Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığını yaptığı ve 1922 yılı Ağustos ayının 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlayan ve Yunan ordularını İzmir’e kadar takip edip 9 Eylül’de İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasıyla sonuçlanan Büyük Taarruz müstesna askeri bir zaferdir.

***

Büyük Taarruzun arka planını bilmekte yarar var. 23 Ağustos – 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan ve 21 gün 21 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan kuvvetleri Sakarya Nehri’nin doğusunu tamamen terk etmek zorunda kaldılar.

****

Sakarya savaşından sonra, halkta ve TBMM’nde taarruzun devamı  için sabırsızlık baş göstermişti. Aslında Mustafa Kemal Paşa da, Sakarya zaferinden sonra on günlük bir hazırlık yaparak  Yunan ordusuna yeniden taarruza geçmeyi ve kesin sonuç almayı düşünüyordu.

***

Fakat, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın haklı direnmesi ve Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat cephede yaptığı incelemeler sonucunda taarruz teşebbüsü geri bırakıldı. On günlük değil, bir aylık hazırlık da yetmeyince, 1921 sonbaharında ve bütün kış boyu yapılan çalışmalara rağmen, 1922 İlkbaharında bile taarruza geçilemedi. Nihayet bir yıl süren, yokluklar içerisinde geçen, uzun, yıpratıcı ve yorucu büyük çabalar sonucu Türk Ordusu taarruza hazırlandı.


***

 

Meclisin sabırsızlığı karşısında Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922’de  TBMM’de gizli bir toplantı tertip ederek açıklamalarda bulundu. Ordunun kararının taarruz olduğunu, ancak taarruz için hazırlıkların tamamlanması gerektiğini, yarım hazırlıkla taarruz etmenin taarruz etmemekten çok daha kötü olduğunu söyleyerek TBMM’ni bilgilendirdi.  TBMM, 20 Temmuz 1922’deki oturumunda Mustafa Kemal Paşa’ya, dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verdi.

***

Düşman, cephenin Eskişehir’de açılacağını bekliyordu. Mustafa Kemal Paşa ise taarruzu düşmanın sıklet merkezi olan Afyon’da başlatacaktı.  Düşmanın ana kuvvetinin dağıtılması halinde bozulacağını ve geri çekileceğini hesap ediyordu. 1922 yılı Haziran ayından itibaren büyük bir gizlilik içerisinde yürütülen savaş hazırlıkları tamamlandı.

***

Taarruz 26 Ağustos sabahı topçu ateşiyle başladı. Ardından piyadelerin süngü hücumuyla başlayan göğüs göğse çarpışma düşmanın Tınaztepe’den temizlenmesiyle devam etti.  Mustafa Kemal Paşa, dönemin Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi Kocatepe’den idare etmekteydi.

 

Düşmana son darbe Kütahya’ya bağlı Dumlupınar yakınında 30 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz ile vuruldu. Düşman dağılmış, düzenli ordu vasfını kaybetmiş başı bozuk şekilde İzmir’e doğru çekilmeye başlamıştı. Bu arada geçtiği yerlerde köyleri yakıp yıkıyor, masum insanları katlediyorlardı.

 

Muharebenin geçtiği yer itibariyle Dumlupınar Meydan Muharebesi olarak da bildiğimiz Büyük taarruz, Kurtuluş Savaşının kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasında önemli bir kilometre taşıdır. 

 

Cephedeki sonuçlar Genelkurmay Başkanlığınca TBMM’ne bildiriliyor, Mecliste sevinç  ve zaferin mutluluğu yaşanıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın

1 Eylül 1922’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri”  demesiyle vatan toprağı Yunanlılardan temizlenmiş ve  Türk tarihine bir şanlı zafer daha yazılmıştır.

Büyük Taarruzun sonuçları çok etkili olmuştur.  Zaferden sonra 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmış, silahlı çatışma sona ermiş ve Edirne dahil Trakya’nın da Türkiye’ye bırakılacağı ve bir ay içerisinde Yunanlılar tarafından boşaltılacağı kabul edilmiştir. Siyasi bir başka sonucu ise, Anadolu’da Yunan politikasını yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George’nin istifası olmuştur. 

Bu vesileyle, Büyük Taarruz da dahil olmak üzere bu vatan için hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi, cansiparene çarpışan gazilerimizi minnetle ve şükranla anıyor, kahraman ordularımızın ve aziz milletimizin Zafer Bayramını kutluyorum.