TÜRKİYENİN DİRİLMESİ

Geçtiğimiz hafta 15 Temmuzun yıldönümü idi. Geçen yıl darbe girişiminde mücahitlerimizin yaşamları tüm medyada yoğun bir şekilde anlatıldı.

Bu proğramlara baktığımızda, gazilerimizin kendi anlatımları, şehitlerimizin ise eşi, çocukları ve anne babalarının anlattıkları tüm halkımızı çok duygulandırdı.

Darbe kalkışmasında, şehit olan 250 kişinin şehadeti, Türkiyenin dirilmesine, aydınlanmasına sebep olmuştur. O anlatıları dinleyince, şehitlerimiz, gazilerimiz ve ülke insanımızla bir kez daha gurur duydum Onlar hem kendilerini, hem de darbe karşıtları olan bizleri manevi ışıkları ile aydınlattılar, tekrar cihadı hatırlamamıza vesile oldular.

İnsanımız farklı düşüncede olsa da, konu ülkenin birliği ve bütünlüğü olunca hep birlikte meydanlara çıkarak, kurtuluş savaşını andırırcasına, tek bilek, tek yürek oldular.

Sokağa çıkan o insanlar, cihadı o kadar iyi anlamışlardı ki verilen derslerin, aldıkları eğitimin sadece kitaplarda kalmadığının bir göstergesiydi. Cesaretin, yiğitliğin ve şehadetin gerçekten anlaşıldığı aşikârdı.

TARİHTEN ÖRNEKLER

Bedirde savaşan ilk Müslümanlar, kendilerinden sayı olarak üç kat fazla olan ve silah ve mühimmat açısından, kendilerinden yine çok fazla olan düşmana karşı kazanmaları o, cihad anlayışlarıydı.

Efendimizin duası neticesinde, Allahu Teâlânın yardımı ile çiftci olan Müslüman Medineliler, savaşçı olan ve sayı üstünlüğü olan, müşrik mekkelileri mağlup etmişlerdi.

Burada amaç sayı üstünlüğü değildi. O müslümanlar davaya inanmışlardı ve bunun için, hz. Peygamberle birlikte ne gerekiyorsa yapmışlardı.

O dönemde Müslümanlar bu anlayıştan ayrılmadıkları sürece hep galip olmuşlardır. Efendimizin Müslümanlara öğretisi, bu samimiyet, bu ihlas ve bu anlayış olmuştur.

Osmanlı devletinde de durum farklı değildi. İslamı kendisine şiar edinmiş ve İslamla yücelmiş Osmanlı Türk toplumunu, 600 yıl dünyada hak ve adaletle hüküm sürmüştü.

Bu 600 yıllık devlet, defalarca haçlı ordusu diye isimlendirilen (batılıların güçlerini birleştirmeleri sonucu toplanan orduların ) saldırılarına uğramış ve son zamanlara kadar, düşmanı püskürtmüştür.

Peki osmanlı devletini başarılı kılan etkenlerden nelerdi diye düşündüğümüzde, hak ve adaletten ayrılmadıklarını ve hakimiyeti altında bulunan halklara zulüm ve haksızlık yapmadıklarını görürüz.

Fakat Osmanlı devletinin, gücünü kaybetmesi ve (petrol gibi) yer altı zenginliklerinin sömürgeci batının iştahını kabartması, zaman zaman yönetim zafiyeti göstermesi, belki de misyonunu tamamlaması sonucunda, tüm dünyanın saldırmasına sebep olmuştur.

Mehmet akif Ersoy’un dediği, müslüman toplumlar, kuran’a, islama hizmet ettikleri sürece hep başarılı olmuşlardır. Olmaya da devam edeceklerdir.

Bu gün de durum aynıdır. İster müslüman birey olsun ister bir grup veya devlet olsun, başarıyı islama hizmette aramalıdır. Geçmiş bunun örnekleriyle doludur.

ŞAYET DARBE OLSAYDI

Bu hiç de konuşmak istemediğimiz bir konudur. Fakat bunu kendimize sormamız gerekiyor. Eğer darbe girişimi başarılı olsaydı, ülkemiz bir iç savaşa sürüklenecekti, ekonomimiz bozulacaktı, işverenler fabrikaları kapatacak, işciler maaşlarını alamayacaktı. Sonradan aldığımız bilgilerden anlaşılacağı üzere, yüzbinlerce insanımızın ölümü göze alınmıştı.

Bunu hangi zihniyet, hangi insan normal görebilir. Fakat gözü dönmüş, dışarıdan beslenen, geleceği düşünmeyen, düşük akıllı, kandırılmış bu insanlar, maalesef bu darbeye yeltendiler ve 250 vatan evladının ölümüne (şehadetine) ve iki bine yakın vatandaşımızın yaralanmasına sebep oldular.

Yazımın başında da bahsettiğim gibi, bu şehit ve gazilerimiz, en kıymetli varlıkları olan canlarını, Allah yolunda hiç düşünmeden seve seve, Allaha borç verdiler. Hem dünyalarını, hem de ahiretlerini aydınlattılar. Bizler bu alışverişe şahidiz. Rabbim kabul buyursun inşallah. Dua ile