Cesaret öyle güzel bir huydur ki, diğer iyi huyları da arkasından çekip getirir. Ancak cesaret itidal üzere olmazsa, zulüm ve haksızlığa yol açar. Bununla beraber bir de gurur ve kibir gibi bazı hastalıklar gelebilir ki, bunlar kötü huylardır.

Peygamber (s.a.v.), bütün Arabistan şirk ve küfür içinde yüzerken, yalnız başına tevhid sancağını kaldırmış, büyük bir düşman dünya ile yalnız başına savaşmıştı. Bütün Arabistan halkı küçüğünden büyüğüne, erkeğinden kadınına kadar hepsi karşısına bir dağ gibi dikilmiş, fakat bütün bular O’nun sarsılmaz azmi, cesareti, peygamberlik vakar ve şecaati karşısında darmadağın olmuştur.

Her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmek, Allah'ın yarattığı kadere tam bir teslimiyetle tabi olmak kişiye güçlü bir iman ve imanla birlikte güçlü bir şahsiyet sağlayacaktır. Bunun için Allah'a yakın olmak, herşeyde bir hayır ve hikmet görmek, başına gelen herşeyden razı olmak, hiçbir olayda üzüntüye ya da ümitsizliğe kapılmamak, kâinattaki her şeyin yaratıcısının Allah olduğunu, O dilemedikçe bir yaprağın bile kıpırdamayacağını, bütün kalplere ve ruhlara O'nun hâkim olduğunu, O'ndan başka güç ve irade sahibi olmadığını bilmek gerekir.

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 112)

Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar. Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 20-22)

Şeytanın amacı insanları Allah'ın dininden uzak tutmak ve kendi peşinden cehenneme sürüklemektir. Bu nedenle insanlar üzerinde, onları kandırabilmek ve tuzağa düşürebilmek için türlü yöntemler uygular. İnsanların çoğunu bu oyunlarıyla aldatır, onları kötü bir ahlaka sevk eder. İnsanları hak dinden uzaklaştırmak, onlara kendi sapkın sistemini yaşatmak istediği için kavramları birbirine karıştırmaya, güzel ahlakı çirkin, kötü ahlakı güzel göstermeye çalışır. Böylece güzel ahlaka dair bütün kavramları insanların yanlış algılamalarını sağlar.

Müslümanların korkak ve pısırık oluşundan cesaret alarak Siyonistler, İslam coğrafyasına çöreklenmiş,leş kargaları gibi bölüp yutmaya çalışıyorlar.Zulümde sınır tanımayan bu emperyalist güçler,her geçen gün Müslümanları birbirlerinden uzaklaştırmakta.

Müslümanlara yapılan zulmün, eziyetlerin sebebinin dinsiz ideolojiler olduğu ortadadır. Zulme karşı tek çözümün Müslümanların birliğiyle dinsiz ideolojilere karşı mücadele, İslam ahlakının yeryüzüne yayılması olduğu da ortadır. Bu önemli mücadeleyi, İslam’ın menfaatlerini aciliyetli görmeyip, yalnızca akraba ilişkileri, yalnızca ticaret gibi tali konularla ilgilenmek Allah esirgesin bu kişileri ahirette büyük bir utanca, pişmanlığa boğabilir. Ümmeti her türlü fesattan selamete çıkarmak her Müslüman’ın boynunun borcudur, farz bir ibadettir. Her Müslüman birbirinin velisidir. (Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler... Tevbe Suresi, 71) Allah müminlerin birbirlerini koruyup kollamalarını emretmişken, bu farzı bırakmak Müslüman’a yakışmaz. Gözlerinin önünde velisi olduğu Müslüman bir kardeşinin ölümünü seyretmek Müslüman’a yakışmaz. Dünyayı imansızlık belası sarmışken, dinsizliğe karşı fikirle, ilimle mücadele etmek yerine, keyfinin peşinden gitmek Müslüman’a yakışmaz.

  Müslümanların yer altı kaynaklarından beslenen batı, başlarına diktikleri diktatörler sayesinde Müslüman halkların gözlerini oymaya devam ediyorlar. Müslüman halklar el ele vererek başlarına musallat edilen zalimlerden kurtulup siyasi, ticari ve askeri güç birliği oluşturarak sömürgecilerin oyunlarını bozmadıkça yarınlarımızdan emin olmamız mümkün değildir.  Dünyanın neresinde bir mazlum varsa o Müslüman’ım diyen herkesin derdi olmalıdır. İnsanların dertleriyle dertlenmek, haksızlığa tavır koymak, Müslüman olmanın gereklerindendir. Biran önce cesur ve sağlam adım atmak zorunda Müslümanlar.