Benim kızdığım konu şudur. Hep kadına şiddeti cezalandırmaya yönelik bir yaklaşımımız var. Yani hep ceza vermeye endeksli bir düşünce sistemimiz var. Fakat biz o insanları anlamaya empati kurmaya ve sorunlarını çözmeye odaklı düşünmüyoruz. Siz sorunu çözmediğiniz sürece vereceğiniz cezalar hem şiddeti artıracak ve hem de ailenin dağılmasına neden olacaktır. Tıpkı Osmanlı'nın duraklama dönemindeki Anadolu isyanlarını asıp kesmeyle çözeceğini düşünmesi ve sonuçta bu çözüm yolunun sonunu hazırlaması gibi.
Önce insanı ıslah edeceğiz. Islah etmeden verilecek ceza zulümdür. Erkek de kadın da toplumun sorunudur. Sorunları kadın ve erkek bireyselliğine yansıtmamız toplumu ayrıştırma ve hep karşısındakini suçlayıp kendini masum görme yoludur. Sonuçta Müslüman Müslümanın aynasıdır. Toplumun kadını da erkeği de nasıl ıslah eder, kazanırız diye düşünmemiz gerekir.
Nihayetinde herkes en güçlü olduğu silahla mücadele eder. Kadın diliyle erkeği ezip yok ederken, erkek de güçle buna karşı mücadele etmektedir. Toplumun ve kadınların erkeğe yaptığı bu baskı neden görülmez. Ya da kadın neden erkeği mücadele edecek bir düşman olarak görmek yerine bir dost ve müttefik olarak görmez.
Bütün bunlar, batının toplumu ayrıştırmak için içimize soktuğu düşüncelerdir. Bugün en mütedeyyin ailelerde bile bu konular konuşuluyorsa artık toplum çözülmüştür. Bunun bir sonraki adımı erkeğin kadını kontrol etmediği ve kadının artık tamamen serbest olduğu (olumsuz anlamda, yani cinsel anlamda) bir yapıya doğru evrilir. Erkeğin kontrolü biterse kadın sokağın olur.