Rasûlullah’ın s.a.v.hayatını ve hadisi şeriflerini okudukça, okuduklarımızı hayatımızda uyguladıkça İslam’ın güzelliklerinin hayatımıza katkısını ve yaşamımızı güzelleştirdiğini görüyoruz.

  İki hafta önceki (mu’minin misali) başlıklı yazımda Hz. Peygamberin “Müminin misali, taze ekin gibidir. Rüzgâr nereden gelirse, onu eğip yatırır, ama kökünden onu koparmaz. Kâfirin misali ise çam ağacı gibidir. Rüzgâr vurdukça ses gelir, yıkılmaz gibi durur. Ama bir devrildi mi bir daha doğrulamaz.” konulu hadisi şerifi konu almıştım.

Bugün ise yineAhmed b. Hanbelin müsned’inde geçen benzer çok güzel bir hadisle devam edeceğim inşallah. Hadisi şerifte efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor.

“İzni ve kudretiyle yaşadığım Allaha yemin ederim ki, mümin temiz yiyen, temiz üreten, temiz yere konan ve konduğu yeri kırıp bozmayan bal arısı gibidir.”

Hz. Peygamberin sözlerini ve bal arısı örneğini inceleyelim.

Temiz yer, (helal olanı seçer)

Temiz üretir, (hakkın rızasına uygun davranır)

Temiz yere konar, (sâlih ve sadık kişilerle dost olur)

Kırıp dökmez, ( konduğu yeri bozmaz, bilakisâbâd(imar) eder)

Hayatı boyunca temiz olan, daima helali tercih eden bir kişi, hem kendisi hem de çocukları, bu temizliği ve helal yemeyi prensip haline getirmiş olur. Nerede olursa olsun bu prensibi, kendisini öne çıkarır ve çevresinde bu şekilde tanınır.

Ahirette ise yine bu özelliği onu farklı makamlara ulaştıracaktır. Efendimiz s.a.v. bir hadislerinde “Allah temizdir, temiz olanları sever buyurmuştur.

Temiz üretmek konusu geniş bir alandır. Allah yeryüzünü, temiz bir şekilde yaratmıştır. Toprak temizdir. Hava temizdir. Denizlerimiz temizdir. Fakat biz insanlar, yüce Allah’ın bize bahşettiği bu nimetleri, düzenli kullanmadığımızdan bozuyor, kirletiyoruz. Bu doğal olan, temiz doğaya, hem bizlerin hem de geleceğimiz olan çocuklarımızın ihtiyacı var.

Kirli olan bir yerden temiz ürünler çıkmaz. Geleceğimizi riske atmamalıyız. Bu açıdan temiz olmaya mutlaka alışmalıyız. Bu kültürü öğrenmeliyiz.

KUL HAKKI

Yaşamak için temiz yerleri seçmek ve temiz yerlerde yaşamak gerekir. Bir örnek vereyim. Yaşadığımız şehir hepimizin ortak malıdır. Bu ortak alanları temiz tutmamız birçok açıdan önemlidir fakat en önemli tarafı, bizim kirlettiğimiz için, bir başka kişiler bundan olumsuz etkilenirse, bu kul hakkının oluşmasıdır. Bizler bu vebali ödeyemeyiz.

Bunun yanında bir piknik alanı düşünelim. Son zamanlarda bu konu çokça konuşuldu, fakat yine de istenilen sonuç alınamadı. Buraya giden insanlar, güzel vakit geçirmeli, rahatlamalıdır da. Fakat oradan dönerken o alanı temiz ve doğal halinde bırakmalıdır.

Belki de en çok yollarda karşılaştığımız olumsuz görüntüler bizleri üzüyor. Şoförler araba kullanırken çöplerini pencereden atıyor, hatta bilhassa sigara içenler hem sigara izmaritlerini hem de kül tablalarını hiç düşünmeden yola atıyorlar. Bu medeni bir insanın yapacağı bir davranış değildir.

Müslümanlar olarak yapmamız gerekenlerden biri, arzın imarı neslin ıslahı olmalıdır. Bulunduğumuz yerlere olumlu katkılarımız olmalı. İnsanların hatta tüm canlıların faydalanacağı işler yapmalıyız. Arzın imarı ve neslin ıslahı için hep birlikte arılar gibi çalışmamız gerekiyor.

Arı kelimesi, temiz pak ve çalışkanlık olarak literatürümüze geçmiştir. Osman Nuri Topbaş hocanın bu konudaki yazısının bir bölümünü sizlerle paylaşıyorum.

“Nasıl ki bir arı, peteğini doldurmak için bin çiçeği gezerse, bizler de bir bal arısı misali, Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz ‘in ve Hak dostlarının örnek hayatlarından hisseler almalı ve bu güzellikleri hayatımızın her ânına aksettirmeliyiz. Böylece parlak bir ayna misali, İslâm’ın çalışkanlık, nezâket, zarafet, merhamet ve güler yüzünü bütün insanlığa yansıtmalıyız.”

Biz Müslümanlar, her şeyden önce kuran ve sünneti kendimize rehber edinmeliyiz. Hayatımızı bu değerlerle devam ettirmeli, kuran ve sünnetin ışığında, örnek şahsiyetler olmaya gayret etmeliyiz.