"Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır" ayeti oracıkta duruken dünyaya karşı bu ciddiyet neyin nesi?
Dünyalık bir gram menfaat için ahireti yakacak işler yapmak neden?
Bütün zamanı onun peşinden koşarak geçirmek neden?
Gerçeğine çok uzakmışız gibi oyun ve eğlenceye dalıp gitmek neden?
Hem" dünyada ölümden başkası yalan" diyenler neden bu söylediklerinin gereğini yapmazlar?
Tek gerçek dedikleri ölüme neden sağır ve dahi kördürler?
Bu gerçeği hatırlatıcı her şeyi neden uzak tutarız?
Peki yalan olanı razı etmek için gerçeği neden kendimizden uzaklaştırırız?
"Dünya ahiretin tarlasıdır" dendiği halde her sene tarlayı nadasa bırakmak neden?
Kendi tarlasında bereketli mahsüller yetiştirmek varken başka bağlarda oyalanmak neden?

İmam Gazâlî der ki:
Bil ki gaflet içinde olan dünyâ ehlinin hâli gemiye binip harika bir adaya gelen topluluğun haline benzer.
Bu topluluk ihtiyaçlarını gidermeye çıkar, gemici de onları geç kalmamaları için uyarıda bulunur. Sadece ihtiyaç miktarınca kalmalarını ister. Aksi halde onları adada terk etmekle korkutur. Bazıları bu uyarıya uyup çabuk geri döner ve en geniş yerlere yerleşir.
Diğerleri ise birkaç gruba ayrıldılar:
Birinci grup; adanın güzel çiçekleri, düz akan nehirleri, hoş meyveleri, maden ve cevherlerine bakarak dalar, sonra kendine gelip, gemiye koşar, önce gelenlerden daha eksik yerlere sahip olsalar da, genel olarak kurtulur.

İkinci grup da birincisi gibi adadaki güzelliklere dalar ama bu cevher, meyve ve nehirlerin üzerine düşüp onları terk edemeyip, güçleri yettiği kadar toplamaya başlar. Toplama ve taşıma işi onları meşgul eder. Gemiye geldiklerinde önceki guruptan kendilerine daha dar yerler bulurlar. Topladıklarını atmaya kıyamazlar ve onunla kendilerine fazladan yük almış olurlar. Ama çok geçmeden çiçekler solar, meyveler çürür, kötü kokular her yere yayılır. O topladıklarını atıp, kendi canlarını kurtarmaktan başka çare bulamazlar.

Üçüncü grup ise o meşeliklere dalar ve gemicinin sözünden gafil olur. Daha sonra onun yola çıkma çağrısını duyup koşar, ama geminin artık gittiğini görürler. Topladıkları şeylerle karada kalıp, helâk olurlar.

Dördüncü grup da çok şiddetli gaflet içinde olup, hiçbir çağrıyı ve geminin gittiğini anlamazlar. Bu gurup da birkaç fırkaya ayrılır; kimini yırtıcı hayvanlar parçalar, kimi adada yolunu kaybedip helâk olur, kimi açlıktan ölür, kimini ise yılanlar sokar.
O ada ki dünyaya benzer, eğer ona dalıp giderseniz ahiret gemisi sizi terkeder.

Selam ve dua ile.