Günümüz dijital dünyasında ebeveynler çocuklarını dijital araçlardan uzak tutmakta zorlanıyor. Günümüzün getirdiği gereklilikler sonucunda da bu durum mecburi bir hale gelebiliyor. Okul Öncesi Eğitim Kurumları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Özkanad, ise ebeveynlerin sıkça sorduğu “Çocuğuma dijital dünyanın içinde insan kalmayı nasıl öğretirim?” sorusuna yanıt verdi.
BİR ZAMANLAR TELEVİZYON, ŞİMDİ İSE DİJİTAL DÜNYA VAR
Özkanad, “Her nesil kendi döneminin sorunlarıyla mücadele etti. Bir zamanlar aileler çocuklarını kötü arkadaş çevresinden korumaya çalışıyor, televizyonun etkileri tartışılıyor, sokakta geçirilen zamanın riskleri konuşuluyordu. Bugün ise anne babaların karşısında çok daha güçlü, çok daha görünmez bir etki alanı bulunuyor: dijital dünya. Üstelik dijital dünya artık yalnızca bir iletişim aracı değil; çocukların düşünme biçimini, dikkat süresini, sosyal ilişkilerini ve duygusal gelişimini şekillendiren yeni bir yaşam alanına dönüşmüş durumda.” Dedi.
AYNI EVİN İÇİNDE İKİ FARKLI DÜNYA SESSİZCE ÇATIŞIYOR
Özkanad, “Sorun tam olarak burada başlıyor. Çünkü bugünün çocukları dijital dünyanın içine doğarken, anne babalar hâlâ geleneksel ebeveynlik refleksleriyle çocuk yetiştirmeye çalışıyor. Bir tarafta hız, tüketim ve sınırsız erişim kültürü; diğer tarafta sabır, sınır, emek ve değerler eğitimi… Aynı evin içinde iki farklı dünya sessizce çatışıyor.” İfadelerini kullandı.
ÇOCUKLARIN SABIR BECERİSİ AZALIYOR
Özkanad, “Eskiden çocuklar sıkılırdı. Bugün ise çocukların sıkılmasına çoğu zaman fırsat verilmiyor. Oysa sıkılmak; düşünmenin, üretmenin ve hayal kurmanın başlangıcıydı. Şimdi ekranlar, çocukların karşısına sürekli yeni uyaranlar çıkarıyor. Hızlı tüketilen içerikler, kısa videolar ve anlık haz duygusu; dikkat süresini azaltırken sabır becerisini de zayıflatıyor.” Diye konuştu.
AYNI EV İÇİNDE HERKES BİRBİRİNDEN UZAKLAŞIYOR
Özkanad, “Bir başka önemli sorun ise görünmeyen yalnızlık… Aynı evin içinde herkesin birbirinden uzaklaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Anne baba telefonda, çocuk tablette… Aynı ortamı paylaşan ama birbirine temas etmeyen aile yapıları oluşuyor. Dijital dünya insanları birbirine bağlarken, gerçek ilişkileri de sessizce zayıflatabiliyor. Elbette teknolojiye karşı çıkmak gerçekçi bir yaklaşım değil. Çünkü teknoloji artık hayatın merkezinde yer alıyor. Geleceğin eğitim sistemi, meslekleri ve iletişim biçimi teknolojiyle şekillenecek. Ancak burada asıl önemli olan nokta şudur: Çocukların teknoloji kullanması değil, teknolojinin çocukları yönetmeye başlamasıdır. Bu nedenle yeni çağın ebeveynliği artık sadece korumakla ilgili değildir; rehberlik etmekle ilgilidir.” Dedi.
ÇOCUK SUSSUN DİYE EKRANA YÖNELTİYORLAR
Özkanad, “Çocuklarımızın hangi videoları izlediğinden daha önemli bir soru vardır: İzledikleri içerikler onların karakterine ne yapıyor? Kaç saat ekran başında kaldıkları kadar önemli başka bir soru daha vardır: Gerçek hayatta ne kadar oyun oynuyorlar, ne kadar sohbet ediyorlar, ne kadar hissediyorlar? Çünkü çocuk gelişimi yalnızca akademik başarıyla ölçülmez. Empati kurabilen, bekleyebilen, sınırlarını bilen ve duygularını yönetebilen çocuklar yetiştirmek hâlâ en büyük başarıdır. Bugün birçok anne baba çocuklarını susturabilmek için ekranlara yöneliyor. Ancak kısa süreli sessizlikler, uzun vadede iletişimsizliğe dönüşebiliyor.” İfadelerini kullandı.
ÇOCUKLARIN HAYATINA TAM ANLAMIYLA DAHİL OLMALIYIZ
Özkanad, “Çocuklarımızın bizi dinlemesini istiyorsak önce onların hayatına gerçekten dahil olmamız gerekiyor. Birlikte geçirilen kaliteli zamanın yerini hiçbir uygulama dolduramaz. Hiçbir ekran, anne babanın göz teması kadar güçlü değildir. Belki de çağımızın en önemli ebeveynlik sorusu şudur: “Çocuğumu dijital dünyadan nasıl uzak tutarım?” değil, “Çocuğuma dijital dünyanın içinde insan kalmayı nasıl öğretirim?” Çünkü geleceğin güçlü çocukları; teknolojiyi kullanan ama değerlerini kaybetmeyen çocuklar olacak. Ve unutulmamalıdır ki çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras; son model cihazlar değil, güçlü karakterlerdir.” Diye konuştu.





