Kim ne derse desin, Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'ten sonra gelen en önemli liderdir. Muarızları inkar etse de tarih bu adamın hakkını verecektir.
*
Gelelim madalyonun öteki yüzüne: AK Parti de diğer siyasi partiler gibi bir tüzel kişiliktir. Kurucu ekibin başı Erdoğan'dır. Erdoğan AK Partiyi geniş kitlelere mal ettiği için 16 yıldan bu yana o kitlelerin desteği ile iktidarda devleti yönetiyor.
*
Genel başkandan başlayarak partinin çeşitli kademelerinde görev almış olanların bu tüzel kişiliği koruma ve devam ettirme görevi vardır. Bunun tek yolu da partinin ideallerine gönül vermiş olan kitleleri korumak ve sayısını çoğaltmaktır.
*
İnsanlar bir siyasi partiye iki saikle gelirler. Birincisi kendi ideallerini orada buldukları için. İkincisi, parti programında kendi çıkarlarının korunduğuna inandıkları için. Arkasından da bunların gerçeklemesi için o partiye oy verirler...
*
Özellikle Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra AK Partinin yönetimlerinde görev almış bulunan bir kısım kimseler partinin bir tüzel kişilik olduğunu adeta unutarak aile şirketinin mirasçıları gibi hareket etmeye başladılar.
*
Bu hal, kitlelerin partiden soğumasına neden oluyor. Antep özelinde parti yöneticileri seçmeni unutmuş kendi seçilme telaşına düşmüşler.
*
Erdoğan'ın başına topladığı kitleleri dağıtmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu yaparken keşke sadece kendi ayaklarına sıksalar... Erdoğan'ın da ayağına sıkıyorlar.
*
Erdoğan'ın aksaması demek Türkiye'nin aksaması demektir. Bu hakikat ayan beyan ortada iken neden bencillik ediyorsunuz?
O makamlar size babanızdan miras kalmadı, kalmakta neden ısrar ediyorsunuz?
*
Ekonomide "Patron sistemi yenilemezse sistem patronu yeniler" diye genel geçer bir kural var. Eğer o makamlara yeni yüzler, yeni nefesler, yeni dinamikler gelmezse sistem eskileri dışarı atar...