Bakmak bir göz eylemidir ve sadece zahire, dış olana, görünene, herkesin baktığına bakmaktır.

Görmek ise bir gönül ve akıl eylemidir; baatını, gaybı, derini, duvarın arkasını görebilmektir.

 

Bir oğlu, bir de kralın bile kıskandığı atı olan adamın hikâyesini hatırla. Kral, büyük paralar teklif edip elçiler gönderdiği halde atını satmadı. "Bu at benim için bir dost. İnsan dostunu satar mı?" dedi. Bir gün atı kaybolmuş. Köylü yaşlı adamın başına toplanıp "Seni ihtiyar bunak! Bu atı çalacakları belliydi. Satacaktın krala, beyler gibi yaşayacaktın!" demişler. Yaşlı adam "Karar vermek için acele etmeyin, sadece at kayıp deyin. Çünkü gerçek sadece bu!" demiş.

 

15 gün sonra at çıkagelmiş. Meğer ormana gitmiş. Yanında da 12 yılkı atı getirmiş. Köylüler yine toplanmışlar. "Haklı çıktın bak şimdi at sürüsüne sahipsin." demişler. Yaşlı köylü de "Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Ondan ötesi talih mi, talihsizlik mi bilemiyoruz!" demiş. Köylüler bu defa açıkça alay etmişler adamla.

Bir hafta geçmeden adamın tek oğlu attan düşüp ayağını kırmış. Köylüler hem "geçmiş olsuna” hem de "haklıymışsın’a” gelmişler bu kez. İhtiyar bilge ise; "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz, o kadar acele etmeyin. Oğlumun bacağı kırıldı o kadar. Evet, bana bakacak kimsem yok. Bu gerçeğin ötesini kimse bilemez. Hayat küçük parçalar halinde önünüze gelir. Ve ondan sonra neler olacak size bildirilmez.

Birkaç hafta sonra ülkeye düşmanlar saldırır. Baş edilecek cinsten değildir. Kral adamlarını yollar. Tüm köy, kent kasabalardan gençleri toplar askere alır. Bir tek ihtiyarın oğlunu ayağı kırık diye götürmezler. Tüm köylü ağlamaktadır. Savaşın kazanılması imkânsız olduğu gibi oğulları ya ölecek ya esir düşeceklerdir. Gelirler ihtiyar adama, "Gene haklılığın çıktı ortaya!" derler.

Yaşlı adam; "Siz erken karar vermeye devam edin. Oysa ne olacağını kimse bilemez." Bilinen tek gerçek şu ki; oğlum yanımda sizinkiler ise askerde. Ama bunlardan hangisinin talih hangisinin şansızlık olduğunu sadece ALLAH biliyor."

...

"Acele karar vermek, olayın sadece görünen kısmı üzerinden gelecek kurmak, hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermek en büyük yanılgılarımızdan biri. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

Maalesef birçok insan, olay ve olgulara sadece bakar geçer.

Gören ve gördüğü üzerinde düşünenler ise ortaya fark koyarak diğer insanlardan ayrılıverirler.

Görenler; derin bakış sayesinde Yaradan'ı, nizamı, beşeri yaşamı, olayları, olguları, sosyal dönüşümleri, siyaseti, eşyayı, ekonomiyi, kısaca her şeyi yerli yerine koyar.

"Bizden hakkıyla ancak âlimler korkar" tespiti bunu işaret eder.

O modaya uymaz, kitlelerin peşinden sürüklenmez, körü körüne teslim olmaz, üsttekinin emirlerini sorgulamadan yerine getirmez, aklını asla kiraya vermez.

O yüzden toplum mühendislerinin yönlendiremediği için en çok korktuğu insan grubu hiç şüphesiz ki görenlerdir.

Peki, nasıl mı gören olunur: Aşk ve ilimle!

Hadi artık bakmayı bırak, görmeye talip ol.

 

 

Selam ve dua ile.