellenmesinde, kolluk kuvvetlerinin yanında, Kanaat önderlerinin, hocalarımızın ve tüm davetçilerin bilgi  ve irfan ile çaba sarfetmesi gerekmektedir,