Kullandığınız her sözcükle silinmez deftere bir imza bırakır, büyük bir anlaşma imzalarsınız.

Bu defter asla kaybolmaz ve yazıları da asla solmaz.

Bu anlaşmanın muhatabı hem kendiniz hem karşınızdaki, hem de tüm evrendir!

Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa, gelecekte karşısına ne çıkacağını bilmek istiyorsa bugün ne konuştuğuna baksın.

Unutmayın ki bugün en çok konuştuğunuz şey yarının delil ve deneyimi olacak.

Bugün mikrofon ve ses cihazlarının artmasıyla birlikte ne çok konuşan türedi değil mi?

En ufak bir bilgisi olmadığı konularda birçok fikri olan ne çok insan var çevremizde.

Konuşmanın şehvetine kapılarak kimseye söz hakkı tanımayıp durmadan konuşanlar sizin de başınızı ağrıtıyor mu?

İnsana bir ağız, iki kulak verilmesinin hikmeti az konuşup çok dinlemesi için değil midir?

"Çok konuşan çok yanılır" yanlış bir öner midir?

"iki çenenin arasındakine mukayyet ol" alalade bir tavsiye midir?

Hayır, tabi ki!

Madem "içimizdeki fısıltıyı duyan ve kaydeden" var;  madem “bardağın içinde dolaşan kaşığın sesi, uzaydaki bütün zerrelerden duyulur”; madem "kelebeğin kanat sesi uzay boşluğunda hapsolur" Öyleyse aleyhte bol bol delil bırakma!

Bunları okurken tüyleriniz ürperip, kendinizden geçtiniz mi?

Her şey ne kadar da birbiriyle ilgili değil mi?

Bazı kimseler der ki; kapım kilitli, perdelerim örtülü, ben yapayalnız, kimsecikler yokken istediğimi yapabilirim.

Kimin ne haberi olacak?

Bugünkü modern bilime bile ne kadar aykırı bir düşünce değil mi?

Mesele hiç de o kimsenin sandığı gibi değil aslında.

Hepimiz, her an, aklın alamayacağı bir gözetim ve denetim içindeyiz.

Biz; sadece düşüncelerimizden değil, duygularımızdan da sorumluyuz.

İçimizdeki kinden, nefretten, intikam duygusundan yükselen eksi elektrik, dünyadaki bütün zerreleri etkiliyor, ürpertiyor.

Haberimiz var mı?

Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün nebatatı, bütün eşyayı içine alan bir hayır dua, bir güzel dilek, dalga dalga bütün zerrelere, iyinin, güzelin, temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yayıyor.

Ne olur sanki kalbimizi, kafamızı hep sevgiyle, saygı, edep, incelik ve güzel duygularla doldursak...

Eğer hala kızıyorsan kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer hala kırılıyorsan gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer hala kınıyorsan, af makamına ulaşmamışsın, öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor demektir.

Eğer hala Allah için sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan, vesveseye kapılıyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer hala ”ben” demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

Eğer hala musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir.

Eğer hala şikâyet ediyorsan, hakikati göremiyorsun demektir."

Selam ve dua ile.