Hoca pazardan bir eşek satın almış. Eşeği yularından tutmuş, evine götürüyormuş. Yolda iki hırsız ona sezdirmeden eşeğe yaklaşmışlar. Biri yuları çözmüş, eşeği alıp götürmüş. Öteki de yuları kendi başına geçirmiş, Hoca'nın ardınca yürümüş…
Evin kapısına gelip de başını çevirince eşek yerine tanımadığı biriyle karşılaşan Hoca, şaşkınlıkla:
- Sen kimsin?, diye sormuş.
Kurnaz adam, başını önüne eğip:
- Sorma efendi, demiş. Anamın çok canını sıktım. O da beddua etti, “inşallah eşek olursun” dedi. Ben de o anda eşek oldum. Pazara götürüp sattılar. Siz alınca, sayenizde, yeniden insan kılığına girdim.
Hoca adama acımış:
- Bir daha ananın sözünden çıkayım deme, diye öğütler verdikten sonra hırsızı salmış.
Ertesi gün pazara gidip de dün satın aldığı eşeği gören Hoca, hayvanın kulağına eğilmiş:
- Seni köftehor seni! "Yine söz dinlemeyip ananı darıltıp eşek olmuşsun!" demiş.
Hoca bilmiyor mu, eşeğinin hırsızlar tarafından el değiştirildiğini?
Bilmez olur mu? Elbette biliyor…
***
Reis’in dün AK Partili yöneticilere yaptığı ikaz ve nasihatlar duyunca aklıma hocanın bu fıkrası geldi. Parti içinde çöreklenerek çıkar elde edenler tıpkı hocanın eşeğini çalan hırsızlar gibi Reis’in ardı sıra yürüyüp geldiler. İş açığa çıkınca da biz eşek olduk deyip paçalarını kurtarmaya çalışıyorlar.
***
Reis şimdi onları “bir daha yapmayın” diye serbest bırakıyor. Çünkü şu anda yapacağı başka bir şey yok! Ama bundan sonra pazara yeni eşek almaya giden Hoca’nın durumuna düşmesin, partiye adam seçerken, belediyeye başkan ararken, devlete bürokrat atarken dikkatli olsun. Zira hırsız her zaman ve her yerde hırsızdır.
Bizden söylemesi...