Haberlere bakıyorum:

Güneş Mahallesi’nde “ne bakıyorsun lan?” kavgasında Tatar Ramazan lakaplı şahıs öldürüldü.

Gaziler Caddesi’nde “omuz atma” tartışmasında dört kişi birbirine girdi, bıçakların çekildiği kavgada bir kişi öldü, diğerleri hastanede yaşam mücadelesi veriyor.

Karşıyaka Mahallesi’nde yol vermeme tartışmasında servis şoförleri beyzbol sopalarıyla birbirine girdi.

Arazi kavgasında 17 yaşındaki yeğen, iki amcasını vurarak öldürdü.

Cinnet geçiren emniyet mensubu şahıs, beylik tabancasıyla karısını ve iki küçük çocuğunu katletti.

Küçük bir öğrenciyi taciz eden öğretmen, veliler tarafından linç edildi.

Boşandığı eşini ve 8 kişiyi öldüren katil, “yakalanmasaydım iki kişiyi daha vuracaktım” dedi.

15 yaşında bir çocuk, izlediği filmden etkilenerek yok yere katil oldu.

26 yaşında bir delikanlı, hiç tanımadığı ve hiçbir suçu olmayan bir aileyi yok etti.

Geçen yıllarda Doktor Ersin Arslan, görevinin başında öldürüldü.

Anne, oğul ve gelinin cesedi aylar sonra Afrin Çayı’ nda bulundu.

 Anne Aksoy ve üç çocuğu evinde kurşunlanarak öldürüldü.

Üniversite öğrencisi Özgecan’ı öldüren katiller, tanınmaması için cenazesi yaktılar.

Uyuşturucu alan kızların sokak ortasındaki ibretlik görüntüsü vatandaşları hayrete düşürdü.

14 yaşındaki kız sosyal medyada tanıştığı 42 yaşında olduğu belirlenen adama kaçtı.

Uzun süre odasından çıkmayan çocuğun bilgisayar oyunu oynarken kalp krizi geçirdiği tespit edildi.

 

“Yeter artık bunlar nasıl haber” dediğinizi duyar gibiyim.

Evet yeter artık!..

Bu vahşetleri yazarak zihninizi kirlettiğim için özür dilerim.

Ama edepsizden edep öğrenmek gerekir bazen.

Ne oldu bize böyle Allah aşkına?

Hangi ara bu kadar bozuldu insanımız?

Bu ahlaksız cereyan ne zaman aktı bu toplumun sinesine.

Yollarda gezen bu saatli bombaları kim kurdu?

Ne zaman canavarlaştı yufka yürekli gençlerimiz?

Küçücük kızlara kıyan bu canavarlar gökten mi indi acep?

Adam öldürmek ne kadar da kolay bir şeymiş meğer?

 

Halbuki biz, İyilik ve hayır yapmakla ün yapmış bir ecdadın torunuyduk.

Yürürken karıncayı ve yolları incitmeyen bir geçmişimiz vardı.

Ecdadımız, camilerdeki hayır kutularına sadaka bırakır, yoksullar da sadece kendisine lazım olan kısmını alıp kalanını başka bir yoksula bırakırdı.  Yani bırakan da bırakılan da “adam gibi adam” dı.

Annelerimiz karıncayı bile ezmezdi, ezemezdi. Şimdilerde ise torunları, yolda ezdiği çocukları bırakıp kaçar oldu.

Onlar, oyunların en saf ve doğalını oynardı. Torunları, şimdilerde içinde kan ve şiddet olan oyunlara rağbet ediyor.

Onlar, bir kızın yüzüne bakmaya bile hicab ederken; torunları, kirlettiği kızların sayısını bilmiyor.

Ninelerimizin, kocasından bahsederken bile hayadan yüzü kızarırdı. Kızları, erkek ayartma yarışları, bekarlığa veda partileri düzenliyor.

 

Bize bir nazar oldu,Cumamız Pazar oldu.
Ne olduysa bize, hep azar azar oldu! demiş ya şair!

Evet bize bir hal oldu dostlar, bin hal oldu bize…

Acıyla, elemle, üzüntüyle, kaygıyla, haykırarak, hıçkırarak ve ağlayarak soruyorum:

Ne oldu bize böyle?  Ne oldu?

 

 

Selam ve dua ile.