Laikleri, Cumhuriyetçiler, Sağcılar, Solcular, Şeriatçılar…

Kemalistler, Faşistler, Komünistler, Ateistler, Feministler, Ezberistler, İslamcılar…

Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler, Lazlar,  Çerkezler, Gürcüler…

Bürokratlar, Siyasetçiler, Bankacılar, Sanayiciler, Yazarlar, Çizerler, Aydınlar, Alimler…

Dolmuş durakları mesala, yâda cebinde sigara parası olmayan tiryakiler.

Evde duvar dibinde çaresiz bekleyen babalar…

Oyunca almak isteyen ama alamayan küçük çocuklar.

Yolda kalanlar, yolunu kaybedenler, sürgün yaşayanlar ve nefesi tükenene kadar kaçmak zorunda kalanlar.

Yetimler, yoksullar, kimsesizler, yaşlılar, hastalar, çaresizler adına

Ey “Bu Dünya’yı kim bu hale getirdi” diye sorgulamaya çalışanlar!

Ey cüzzamlılar, ey körler, ey at hırsızları, ey günahkârlar, ey göğe doğru çıkan ermişler, ey krallar!

Durun bir dakika!

Durun orada!

Bu sokak çıkmaz bir sokak.

Bilin ki sihirbazlar bile iman etti.

Hakikat Musa’nın asasıdır.

Ve o asa gün gibi ortadadır.

Felsefe yapmanın, yuvarlak cümle kurmanın, fırıldak gibi dönmenin vakti geçmiştir.

İnsana yatırım adı altında yapılan tüm hizmetler ne yazık ki fiyaskoyla sonuçlanmıştır.

Kişinin kendini avutması ve kendini kandırmasından kötü bir eylem yoktur.

O halde gelin kendinize dönün.

İnsanın eğitilmediği bir zaman ve mekânda, refah, huzur mutluluk ve Barış’ı aramak abesle iştigaldir.

Maddeyi ilahlaştıran hiçbir toplum iflah olmamıştır.

Şan, şöhret ve parayı elinde bulunduranların durumu ile kimyasal silahları ellerinde bulunduranların arasında herhangi bir fark yoktur.

İkisi de kullanmış olduğu bu silah ile hem maktul hem de katil olmaktadır.

Dünya’da sömürüldükleri için açlıktan ölen insanların sayısı, kimyasal silahlar ile öldürülenlerden kat kat fazladır.

O halde gelin hep beraber Madde’nin maneviyata galebe çaldığı bu gidişata dur diyelim.

Çünkü, “Kullu nefsin zâikatul mevt”