Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmeyebilirsin.
Ona duyulan sevgiye bir anlam vermeyebilirsin.
Hayatının hiçbir döneminde Ak Parti ile yolun kesişmemiş de olabilir.
15 yıldır iktidar oluşlarını saçma bulabilirsin.
İnsanların gözünü açmak (!) için hokkabazlıklar yapabilirsin.
Onun aleyhinde olan bütün argümanları kullanabilirsin.
Alaşağı etmek için her türlü yönteme başvurabilirsin.
Zaman zaman senden olmayanlarla bile ittifak kurabilirsin.
Ondan ayrılanları kendi safına çekmek için pazarlık yapabilirsin.
Gerekirse bazen yer yer taklit ederek dikkati kendine çekmek de isteyebilirsin…
Ama; Türkiye’nin aleyhinde batının yanında yer almak nasıl bir mantıktır?
“Nasıl olsa sığınacağım ülke bulurum” diyerek ajanlık faaliyeti yürütmek nasıl bir vatansızlıktır?
“Türkiye, İran ile savaşırsa İran’ın yanında dururum” demek nasıl bir satılmışlıktır?
“İzmir Avrupa Birliğine bağlansın” demek nasıl bir profan kafalılıktır?
“Sizi seçimlerden sonra Ege denizine dökeceğiz” demek nasıl bir nefrettir?
“15 Temmuz tiyatral bir darbe teşebbüsüdür” lafı nasıl bir mantık yürütmedir?
“Öldürülen 250 insanın katili devlettir” sözüyle neye hizmet edersin?
“Bir 15 Temmuz darbesi var, bir de 20 Temmuz hükümet darbesi var” cümlesi kimin ekmeğine yağ sürmek için kurulmuştur?
“Bizim ülkemizde can güvenliği yok” demek nasıl bir bunalım halidir?
Sırtını sıvazlayanların bile hayret ettiği ithamları nasıl bu kadar rahat dile getirebilirsin?
Kozmik odalardaki en mahrem bilgileri nasıl servis edebilirsin?
Kendi vatandaşının yüzüne bakacağını bile bile nasıl ihanet içerikli bilgiler paylaşabilirsin?
Birilerinin seni iktidar yapmasını sağlamak için özyurdunu nasıl bir çırpıda satabilirsin?
Sivil halkın üstüne bomba atanlarla nasıl aynı dili kullanabilirsin?
Sen ne hesap içinde olursan ol, bizler sana takılıp kalmayacağız.
Sözlerine takılıp tevil etmeye çalışarak zaman kaybetmeyeceğiz.
Çünkü bu şirazeden çıkmış söylemlerin asıl sebebini çok iyi biliyoruz.
Haa sen diyorsun ki; söz uçaaaaar yazı kalır.
Seni temin ederim ki, o iş öyle değil.
Hiç şüphe yok ki değil söylenen sözün, akıldan geçenin bile hesabı vardır.
Şüphesiz insan iki dudağının arasından çıkan sözlerden dolayı mutlaka sorumlu tutulacaktır.
Tarih bile söylenenleri kaydedip zamanı geldiğinde hesabını sorarken, tarihi yaratan hesap sormaz mı sanırsın?
“Çamur attım nasıl olsa izi kalır” desen de,
“Bu millet nasıl olsa bunları unutur” diye düşünsen de,
“Söylediklerimi inkar ediveririm olur biter” rahatlığında olsan da,
Biraz zaman geçince “beni yanlış anlamışsınız” deyip önüme bakarım desen de,
“Bu kayıtların hepsi montajdır” yalanına başvururum diye düşünsen de,
“Söylediklerimi çarpıtmışlar” diyerek söylediklerini çarpıtsan da,
“Dün dündür bugün bugündür sihirli sözcüğü ile herkesi hipnozlarım” diye hayal etsen de,
“Google geçmişimi silerek paklanırım” diye kirli bir düşünce içinde olsan da,
Ben bu köşemde bütün söylediklerini not edip yazıya döktüm.
Hani “söz uçar yazı kalır” dedin ya, sözlerin uçup gitmesin diye hepsini yazıya döküverdim.
Allah’ın asla unutmayacağını kullar da unutmasın diye.
Ve bunları okuyup pişman olma ihtimalin var diye,
tevbe edip hepsini sildirmeye azmedesin diye…
Selam ve dua ile.