Geçen yazımda rahmetli Adnan Menderes’in hayatını, mücadelesini, yaşadığı zorlukları ve gördüğü zulümler sonucu idam edilmesini anlatmaya çalışmıştım.

Bu yazımda ise, Türkiye’nin gelişmesinde en çok emeği geçen kişilerden biri olan, rahmetli Turgut Özal’dan bahsedeceğim inşallah.

Turgut Özal 12 Eylül darbesinden önce devletin değişik kademelerinde çalışmış, fakat ismi 12 Eylül döneminde ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına getirilmesiyle kamuoyunda duyulmaya başladı.

14 Temmuz 1982’de, askeri vesayetin atadığı, başbakan yardımcılığı görevinden istifa etti ve 20 Mayıs 1983’te Anavatan partisini kurdu. Aynı yıl yapılan seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamento da 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar oldu.

Turgut Özal ve Anavatan partisiyle ülke de çok şeyler değişmeye başladı. Sivil toplum kuruluşları çalışmalarına tekrar başlarken yeni yeni vakıf ve dernekler kurularak faal hale gelmiş, Askeri rejimin olumsuz etkileri silinmeye başlamıştı.

Turgut Özal ile Türkiye’nin dış görüntüsü de değişmişti. 12 Eylül ihtilali ile cumhurbaşkanlığına bir general seçilmişti. Atanan başbakan ise yine eski bir askerdi. Yapılan seçimle ülke sivil bir idare ile yönetilmeye başlamış ve seçilmiş, sivil bir başbakan ülkenin başına geçmişti.   

Turgut Özal başbakan olduktan sonra ilk iş olarak ekonomik programlar hazırlamıştı. Hazırlanan bu programların uygulanmaya başlanmasıyla ekonomi canlanmaya başlamıştı. 

TÜRKİYE ÇAĞ ATLAYACAK

Turgut Özal’ın sürekli söylemiş olduğu sloganlaşan bir sözü vardı. Ülkeye çağ atlatacağız.

Ekonomide serbest piyasa düzenini geçilmiş, yapısal değişim programı uygulamaya konulmuştu. Ayrıca bu dönemde kişi başına düşen milli gelir 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolarla, yükselme trendine girmişti.

Turgut Özal, Türkiye'yi, dışa bağımlılıktan kurtararak, üretimi desteklemiş ve ihracat önderliğinde büyüme modeline dönüştürmeyi başarmış ve bu çalışmalar neticesinde, Türk Ekonomisi rekabete açılmıştır. Bunun yanında Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde de pek çok sanayi tesisi kurulmuştur. Bu çalışmalar insanımıza güven vermiş ve özgüven aşılamıştır.

Turgut Özal’ın başında olduğu Anavatan partisi, iktidar da olduğu dönem olan 1983-1991 tarihleri arasında ülke ortalama yüzde 5,2 oranında büyümüştü. Ekonomide ki bu istikrarlı büyüme, o zamanın şartlarına göre büyük bir başarıydı.

İNANÇLI BİR İNSANDI

Turgut Özal yaşantısında inancı ile öne çıkıyordu. Başbakanlığında ve cumhurbaşkanlığında devamlı namaz kılması, hatta Çankaya da cemaat olarak namaz kılmaları ve kendisinin de onlara imamlık yaptığına birçok kişi şahit olmuştur. Bu, normal gibi görünse de, cumhuriyet tarihi için, devrim niteliğinde çok önemli bir olaydır.

KÖRFEZ SAVAŞI IRAK İLE GÖRÜŞMELER

Turgut Özal'ın döneminde gerçekleşen en önemli olaylardan birisi I. Körfez Savaşı'dır. Bu dönemde Özal, petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve bölgeyi hâkimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini ifade etti. Bunun yanında operasyona Türk Ordusu'nun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük'e girilmesini istedi. Ancak zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrılması üzerine bu hedef gerçekleştirilememiştir. 

Ayrıca dönemin Irak Başbakanı Taha Yasin Ramazan, Türkiye ziyareti sırasında Özal'ı makamında ziyaret etmiştir. Bu konuşma sırasında Ramazan şu sözleri söylemiştir:

Saddam Hüseyin hükümetine karşı Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere uçaklarına İncirlik Hava Üssü'nü açarsınız sizi düşman biliriz.

Bunun üzerine Turgut Özal şu yanıtı vermiştir:

O Saddam'a selam söyle. Eğer Türkiye topraklarına bir top mermisi düşerse, seni de Saddam'ı da Bağdat'ın ortasında asarım! Demiştir…

Adnan Menderes ve Turgut Özal, Türkiye sevdalısı iki güzel şahsiyetti. Hataları olmasına rağmen, bu ülkenin gelişmesi için büyük adımlar atmışlar, fakat başarılarını çekemeyenler tarafından engel olunmuş, suikastlar düzenlenmiş ve vatan uğruna canlarını vermişlerdir.

Atalarımız meyveli ağaç taşlanır demişlerdir. Fakat bizler o meyveli ağaçları korumakla görevli olduğumuzu unutmayalım. Bunlar bizim değerlerimizdir.  Bu ülkeyi daha iyi bir geleceğe götürmek, sadece siyasilerin değil, hepimizin görevidir. Dua ile.