Sömürgecilik, özellikle coğrafi keşifler den sonra, ekonomik yararlanma, siyasal ve kültürel egemenlik kurma, toprak elde etme amacıyla bazı Avrupa devletleri tarafından yayılma sistemi olarak benimsendi. 18. yüzyılın sömürgeci devletleri ve sömürgeler kurdukları yerleri az çok tarih okumuş kişiler bilirler. Bu ülkelerde bir tanesi de Hollanda. Güney Afrika’da, Kap; Asya’nın güneydoğusunda Cava, Sumatra, Bomeo ve Yeni Gine bölgelerini sömürü altına almış ve hala oraların yer altı zenginliklerini sömürmeye devam ediyor. Yıllarca Avrupa ülkeleri sömürü üzerine kurdukları saltanatlarını, barışçıl, insancıl gibi sözleri kendi alçaklıklarını kapatmaktan öteye giden bir şey değil.
Bugün bizim hoşgörü, özgürlük ve çok kültürlülük çerçevesinde gördüğümüz kanun ve tartışmaların hepsi göz boyamaktan öteye gitmemektedir. Onun için ötekilerin hak ve özgürlükleri, “onlara hizmet ettiği kadardır” anlayışı genel kabul görmektedir. Avrupa’dan yani ikiyüzlü bir medeniyetten başka bir şey beklemekte fazla saflık olur.
Alçak anlamına gelen Netherlands bu günlerde alçak yüzünü bir kez daha gösterdi. Müslüman toplumlarına pek de yabancı olmadıkları bir durum. Konu sadece Hollanda meselesi değil. Bu mesele aslında ne diplomatik kriz ne de seçim malzemesi. Bu açıkça İslam düşmanlığı.
Hollan da Pim Fortuyn ve Geert Wilders gibi politikacıların, Theo Van Gogh gibi sanatçıların körüklediği islamofobi camilerin kundaklanması ve Müslüman göçmenlere karşı ayrımcılık uygulamasına yol açtı.
Avrupa’da İslami fobi, 11 Eylül olaylarından önce de vardı. Fakat 2. Dünya savaşında Yahudilere yönelik Almanya’nın yapmış olduğu katliam onları bunu alenen yapmalarını engellemekteydi. 11 Eylül olayı politikalarını alenen yapmalarını sağladı. Bunun gizlemeleri için artık bir nedenleri yoktu. Çünkü Müslümanlar “terörizm”e destek vermekteydiler. Bunun önünün alınması gerekiyordu, en kolay yolu ise Müslümanlara baskıdan geçiyordu. Kendilerince kurmuş oldukları paravan örgütler sayesinde İslam ülkelerini işgal etmek ve Bu oyuna karşı duran olursa da türlü türlü oyunlar ile dize getirmekti. Son yaşadığımız olaylar bunun bir göstergesi. Şundan şu oldu, bundan bu oldu gibi konuları konuşmamız pekte doğru olmasa gerek. Bu olayların tek sebebi İslam ve Müslüman düşmanlığından başka bir şey değil.
Gizledikleri düşmanlıklarını, Avrupa nın tamamında aleni bir şekilde dalga dalga yayılmakta.
Biz Müslümanlara düşen birlik ve beraberlik içinde iyi organize olup, bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenmemizdir. Bölük bölük olduğumuz müddetçe Fravunun ayırmış olduğu kabilelere yaptığı işkenceleri, bugün batı da, bizlere uygulamaya devam edecektir. Bölündükçe yok olmaya mahkûm olacağımızı bir kez daha söylememe gerek yok sanırım.
Bugüne kadar İslam dünyası islamofobiye karşı etkin bir mücadele sürdürememiştir.Çünkü hep ‘’bizi bir tanıyabilseler,hemen sevecekler’’sanılıyor.Oysa mesele islamofobik kişilerin islam’ı tanımaması değil.Onlara istediğimiz kadar Mevlana’yı tanıtalım,nefret edenler nefretlerinden vaz geçmeyecektir. İslamofobiye karşı koymak için Müslümanların yapması gereken en önemli şeye genel olarak nefret söylemlerine karşı örgütlenmektir.