Siyasette esas olan, toplumun beklentilerinin imkanlar nispetinde karşılanmasıdır. "Sokaktaki adam" diye tarif ettiğimiz siyasetten uzak işinde gücünde kimselerin birincil kaygıları kurdukları mütevazi hayat düzenlerinin bozulmamasıdır.
*
Her vatandaş elbette ülkenin genel gidişatıyla ilgilenir, beka meselesi söz konusu olduğunda üzerine düşen fedakarlığı yapar, ama milli sorunların da inandırıcı ve abartısız olmasını ister.
*
Şu anda Türkiye'nin bir beka meselesi yoktur. Ancak çok tehlikeli bir noktada bulunduğumuzu da biliyoruz. Önümüzdeki yerel seçimlerin sonuçları başımıza yeni siyasi gaileler açabilir. Cumhur ittifakının alacağı oy miktarı %50'in altına düşecek olursa muhalefetin ertesi gün "iktidar halk desteğini kaybetmiştir, meşruiyeti sorgulanır olmuştur; erken seçime gidelim" demesi kaçınılmazdır.
*
Ancak bu sözlerin siyaseten bir karşılığı olmaz, çünkü Türkiye yeni bir yönetim sistemine geçmiş ve başkan halk tarafında seçilmiştir dolayısıyla ülkeyi 2023'e kadar kimin yöneteceği bellidir.
*
Siyaset aslında var olan gerçekliği anlama sanatıdır. AK Parti'nin yerel seçimlerde bu gerçekliği tam olarak okuyamadığını düşünüyorum. Görülen o ki, bir çok beldede halkta karşılığı olayan kimseler aday gösteriliyor. Halkın bu dayatmaya tepkisi sert olabilir ve arzu edilmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.
*
Hemen sunun da ilave edeyim; "Bekâ meselesi" ile seçmenin korkutulmak istenmesi de tepki çekiyor; belki bu söz bile tek başına karşı tepkiyi getirebilir...