Avrupa gezimizin üçüncü durağı Paris oldu. Paris eyfel kulesiyle, Louvre müzesiyle, Notre Dame katedraliyle öne çıkan büyük bir şehirdir.

Fakat Paris’te beni daha çok heyecanlandıran Fas mimarisiyle yapılmış olan Büyük Paris Camisi oldu.Son Osmanlı halifesi 2. Abdülmecid’in hayatının son günlerini bu camide geçirmiş olması da beni ayrıca duygulandırdı.

Paris’te bu tarihi ve özel mekânları gezerken aldığım notları paylaşmak istiyorum.

CAMİNİN TARİHİ

-Paris büyük camiinin tarihini incelediğimizde enteresan bilgilere ulaştık.

-Paris’in merkezinde olan Büyük Camii, ülkenin en büyük İslam merkezidir. Paris’in ünlü parklarından JardindesPlantes’in hemen arka tarafında yer alan cami, 1920’li yılların başında Fransız askerlerin yanında savaşan yüz binlerce Müslüman’a bir teşekkür olarak yapılmıştır.

Paris Büyük Camii’nin olduğu bölge genellikle Gotik mimari eserlerle kaplıdır. Şehre Kuzey Afrika dokunuşu getiren cami bu yönüyle bölgenin dikkat çeken yapıları arasında yer alır. 33 metre yükseklikte minaresi bulunan camide yer alan İran kilimleri, Kuzey Afrika bakırı ve Lübnan sediri camiye ayrı bir hava katmıştır. Caminin hamamı Müslüman olsun olmasın herkese açıktır. Bunun dışında Paris Büyük Cami’de Orta Doğu yemeklerini tadabileceğiniz bir restoran ve Kuzey Afrika el ve sanat işlerini satan bir de dükkân vardır.

Tipik bir Avrupa şehri olan Paris te yaşam çok pahalı ve bir Müslümana uymayan özelliklere sahip olduğunu da dile getirmek istiyorum.

-Fransa’nın tamamında yaklaşık 900 bin civarında Türk vatandaşımızın yaşadığı dile getirildi.

-Paris Büyük Camii ile ilgili dikkat çeken dipnotlardan biri de son halife 2. Abdülmecid’in son günlerini Paris büyük camide geçirmesidir.

Son halife II. Abdülmecid 1924’de sürgün edildiğinde İsviçre’den sonra ikinci durağı Paris’ti.

Son halife ölümüne dek Cuma namazlarını Paris Büyük Camii’nde kılmış. 23 Ağustos 1944’te sürgünde iken kalp krizi geçirerek vefat ettiğinde ise, cenazesinin ülkesinin topraklarına getirilmesi için pek çok girişimde bulunulmasına rağmen sonuç alınamamış.

Son halifenin naaşı tam 10 yıl Paris Büyük Camii’nde bekletilmiş. 10 yılın sonunda ise, cami mütevelli heyetinin cenazeyi daha fazla tutamayacaklarını bildirmesi üzerine tekrar pek çok makamla iletişime geçilmesine rağmen naaşın Türkiye’ye girişine izin verilmemiş. Abdülmecid Efendi’nin naaşı Medine’deki Cennetül Baki Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Batı geçmiş değerlerine sahip çıkarken, biz değerlerimizin naaşını bile ülkemize almıyoruz.

Sultan Abdulmecid in ülkemize defnedilmesinde nasıl bir sakınca olabilirdi. O dönemdeki siyasiler buna neden izin vermediler bilemiyoruz. Fakat bunun vebalinin çok büyük olduğunu ve bu yapılanları halk olarak içimize sindiremediğimizi, hakkımızı helal etmediğimizi söylemek istiyorum.