Çoğu zaman üzerinde düşünmemiz gereken olaylara tebessüm eder geçeriz; bazen de tam tesini yapar, üzülmemiz gereken şeylere seviniriz...
*
Rahmetli annem yatsı namazını eda ettikten sonra duvardaki saatli maarif takviminin o günkü sayfasını koparır ve "işte ömrümüzden bir gün daha gitti; geriye ne kaldı, Allah bilir" der, hayıflanırdı!
*
Bu gün ömrümüzden bir yıl daha gitti, yarından sonra yeni bir yılın günlerini saymaya başlayacağiz; geriye ne kaldı Allah bilir...
*
Geçip giden yıllar ömür sermayesinin tükenmekte olduğunu gösteriyor. Aslında bu gün kendimizi hesaba çekmeliyiz, geride bıraktığımız bir yılın muhasebesini yapmalıyız.
*
Ancak çoğumuz bunu yapmıyoruz; gaflet deryası içinde debelenip duruyoruz. Ömrümüzü nerede nasıl geçirdiğimizin hesabı sorulmadan evvel bu hesabı kendimiz sormalıyız.
*
Lakin bu gerçeklerle yüzleşmek yerine kaçıyoruz; kendimizi eğlenceye vererek, içkiye zevkü-sefaya vurarak nefsimizi aldatmayı tercih ediyoruz.
*
Biz müslüman insanlarız, müslüman bir beldede müslüman ana-babadan dünyaya geldik. Bu bile bize büyük bir ilahî lütuftür; kıymetini bilelim. Yoksa Allah elimizden alır..
*
Yeni yılın tüm insanlığa barış, esenlik ve huzur getirmesi dileğiyle sohnetimizi M.Akif Ersoy'un sözleriyle tamamlayalım.

Demek: Islâm'ın ancak nâmı kalmış Müslümanlarda,

Bu yüzdenmiş, demek, hüsran-ı milli son zamanlarda...