Güzel ülkemiz geçen yıl bir darbe girişimi yaşamıştı. Bu darbe girişiminde 249 insanımız şehit olmuş, ikibin kişinin üstünde, (gazi) yaralımız olmuştu.
Burada olayın içeriğine baktığımızda, bir grubun devletin içine sızması ve devletin kurumlarını ele geçirme isteği ve ülkeyi dış güçlerin desteğiyle yönetmek için gözlerini kırpmadan bir iç savaş çıkartmak istemeleri sonucu sokakları kan gölüne çevirmişlerdi.
DARBE GİRİŞİMİ AKŞAMI
15 Temmuz akşamı evde televizyon kapalı kitap okuyordum. Saat onbiri biraz geçiyordu ve bir telefon geldi. Arayan arkadaşım, benim konuşmamdan darbe kalkışması bilgisine, sahip olmadığımı farkedince, hocam hemen televizyonu açın, bazı askerler darbe girişiminde bulunuyor dedi.
Tabi çok şaşırdım ve beklemiyordum. Televizyonu açtığımda tüm kanalların darbe kalkışmasını verdiğini gördüm. Böyle bir durumda ne yapmalı, nasıl davranmalı pek bilemiyordum, fakat bir şeyler yapmalı, bu olay kendi haline bırakılmamalıydı.
Cumhurbaşkanımızın televizyon konuşmasıyla, meydanlara çıkılmaya başlanmıştı. Bu ne yapacağını bilmeyenlere bir çözüm yolu olmuştu. Bizde aile bireyleri ile meydana doğru giderken, yolda gördüklerime hayret etmiştim. İnsanlar bankamatik’lerde sıra bekliyorlardı ve benzin pompalarında kuyruktaydılar.
Sadece kendilerini düşünen bu insanlar, darbe olursa, paralarını muhtemelen çekemeyeceklerini ve yakıt sıkıntısı olacağını düşünüyor, bencilce hareket ediyorlardı. Bu ülkenin geleceği bu insanlar olamazdı.
Bu insanları düşünerek demokrasi meydanına gittim, kuşkuluydum. Çünkü, eğer çoğunluk böyle düşünüyorsa, bu ülkenin vay halineydi. O eski sıkıntılı günlere tekrar mı dönülecekti.
Meydana vardığımız da küçük bir kalabalık vardı. Biraz daha ürkmüştüm. Bizler müslümanlar olarak bu ülkeye sahip çıkmak için bir şeyler yapmalıydık.
Aldığımız dersler, okumalarımız bu günlerde, dik durmak ve gerekirse hep birlikte şehit olmak için değilmiydi.
Vakit geçtikçe meydan kalabalıklaşmaya başlayınca, biraz ümitlenmeye başladık. Fakat haber alınamıyor, kimseye ulaşılamıyordu. Bir ara internet gelmiş ve sosyal medyadan değişik yerlerde toplanan diğer gruplarıda demokrasi meydanına davet ettik.
Onlarında demokrasi meydanına gelmesiyle, meydan çok kalabalık olmuştu. İşte bu müslümanların birlik ve beraberliği idi ve ben bu kalabalıktan çok memnun olmuştum.
Meydandakilerden bir kısmı telaşlı bir şekilde bekleşirken, bir kısmı ise, tekbirler getiriyordu. Bu birlik ve beraberlikle kenetlenen insanlar, ilerleyen zamana rağmen, meydanları boşaltmıyor, sabah namazını cemaatle birlikte kılarak dua ediyorlardı.
Sabah olupta gün ağardığında, olaylar biraz anlaşılmaya başlamış ve bilhassa Ankara ve İstanbul’da önemli yerlerin, bombalandığını ve şehitlerin olduğunu öğrenince çok üzülmüştük.
Yapacağımız duadan başka bir şey yoktu. Tabi buradaki yapılan dualar, hem kavli, hemde fiili dualardı. Meydanlara çıkmış, orada kendi halkına, bomba atan, ateş edenlere beddua etmiş ve bu kalkışmanın sona ermesine kadar, meydanlarda kalmaya yemin etmiştik.
BU ALLAHIN YARDIMIDIR
Önce Allahın yardımı ile sonra da bu duygulara sahip olan insanların gayretleri ve duaları ile bu kalkışma önlenmişti. Muhakkak Allahın yardımı inanalarla beraberdir.
Geçen yıl 15 Temmuz akşamı, yaşanan bu olayı duyar duymaz sokaklara çıkarak, bu darbenin önlenmesine katılan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun.
Hayatını kaybeden kardeşlerime yüce Allahtan rahmet diliyor ve yaralı olan gazi kardeşlerime rabbimden şifalar diliyorum. Bu onların samimiyetlerini, ihlaslarını gösteriyordu.
Bizler de şehit olabilir veye yaralanabilirdik. O gün orada kimlerin olduğuna ve kimlerin ihlasla oraya geldiklerine yüce Allah şahittir. O ihlaslı, yürekli insanlar, bu başarının gerçek sahibidirler. Onları yetiştiren anne babalara ve o samimiyeti işleyen hocalara selam olsun. Dua ile