Karzı Hasen, güzel borç anlamına gelmekte ve hiçbir menfaat ve çıkar beklemeksizin karşılığı yalnızca Allah’tan beklenilerek verilen borçtur.

Bu bahse konu borç; sadaka, zekât gibi infak olmayıp kişiye ödeme imkânına kavuşuncaya veya vaatleşilen süreye karşılık, emanet alınan nakdin veya ayni malın aslının ödeneceği bir borçtur.

Müminlerin bu şekilde borç vermelerini yüce yaratan kendisine borç verilmiş olarak görmekte ve kullarını şereflendirmektedir.

Bu ulvi uygulama ne yazık ki art niyetli kişilerin borcu vadesinde ödememesi ve ödeme imkânı olduğu halde ödememesi sebebiyle toplum içinde uygulanamaz duruma gelmiştir.

Hâlbuki borç alınırken ödeme niyeti kesin olduğu zaman Allah’ın yardımı muhakkaktır.

Kişi kul hakkından sakınırsa rahat borç edinemez, tabii ki borç, meşru bir işlemdir, ancak zaruret ve ihtiyaç durumunda borç alınmalıdır.

Mümin kişi, borçlanırken aklından çıkarmaması gereken husus; ömrünün borcu ödemeye vefa etmeyeceği düşüncesidir.

Rivayet edildiğine göre;  Hz. Ömer ‘in (Allah onlardan razı olsun) oğlu Abdullah babasının yanına gelir, ‘Babacığım üç bayramdır üzerime yeni elbise alamıyorum’ der.  ‘Bana bir mektup yaz babacığım, Beytülmal’den önceden para çekeyim. Avans olarak yani 15 gün sonra alacağım maaşımı, 15 gün önce alayım’ der. Hz. Ömer oğluna, maliye memuruna verilmesi üzere bir yazı yazıp verir. Hz. Ömer mektuba mührü basar, ‘Git bunu adamıma ver’ der. Oğul Abdullah, heyecan ve büyük sevinçle, Hazineden sorumlu, memura mektubu uzatır. ‘Ben maaşımı önceden alacağım. Bayrama hazırlık yapacağım. Bu da babamın maaşımın önceden verilmesine dair imzaladığı evrak ‘ diyerek verir. Memur, Abdullah’a dönerek, ‘Belgede eksiklik var’ der. Abdullah, ‘Hayır, ne eksiği?’ der. Ve ekler,’Babamın imzası ve mührü var. Daha ne istiyorsun?’ der. Memur ise sakin bir şekilde, ‘Hayır, hayır burada ifade eksikliği var’ der. Ve ekler: ’Sen bu mektubu al Halife Hz. Ömer’e götür, (ifade eksikliği var ) de ve mektubu yeniden yazmasını söyle’ der. Oğul biraz şaşkın, biraz da düşünceli olarak, ‘Başka ne yazacakmış ki?’ der.  Memur, ’Baban, (BU ADAM 15 GÜN DAHA YAŞAYACAK) desin, altına da imza atsın, mührü bassın, ben senin paranı hemen vereyim’ der. Oğul Abdullah kâğıdı memurun elinden alır, ardından ağlayarak ‘Vallahi doğru söyledin’ der. “Babamın ne adamları var! Allah’a Hamd-u senalar olsun.” Der.

İşte değerli dostlar, borç alırken yarına çıkmayı garanti edemediğimiz, ölümlü bir hayatta yaşadığımızı unutmayalım. Heveslerimiz ve vaz geçemediğimiz lükslerimiz için borçlanmayalım. Ciddi bir zaruret dahilinde borçlanalım ki Rabbimiz bize ödeme imkanı sunsun ve toplumda karzı hasen devam etsin.

Selam ve dua ile…