Fetö ile işbirliği yapmanın, devletin mahrem bilgilerini onlardan alıp, Can Dündar isimli haine ulaştırmak gayet normal bir olaymış gibi görmek bu ülkeye yapılmış en büyük ihanettir. Bu ihanetin karşılıksız kalması da düşünülemez.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili Enis Berberoğlu’nun hapis cezasına çarptırılmasından sonra, “Bıçak kemiğe dayandı” diyerek Ankara’dan İstanbul’a yürüme kararı aldı. “Adalet için” diyerek yürüyor ve yürüyüşünü OHAL sürecinde yaşanan ihraçlar, gözaltılar ve tutuklu yargılamaların yarattığı tüm mağduriyetlerin tümünü temsil eden bir kapsamla açıklıyor. Kırk yıldır “laiklik” için maraza çıkaran, rektörünü, akademisyenini “Türkiye laiktir laik kalacak” gibi sloganlarla sokağa döken bir siyasi geleneğin temsilcisi olan CHP, bugün “adalet” için yürüyor.

CHP bu yürüyüşüne destek veren, FETÖ, PKK, DHKPC, MLKP vs. tüm örgütleri de unutmadı. Bunlar adına da yürüdüğünü, bunlarında haklarını savunacağını ve bundan dolayı yürüyüşüne destek olmalarını istiyor. Tabi Kılıçtaroğlu’nun bu çağrısı karşılıksız kalmadı. Tüm örgütler destek olacaklarını fiili bir şekilde gösterdiler. Yürüyüşün İstanbul ayağında nasıl provakatif eylemlere imza atacaklarını hep birlikte göreceğiz. Bu örgütlerin destek vermesindeki temel amaç, ülkeyi kaosa sürükleyip, ülke düşmanlarının taleplerini yerine getirmekten başka bir düşünceleri yok.

İslam'a ve özgürlüklere karşı yapılan 28 Şubat postmodern darbesinin kirli yüzü 20. yılında hala hafızalarda tazeliğini korumakta. Cumhuriyet Halk Partisi'nin başını çektiği vesayet odakları başörtüsüne karşı savaş başlatmış ve baskılarla insanları yıldırmayı amaçlamıştı. Başörtülü oldukları için öğrencileri okullardan atıp, laiklik adı altında yobaz, irticacı denilerek insanları copladılar. 1997'de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde hemşirelik bölüm birincisinin sırf başörtülü olduğu için törene alınmaması da o yıllarda yapılan zulmün sembolü olmuştu. Öğrencileri ikna odalarına kapattılar sırf başlarını açsınlar emre itaat etsinler diye psikolojik işkenceye tabi tuttular.

Adaletten en son söz edeceklerin adalet adına yürümeleri, bu ülkenin insanlarına en büyük hakarettir.

Ey CHP liler sizin adaletiniz sizden olmayanlar için değil, sizin gibi düşünenler için adalet istersiniz.28 Şubat sürecinde sizin adaletinizi, zindanlarda ve cezaevlerinde yakinen gördük. Adalet kelimesini en son ağzına alması gerekenler sizlersiniz. Hele Kılıçtaroğlu’nun elindeki “ adalet “yazılı döviz hiç yakışmıyor. Aslında oturduğu koltuğun hangi adalet duygusu ile bağdaştığı da ayrı bir tartışma konusu. Bu tür eylemler ile hem kendine karşı muhalefet eden partilileri susturmak hem de koltuğunu sağlamlaştırmak olduğu, yürüyüşün ayrı bir detayı.Bu CHP li muhaliflerin kendi iç meselesi.Referandumdan sonra koltuğu iyice sallanan Kılçdaroğlu’na bu yürüyüş can simidi gibi geldi diye düşünüyorum.

15 Temmuz da 248 kişi öldürülürken kılını kıpırdatmayanların bugün sokaklara inmesi, ciddiyetten uzak ülke adına utanç verici bir durum. Ve yine pkk nın bu ülkede katlettiği, asker, polis, sivil halk adına niçin sokağa çıkmadıkları da ayrı bir konu. Ak parti ve Tayyip düşmanlığı terör örgütleri ile ittifak yaptıracak kadar gözlerini kör etmiş. Halkın yanında durmayanlar,28 Şubat destekçisi Enis Berberoğlu nun vatan hainliğinde içeri atılmasında neden bu kadar rahatsız oldular dersiniz? Sorusuna cevap: tek kelime ile zihniyetlerinin bu ülkede küllenmiş olmasıdır.

Adaletin bir gün herkese lazım olacağını bilmesi gerekirdi CHP zihniyetinin. Eğer senin yaptığın adalet yürüyüşü ise 28 Şubatta yürüyenlerinki ne idi ey Kılıçtaroğlu. Halkın oyları ile seçilen Merve kavakçı ne suç işlemişti de meclise sokmadınız. İlahi ezgi dinliyor diye cezaevlerine koyduğunuz insanlar, ne suç işlemişlerdi. Kürtçe şarkı dinleyenlerin suçu ne idi de bunu yapanlara alkış tuttunuz. Bu ve benzeri olayları sıralamak ile bitiremeyiz. Ozaman bunu yapanlar suç işliyordu da şimdi siz haklımısınız. Adalet yenimi geldi aklınıza