İçeride ve dışarıda tek gündem maddesi var o da terör. Terörü gündemin ilk sırasına oturtan emperyalist güçler, kendi çıkar ve menfaatleri uğruna, İslam coğrafyasını kan gölüne çevirdiler. Maalesef günümüzde bilindiği üzere birçok katliam yaşanıyor ve bunların büyük çoğunluğu Müslüman coğrafyasında yaşanıyor. Bu katliamların arkasında kim var cevap vermek gerekirse ‘siyonizim’ dır dır. Siyonizm’in tek amacı Yahudi lobilerinden aldıkları güç ile yeryüzünde islamın ve Müslümanların gelişmesini önlemektir. Bu bir sır olmaktan çıkmıştır.

İçinde yaşadığımız dünyada ve ülkemizde her gün, her saat önemli olaylar cereyan ediyor, bu olaylarla ilgili yorumlar yapılıyor, tavırlar alınıyor, terimler ve kavramlar oluşturuluyor. Bütün bunların dışında kalmak, eskiyi tekrarlamak, İslâm'ın ışığını kısmak ve meydanı başkalarına bırakmak olur. Günümüz âlimlerinin önce ilim ve ahlâk bakımından bu işte ehliyet kazanmaları, sonra da, kulluğumuzla ilgili her olay karşısında İslâmî tavır ve hükmü belirlemek için çaba göstermeleri zorunludur.

 

Bu süreç içerisinde Kalbi ve gönlü ve beyni bomboş bırakılan evlatlarımızın kalplerini, gönüllerini ve beyinlerini başkaları kendi hesaplarına doldurup milletimizin üzerine ateş topu gibi yuvarlamakta. Terörün kendi içerimizde ki örgütlenme, eleman kazanma ve eğitilmesi noktasında ne yapılması gerekiyorsa en üst tepede bunun değerlendirilip bitirilmesi için karar verilmesi gerekiyor. Dış bağlantıları ise hemen hemen hepsi bilinmekte. Terörü besleyen ve destekleyip bizim üzerimize gönderen İsrail ve onun gibi Siyonist güçler ile iyi bir hesaplaşmalıyız. Kendi gençlerimizi İslam dışındaki fikirlerden ve düşüncelerden kurtarmanın yolu, İslamı ve İslami şuuru yerleştirmektir.

Gençlik, başlı başına bir değerdir. Gençlik dönemini ganimet bilip değerlendirmek, her Müslüman’ın görevidir. Resûlüllah (sav) buyuruyor: “Beş şeyden önce beş şeyi fırsat ve ganimet bil. İhtiyarlık gelmeden gençliği; hastalık gelmeden sıhhati; fakirlik gelmeden zenginliği; meşguliyet gelmeden rahatı ve ölüm gelmeden hayatı ganimet bil.” Gençliği ganimet bilmek, gençliği değerlendirmek demektir. Gençlik, aynı zamanda İslâm dininin bir vasfıdır.

Ey dünyayı yöneten güçler! Kendinize ve çocuklarınıza layık gördüğünüz onurlu bir işi, serveti, efendiliği, özgürlüğü, başkalarına ve başkalarının çocuklarına neden layık görmüyorsunuz? Kendi değerlerinize duyulmasını istediğiniz saygıyı, gösterilmesini istediğiniz sevgiyi başkalarının değerlerine neden istemiyor ve göstermiyorsunuz? Neden adil, dürüst ve hakperest olmuyorsunuz? Daha sorulacak çok soru var,bu zalimlere aslında. Bu bağlamda en acı gerçek ise bu ümmetin insanlarını batıl ideolojiler uğruna heba etmeleridir.

Ümmetin sadece toprakları değil; ondan çok daha önemli gönülleri ve kafaları işgal edilmiş vaziyette. En acısı işgalin farkında olmamak, hatta işgalcilerle işbirliği yapmak, bilinçsiz de olsa onlara yardımcı olmak. 20. Asrın başından bu yana, yerli ve yabancı zâlimlerin işgali öylesine büyük ki, müdâfaacıların kafalarında ve kalplerinde de büyük çapta izler ve derin yaralar bıraktı. Câmii, medrese, din eğitimi veren okullar ve benzerlerinin işgalden aldığı yara, tahribat ve tahrifat, tabiî olarak elbette oralardan yetişen Müslümanlarda da görülmekte. Müslümanların kalplerindeki nefret tohumları, bizi birbirimizde ayırıp, Siyonistlerin kucağına itmekten öteye gitmemekte. Müslümanların menfaat ve maslahatları neyi gerektiriyor ise onu yapmak ve uygulamak  zorundayız.

Sonuç olarak gelinen noktada şunun altını önemle çizmekte yarar vardır. Kendi gündemimizi kendimiz belirleyip, yol haritamızı buna göre çizmeliyiz. Başkalrının gündeminde boğulmamalıyız.