Kurban bayramına kısa bir zaman kaldı. Bu kurban bayramına da sağlık ve sıhhatle kavuşturan Allaha şükürler olsun.
Bayram için hazırlıklar başladı. Kurbanlar seçilmeye başlandı. Rabbim tüm kurbanlarımızı kabul buyursun inşallah.
Hazreti İbrahim’in sünneti olan bu güzel bayramın, doğru anlaşılması ve doğru yaşatılması için, Hz. İbrahimin hayatındaki mücadelesini bilmemiz gerekiyor.
O BİZE YETER O NE GÜZEL VEKİLDİR Ali İmran 173
Hz. İbrahim, kuranda ismi çok zikredilen peygamberlerden biridir. Hazreti İbrahim’in yaşantısını kuranda birçoğumuz okumuşuzdur. Çocukluğundan itibaren, babasından başlayarak birçok imtihanla karşılaşmıştır.
Ben bugün bu imtihanlardan dört tanesinden bahsedeceğim. Bu imtihanların neticesinde kurbanı anlamaya çalışacağız inşallah.
-Birinci imtihan; Hazreti İbrahim, kavminin taptığı putları kırdığından dolayı Babil kralı nemrut tarafından ateşe atılmasına karar verilmiş, çok büyük bir ateş yakılarak içine atılmıştı. Ateşle imtihan edilen Hz. İbrahim, Allahtan yardım istemiş ve Allahı kendine vekil etmişti. Ateş’te, Allahın emri üzere ibrahimi yakmamış, serin ve selametli olmuştu.
-İkinci imtihan; Daha sonra İbrahim as. ve eşi sara mısırda, mısırın o zaman ki kralı olan firavun tarafından rahatsız edildiğinde İbrahim ve eşi sara “namazla ve sabırla Allahtan yardım istemiş” neticesinde Allah onları kurtarmıştı.
-Üçüncü imtihan; Hazreti ibrahimin ikinci eşi olan Hacer ile evlenmesi neticesinde doğan ismaili kıskanan ilk eş sara’nın onları yanında istememesidir. Bunun neticesinde Hz. İbrahimin onları, kimsenin olmadığı uzak beldeye (bugünkü kabenin olduğu) yere bırakmış ve geri dönmüştür. Hacer annemizi dağ başında bırakarak yoluna devam eden Hz. İbrahim’e eşi Hacer şu soruyu soruyor; bizi burada bırakıp gitmeni senden Allah’mı istedi?
Hz. İbrahim’in evet demesi üzerine, o peygamber eşi ve peygamber annesi şöyle diyor; var git Allah bize yeter o ne güzel vekildir.
Yalnız bir kadını, süt emen çocuğuyla birlikte kimselerin olmadığı bir yere bırakmak Hz. İbrahimin üçüncü büyük imtihanı olmuştur.
Dördüncü imtihan; hazreti ibrahimin oğlu ibrahimi kurban etme hadisesidir. Bu olay kuranı kerimde saffat suresinde şöyle anlatılıyor.
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın."
Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup, (babası İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.
Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik.
"Gerçekten sen rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."
Doğrusu bu apaçık bir imtihandı.
Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
İbrahim'e selam olsun.
Biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Şüphesiz o bizim mümin olan kullarımızdandır. (Saffat suresi 102-111. Ayetler)
İMTİHAN
Hz. İbrahim zor bir imtihana tabi tutulmuştu. Bu imtihanda kendisinden istenen de, yapılması çok zor olan bir davranıştır. Bu davranışı ancak büyük bir peygamber yerine getirebilir.
Burada amaç insanların sevdikleriyle olan imtihanıdır. Yüce Allahın Hz. İbrahim’den istediği ismailin kesilmesi değildi. Allah için en sevdiği varlığını feda edebilecek mi sorusudur.
Fakat Hz. İbrahim bu imtihanları başarı ile yerine getirmiş ve daha büyük bir makama, Allahın halili (dostu) makamına ulaşmıştır.
Allahu Teâlâ İbrahim peygambere 80 yaşından sonra bir erkek evlat nasip etmesi, sonra onu kurban etmesini istemesi ve Hz. İbrahimin Allahın emrini yerine getirmesiyle Allahu Teâlâ onu mükâfatlandırmıştır.
Bizlerin kurbana bakışı da böyle olmalıdır. Allahın verdiği nimetleri yine onun rızası doğrultusunda, onun istediği şekilde uygulamaktır.
BAYRAM TATİL OLARAK DÜŞÜNÜLMEMELİDİR
Yardım kuruluşlarının kurban kampanyalarını doğru değerlendirelim. İmkânı olan, kurban kesen kardeşlerimiz, kurbanlarını fakir kardeşlerine kesilmek üzere vakıf ve derneklere bağışlayabilirler. Bu çok erdemli bir karardır.
Fakat imkânı olanlar, hem bağış yapmalı hem de kendileri bu sünneti yerine getirmelidirler. Peygamber efendimiz de s.a.v. hem kurbanı kesmiş ve hem de fakir kesimlere dağıtılmasını emretmiştir.
Kurbanlarını yardım derneklerine verip, kurban bayramını, bir tatil olarak görerek, bayramı tatil beldelerinde geçirenler, bu kutlu hadiseyi anlamamışlardır.
Bu bayramı gerektiği gibi, ananelerimize uygun, sünnette geçtiği üzere, kurban kesme ve ziyaretlerle (sıla i rahimle) geçirmeliyiz. Hayatımızın her anını imtihan bilmeli, nefsimizi değil de, Allahın rızasını öncelemeliyiz. Dua ile