Başlıktaki yazı "sahibini arayan madalya" filmindeki bir repliğe ait.
Gecenin bir yarısı elinde kandil ile sokakta dolaşan bir adam, işgalci Fransız'a karşı direnecek adam arıyor ve şehrinin işgal edilmesi umrunda olmayan bir sarhoş ile karşılaşıyor. Sarhoş "ne arıyorsun?" diye sorunca; "adam arıyorum" cevabını verip ondan uzaklaşıyor.
İşte bugün adam arama günü!
Her tarafımız işgal edilmişken, direnecek adamları bulma günü.
Ülkesinin ve şehrinin işgal edilmesi kanına dokunanları bulma günü.
Namusunun çiğnenmesine rıza göstermeyecek olanlara ulaşma günü.
Oysa öncelikle kendimi arıyorum, ama bulamıyorum…
Çünkü bunca ışığa rağmen, her yer zifiri karanlık.
O kadar çok siluet ve surat var ki, kendimi göremiyorum.
O kadar çok gürültü var ki, kendimi duyamıyorum.
O kadar çok iletişim aracına rağmen, kimseye ulaşamıyorum.
O kadar çok habere rağmen, kimseden haber alamıyorum.
Uçaklar o kadar hızlı olmasına rağmen, hiçbir yere zamanında ulaşamıyorum.
O kadar çok anlayışa rağmen, kimseyi anlayamıyorum.
O kadar çok konuşmama rağmen, kendimi ifade edemiyorum.
O kadar çok dinlememe rağmen, hiçbir şey anlayamıyorum.
O kadar çok koşmama rağmen, beni bekleyen hiçbir işe yetişemiyorum.
O kadar çok kalabalığa rağmen, yapayalnızım.
Herkese elimi uzatmama rağmen, kimseyi kurtaramıyorum.
Yüreğimdeki bunca hazineye rağmen, büyük bir fakirlik içindeyim.
Ölüm çok yakınımda olmasına rağmen, onu hissedemiyorum.
Ve adam arıyorum, ama bulamıyorum…
Selam ve dua ile.