Komşumuz Suriye bir zamanların (seksenli yılların) ortadoğudaki en güvenli ülkelerinden biriydi. İran ile Irak da bitmek bilmeyen bir savaş vardı. Bir zamanların parisi olarak söylenen Lübnanın başkenti beyrut yine uzun süren savaş sonrasında perişan bir haldeydi. Filistin ise ikiye bölündü( Batı şeria ve gazze) israil filistinin büyük bölümünü işgal ederek yahudileri yerleştirdi.  Önemli bir müslüman ülke olan Mısırda arap baharından sonra seçim oldu ve seçimi muhammed mursi kazandı, iktidarı bir yıl kadar sürdü, Muhammed mursi iktidar oldu fakat muktedir olamadı. Yemende ise hakeza, iç savaşta kardeş  kanı akmaya devam ediyor.

Ekonomik ve siyasi açıdan zayıflayan suriyede ve ırakta, kendini  Müslüman bir devlet olarak tanıtan daiş ortaya çıktı. İslama büyük zarar verdi. Bu diğer müslüman ülkeler bir araya gelip ne oluyor diyemediler, demediler. Şimdi hem müslümanların, hem de dünyanın başına bela oldular.

Rahat görünen petrol zengini (s.arabistan, katar) gibi  ülkeler, ortadoğuda yaşanan hadiselerle, ilgilenir gibi gözüksede, çokda ilgilenmediler.  Müslüman ülkeler birlik ve beraberliği yakalayamadılar. Kendi sorunlarını içlerinde çözemediler.

   Bugün suriyede yaşanan savaşta yine müslüman ülkeler sessiz kalmaya devam ediyor. Her gün onlarca insan öldürülüyor kimse sesini çıkarmıyor, kınamıyorlar, sadece izliyorlar. Sessiz kalındıkça zülüm varlığını devam ettirecektir.

Suriyede 2011 yılında başlayan savaş, altı yıldır devam ediyor. Rejimin baskı ve katliamlarıyla başlayan Suriye krizi, iç savaşın da ötesinde artık onlarca ülkenin dahil olduğu büyük bir savaşa dönüşmüş durumda,  Resmi rakamlara göre beşyüzbin civarında insan öldü,  Savaş nedeniyle binlercesi hapse atıldı,  Oniki milyon kişi evini kaybetti. Yedi milyon kişi ülke içinde daha güvenilir yerlere göç ettiler. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) 3 Mart 2016 verilerine göre, 5 milyona yakın Suriyeli savaştan kaçıp, başka ülkelere sığındı.

Savaşın en çok mağduru bilindiği üzere çocuklardır. UNICEF'in raporuna göre Suriye'de 2,4 milyon çocuk savaş yüzünden mülteci durumuna düştü. "Çocuklara yer yok" başlıklı rapora göre, Suriye içinde ve komşu ülkelerde 8 milyon çocuğun insani yardıma ihtiyacı var. Savaş sırasına 306 bin çocuk mülteci olarak doğdu. Sadece Türkiye'de en az 150 bin Suriyeli bebek dünyaya geldi. Lübnan'da 70 bin Suriyeli çocuk mülteci olarak doğdu. Suriye'nin içinde ve komşu ülkelerde 2,8 milyon Suriyeli çocuk okula gidemiyor.

Suriye ile ilgili sivil toplum örgütleri ciddi çalışmalar yapıyor. Türkiyenin bir çok yerinden temel gıda maddeleri, battaniyeler, giysi, ayakkabı gibi ihtiyaçlar gönderiliyor. Ülkemizde suriyelilerin yoğun yaşadığı yerlerde okullar tahsis edilmeye, yeni müfredatlar hazırlanmaya başlandı. Bu konuda öne çıkan vakıf ve dernek başkanlarının sözlerinin bir kısmını paylaşalım.

23 Ekim pazar günü şehrimizde suriye çalıştayı düzenlendi. Bu çalıştaya bir çok şehirden ve suriyeden, yardımsever gönüllüler katıldı. Anadolu platformu suriye koordinatörü Mahmut Kaçmazer konuşmasına, savaşın bir an önce bitmesini temenni ederek başladı ve devam etti.“Suriye’deki savaşın başladığı ilk günden bu yana İyilikder olarak özellikle sınır bölgesinde çok ciddi çabalar ortaya koyduk. Yapmış olduğumuz yardımların yanında Suriyeli kardeşlerimizin acılarını acımız, dertlerini dertlerimiz bilmemiz dolayısıyla ortak bir geleceği inşa ediyoruz. Bu savaşın bu kadar süreceğini ve bize yansımasının bu boyutta olacağını tahmin edemedik. Ancak bu 6 yıllık sürede bizler gece gündüz demeden Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmayı kendimize bir ilke edindik.

Ezilmiş, yardıma ihtiyacları olan, bu insanların yaptıkları dualar bizi 15 Temmuz’dan korudu ve yolumuza devam ediyoruz. Bize düşen tarihi sorumluluklar var. Bizler bu coğrafyada adaletin, merhametin, insanlığın yaşayacağı bir dünya inşa etmemiz gerektiğini biliyoruz. İyilikder olarak sorumluluklarımızı yerine getirirken, yapmamız gerekirken yapamadığımız birçok şey olduğunu da biliyoruz ve daha çok çalışarak sorumluluğumuzu yerine getireceğiz inşallah.” diyerek sözlerini tamamladı.

Çalıştaya katılan Anadolu platformu başkanı Turgay Aldemir “Biz adaletin, merhametin başkentleri kurmuş bir milletiz. Adaletle ismimiz özdeş ve eşteş olmuş, birlikte zikredilmiştir. Tarihimizde garipler, gurabalar Selçuklulara, Osmanlılara ve şimdi de bu ülkeye yüzlerini dönmüştür. Şu an için güçsüz olabiliriz. Ama şu ana kadar hiçbir yetimin, mazlumun kanı, canı elimize değmemiştir. Bugünün dünyasında ve tarihte bir milleti en güçlü kılan şey haklı olmasıdır. Mazlumların duasında yer etmesidir. Mağdurların, mazlumların kendi umutlarıyla beraber dualarına katmasıdır.   

 Biz gücümüzü Rabbimize dayanarak alırız. Bizim güç telakkimiz haklı olmaktır. Haklı başladığımız mücadeleleri haksızlığa bulaştırmamaktır. Etrafımıza çizilmiş tüm sınırları, mezhebi, meşrebi tüm ötekileştirmeleri bir tarafa bırakarak bu salonda birkaç milletin insanı olarak bir araya geldik. İnsanlığa, vicdana sınır çizemezsiniz. Onun için Hz. Peygamber, ‘şarkta bir insanın canı yansa garptakiler onu hissetmelidir’ diyor. Bizler umut olmak için, ufuk olmak için, çare olmak için bugün dünyanın tüm ülkelerinin mazlumlarıyla aşımızı, ekmeğimizi paylaşıyoruz. Gördük ki aramıza çizilmiş bu sınırların hiçbir önemi yoktur. İnsanlık ortak paydasını yaşatmak için diyar diyar geziyoruz.                                                                                                                         Suriyeli kardeşlerimiz bizim akrabalarımızdır. Akrabalık hukukunun sorumlulukları var. Onlar bizim komşularımızdır, komşuluk hukukunun bize yüklediği sorumluluklar var. Onlar bizim insanlıkta ve dinde kardeşimizdir, kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirmeliyiz. Bu mesele insanlık mücadelesidir. Hemen yanı başımızda büyük bir soykırım yaşanıyor, büyük bir katliam yaşanıyor. Bu bizim sorunumuzdur. Bu sorunu ortadan kaldıracak büyük bir akla, irfana ihtiyaç var.

İstanbul fatih camiinde cuma namazzı sonrası konuşan İstanbul Platformu sözcüsü Şemsettin Özdemir, şöyle diyor "Ne acıdır ki İslam Dünyası kan gölüne dönmeye devam ediyor"  Suriye, Irak, Yemen, Afganistan ve Mısır gibi ülkelerdeki zulümlerin normalleşmeye başladığına dikkat çeken Özdemir, şöyle devam etti:

 “İslam dünyası liderlerinin ne yazık ki böyle bir dertleri de yok. Artık gelinen bu noktada, sorumluluk sahibi Müslüman ve Alimlerin, hizip ve mezhep esasından uzak durmaları gerekiyor çünkü biz bu beladan çok çektik. Dünyanın güçlü ülkeleri bombalıyor, diğerleri de seyrediyor. Malum biliyorsunuz, bunlar yakın bir zamanda da Türkiye'yi kana buladılar. Bunların Suriye diye, Hama diye, Halep diye bir derdi yok. Nerede bir Müslüman varsa onları katletmeye ve kanla boğmaya devam ediyorlar."

İhh başkanı Bülent Yıldırım da bir konuşmasında tüm dünyaya ve müslümanlara sitem ederek şöyle diyor. Katliamlara sessiz kalanlarda katildir. "Şunu unutmayın. Halep'e ve Suriye'nin bir çok noktasına yardım ulaştırılamıyor. Dünya sessiz kalıyor. Hristiyan da olsa bir yerde zulüm varsa biz oraya da yardım götürürüz. Ama söz konusu Müslüman olunca, hayvanlar kadar değer verilmiyor. Amerika, Rusya, Avrupa hiçbirisi Müslümanlara hayvanlar kadar değer vermedi. Ama bir umudum vardı. Müslümanlar kendi dindaşlarına değer verir diyordum. Şimdi buradan Müslümanlara değer vermeyenlere sözde Müslümanlara sesleniyorum: eğer siz değer vermezseniz, sizin yerinize gelecek olan gençler değer verecek. Yeni bir nesil gelecek. Ve onlar sizlere gerçekleri haykıracaklar. Sizler gelen felaketin sesine kulaklarınızı tıkıyorsunuz. Sizler kendi kişiliğinizi kendi kurumunuzu düşünmekten halka doğruyu anlatamayanlar. Herkes dönsün kendine baksın. Hepimiz suçluyuz. Halep'teki katliamlara ses çıkartamayanlar, İstanbul sokaklarındaki saldırılara da ses çıkartamazlar.''     Batsın sizin ideolojik görüşünüz. Batsın sizin mezhepçi görüşünüz. Batsın sizin dünya bilmem ne gücünüz. Batsın BM'nin bilmem ne gücü. Hepiniz suçlusunuz. Ve hepiniz göreceksiniz: Suriyeli küçük kız çocuğunun bir damla gözyaşı, sizi nasıl devirecek! Unutmayın, Kerbela'yı yapan, Hz. Hüseyin'i şehit eden komutan en fazla 2 sene daha yaşadı. Halep'i ve Şam'ı yok edenler, dünya iktidarı sizin olmayacak. En fazla 3 - 5 sene yaşayacaksınız. Önce toprağın altına oradan da cehennemin dibine gireceksiniz. Yaşasın zalimler için cehennem!  Yaşasın zalimler için cehennem! Yaşasın zalimler için cehennem! diyerek sözlerini tamamladı.

Müslümanlar olarak geleceğimiz için projeler üretmeli, birlikte çalışmalıyız. Unutmayalım ki biz müslümanlara, önce Allah sonra, müslümanlardan başka dost yoktur.