Geçen hafta İstanbul kartalda aniden çöken binada hayatını kaybeden insanları izlediğimizde yine kahrolduk.

Yine malzemeden çalınan, kontrol edilmeyen bir bina da 21 insanımız hayatını kaybetti.

Tedbir almak için, illa ki suçsuz insanların ölmesi mi gerekiyor.

Geçmişte küçük depremlere bile dayanamayan binalarda, binlerce insanımız ölmüştü.

Öyle ki bir kesim bu ölümleri kadere bağlamıştı. Yapılan yanlışların üzerine gitmek yerine, kaderciliği öne sürüp soruşturmayı derinleştirmeyi düşünmemişlerdi.

Bugün bu yıkılan binanın suçunu da mı kadere yükleyeceğiz. Yapılması gerekenler yapılmadığı, demirden, çimentodan, kumdan çalan müteahhitlere bunun hesabı sorulmayacak mı?

Sayın cumhurbaşkanımız bu konuda tedbirler alınacağını, soruşturma başlatıldığını ve gereken cezanın verileceğini söyledi.

Geçmişte de benzer yıkımlar olmuş ve yine insanlarımız hayatını kaybetmişti.

O zamanda ki yöneticiler de tedbirler alınacağı yönünde beyanatlar vermişlerdi.

Fakat görüyoruz ki aradan zaman geçince verilen sözler unutuluyor ve bu alınacak tedbirlerin takibi yeterince yapılmıyor.

Fırsatçı inşaatçıların engellenmesi gerekiyor. Bir takım inşaatçılar hak edilmeyen ruhsatları almak için, araya tanıdık birilerini koyarak alıyor, bir kısmı yine siyasetin içine girerek yaptığı düzenbazlıklara kılıf buluyor, bu tür insanlar, para kazanmak için her şeyi caiz görüyor. 

Artık buna bir son verelim. Daha fazla masum insanımız ölmesin. Halktan biri olarak Cumhurbaşkanımızdan ve diğer yetkililerden bu konunun takibini ve verilen sözlerin mutlaka yerine getirilmesini özellikle bekliyoruz.

Ülkemizdeki insanlarımızın bu kayıplarına tahammülümüz kalmadı. Vatandaş olarak artık bu konuları konuşmak istemiyoruz.

Çıkarılan imar barışı aslında doğru bir yaklaşımdır. Fakat hükümetin bu iyi niyetinden istifade ederek, kötü niyetlerine alet eden, kendilerini şeytana satan çıkarcı insanların bu hareketlerine izin verilmemeli, yapanlarda hiçbir şekilde affedilmemelidir.

Ülkemizde bu konuda yeterince vasıflı insanımız vardır. Gölcük depreminden sonra bu tür kumlarla yapılan binaların tasfiye edilerek yıkılacağı ve yerine depreme dayanıklı binaların yapılacağı söz verilmişti.

Bugün o depremin üzerinden 20 yıl geçti. Hala aynı deniz kumlarıyla yapılan binalarda insanlar oturuyor ve her an ölümle karşı karşıyalar.

Belki o bina da hayatını kaybedenler için yapacak duadan başka bir şeyimiz kalmadı ama yeniden bu olayların yaşanmaması için katı kuralların alınması ve mutlaka uygulanmasını istiyoruz.

Hem de sadece İstanbul da değil, tüm ülkemizde bu denetimlerin yapılması, bir daha benzer olaylarla karşılaşmamamız açısından çok önemlidir.

Bu olayda hayatını kaybeden masum vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Rabbim bu ve benzeri olayları bir daha yaşatmasın inşallah.