Cumhuriyet gazetesinin 5 Aralık’taki haberi gözüme çarpıncaya kadar manevi rehberlikle ilgili programdan haberim yoktu.
Bu gazetede bu konu gündeme geldiyse ve bu gazete eleştirel bir yazı yazmışsa önemli bir çalışma olma ihtimali yüksekti.
Öyle de oldu. Manevi rehberlik veya danışmanlık konusunu araştırdığımda bu konunun toplumun faydasına olabilecek birçok faydaları karşıma çıktı.
PROGRAM İÇERİĞİ
Manevi rehberlik programı, diyanet işleri başkanlığının 1980’li yıllarda cezaevlerine rehber görevlendirmesi ile başlayan bir program.
Bu rehber görevlilerin çalışmaları başarılı olduğundan dolayı,hastanelere ve öğrencilerin yoğun oldukları KYK’lara da manevi rehber ataması yapılarak çalışmalara başlanmış durumda.
Pilot çalışmaların yapıldığı ve öğrenciler tarafından kabullenilen, beğenilen bu programın genişletilmesi için üniversiteler de destek oldular ve bölümlere öğrenci alarak eğitime başladılar.
Bu manevi danışmanlık eğitimi programı o kadar önemli bir proje ki, genelleştirildiğinde, işinin ehli kaliteli rehberler atanarak uygulandığında, faydaları ilerleyen yıllarda daha fazla belirgin olacaktır.
NELER YAPILABİLİR ?
Bu programla yapılabilecekleri yüzeysel olarak şöyle anlatabiliriz. Cezaevlerinde mahkûmlara Hz. Yusuf anlatılabilir. Hiçbir suçu olmadığı halde zindana atılan Hz. Yusuf’un, zindandakileri nasıl rehabilite ettiğini ve zindanı nasıl bir medreseye dönüştürdüğünün anlatılması, mahkûmları rahatlatacaktır.
Hasta insanlara Hz. Eyüp’ün yaşamı anlatılabilir. Bir peygamber olduğu halde ağır bir imtihana maruz kalması sonucu her zaman sabır göstermesi ile örnek olması ve hadiste geçtiği üzere, hastalıkların günahlara kefaret olduğu anlatılarak hastaların biraz olsun rahatlamalarının sağlanabilir.
Eğitim yönü ise belki de daha önemlisidir. Eğitim gören çocuklarımıza doğru bir din anlayışı, hayatın doğrularının anlatıldığı ve geleceğe yönelik yapılacak sohbetlerle çocukların hem soruları cevaplandırılır hem de geleceği şekillendirilir.
Tabii ki tüm çalışmaları yapan kişilerin ehil olmaları ve yaptıkları işin gaye ve hedeflerine uygun yapmalarıyla başarıya ulaşacağını kabul etmek gerekiyor.
Manevi rehberlik için düşünülen kişilerin, toplumu iyi tanımaları, pedagojik bir eğitim almaları, toplum sosyolojisini bilmeleri, Yetişkin Eğitimini (Androgoloji) bilmeleri, dini bilimlere hâkim olmaları, tahammül göstermeleri ve sorunları çözme noktasında ehliyetli bir bilgiye sahip olmaları gerekiyor.
Diyanet ve üniversiteler de, bu konuda hassas davranarak ehil olan, kendilerini ispatlamış kişilerle çalışacaklarını belirtiyorlar.
Bu doğru bir bakış açısı ve doğru bir çalışmadır. Her konu da ehil insanların göreve getirilmesi çok önemlidir fakat bilhassa böyle çalışmalarda liyakatin mutlaka aranması önemli olacaktır.
Ezcümle birçok alanda rehbere ihtiyaç olduğu gibi manevi rehberliğe de ihtiyacın olduğu aşikârdır.
Amaç arzın imarı ve neslin ıslahı ise, insanların yanlış yapmalarını önleyerek cezaevlerine düşmelerini önlemeli, mümkün olduğu kadar hastalığı önleyici tedbirleri alarak sağlıklı yaşamaları sağlanmalı ve eğitimde çocuklarımızın mesleklerinin yanında toplumun yararına çalışan, ahlaklı, saygılı, şefkatli, merhametli ve inançlı yetişmelerini sağlamak olmalıdır.
Toplum olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeli ve yapılan bu çalışmalara hep beraber destek olmalıyız.