Özür dilemeye en başta Senden özür dileyerek başlamak isterim Rabbim.
Güya bilirim ki en çok sana karşı özür dileyecek kusurlar işledim.
Özür dilerim yeterince iyi bir kul olamadığım için.
Özür dilerim verdiğin vazifeleri hakkıyla yerine getiremediğim için.
Özür dilerim sonsuz nimetlerine karşı nankörlük yaptığım için.
Özür dilerim Seni sevmeye ve tanıtmaya zamanımın hepsini ayıramadığım için.
Lüzumsuz sevgilerle kirlettiğim kalbim, yalan ve boş söz söylettiğim dilim, lakaytça geçirdiğim sermayeyi ömrüm, hakka yürütmediğimde ayaklarım, ikinci bakışa zorladığım gözlerim, kerih ve şüpheli olanı öğütmeye mecbur bıraktığım midem sizden de özür dilerim.
Sonra annem, babam, eşim, çocuklarım, gardaşlarım, bacılarım, tüm akrabalarım hepinizden özür dilerim. Zira zaman zaman nefsimi aramıza perde yaptım. Hırsıma yenik düştüm, önceliklerde yanlış tercihler yaptım.
Özür dilerim; Filistinim, Asyam, Afrikam, Kafkasyam, Doğu Türkistanım, Suriyem, Yemenim, Arakanım, Eritrem, Cezayirim, Kürdüm, Türkmenim, Arabım.
Özür dilerim; bacağını kaybedenim, dul kalanım, çocuklarına ot yedirenim, boş tencere ile avutanım, göğsünde bebesine verecek sütü tükenenim, yetimim, ağlayanım, yüreği yaralı olanım, molozların altından çıkardığım, soluduğu gazla sessizce sonsuz uykuya dalanım, sahile vuranım, kampta aç uyuyanım, sabaha kadar gözüne uyku girmeyenim.
Özür dilerim; dünyam, ahiretim, geçmişim geçmeyen kötü huylarım.
Özür dilerim; model yükseltmek için satışa koyduğum emektarım, dar geldiğini düşündüğüm evim, gözüme eskisi kadar güzel görünmeyen eşim, işlerimin yoğunluğunu bahane ederek zaman ayıramadığım çocuğum, fazla yediğim aş, çürümüş meyvem, buzdolabındaki yiyeceklerim, yedekte beklemesi için aldığım gömleğim, üst üste koyduğum ayakkabılarım, komodinde unuttuğum bilmem kaçıncı kol saatim.
Özür dilerim; bozuklukları verdiğin dilencim, eskilerimi verdiğim fakirim, karşılaşmamak için yolumu değiştirdiğim yoksulum, kemikli tarafından verdiğim çingenem.
Özür dilerim; aşağılayarak bakış attığım fakirim, kirli elbisesinden gözümü kaçırdığım işçim, ter kokusundan tiksindiğim kapıcım, çöp koktuğu için iğrendiğim çöpçüm.
Özür dilerim; karşıya geçirmek için zaman bulamadığım nenem, tekerlekli sandalyesine el atmadığım engellim, nöbet geçirdiğinde korkup kaçtığım epilepslim, ağzındaki kontrol edemediği salyasına mendil uzatmadığım ALSlim, yavaş yürüdüğü için kendisiyle yürümekten usanç duyduğum felçlim, yüzüne tuhaf tuhaf bakarken bakışımı yakalayan down sendromlum.
Özür dilerim; uyuştucunun pençesine terk ettiğim gencim, fuhşun kollarına mahkum bıraktığım kadın, her sosyal paylaşımını beğendiğim halde üç aydır görmediğim mahallelim, boşanacak noktaya gelmiş olduğu halde haberimin olmadığı arkadaşım, öldüğünü kokusundan anladığım komşum...
Suçunu anlayıp özür dilemek, insanın özelliğidir. Ben de tüm suçlarımı görüyor, özür diliyorum. Zira şeytan da, Âdem de benzer suçu işlemişti. Allah'ın bir emrini yerine getirmeyerek günah işleyen şeytan; buna karşı bir yasağı çiğneyerek günaha giren Âdem.
Şeytan, hatasından dolayı sorgulandı ama suçunu itiraf edip özür dilemedi. Âdem ise suçunu itiraf edip özür diledi. İşte, şeytanla, Âdemi ayıran en büyük fark bu oldu.
"Bu ara Âdem, Rabbinden bazı kelimeler alıp öğrendi. Allah da tövbesini kabul etti. Çünkü Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir." Öyleyse biz de aynı kelimelerle özür diliyoruz.
Evet özür dilemek büyüklük, alttan alabilmek, ortamı yumuşatmak, hatayı görebilmek, karşı tarafın gönlünü alabilmek ve sonucunda uzlaşabilmektir.
Var olan yanlışı/kötü durumu kabullenip, bozulan şeyleri düzeltmek adına harekete geçmemizin ifadesidir. Harekete geçmek her anlamda ruh sağlığımız açısından olumlu bir reaksiyondur.
Hepimizin ruh sağlığına ihtiyacı var değil mi?
Selam ve dua ile.