İnsanların kimliğini, kişiliğini ve hayat görüşünü tartmadan ölçmeden kafasına göre istediği her şeyi diline dökebildiği, İlim adıyla saygısız eleştiriyi, münazara adıyla bilmiş ve bilgiçliği dillendiren bir mecra olan; istifade etmek için başlayıp tüm değerlerimizi tekrar gözden geçirmemize neden olan bu sosyal bozulmuşluk mecraları, İnsan İnsanın nesidir sorusunu tekrar sordurmakla kalmıyor, herkesi bilmiş ve bilgiçlik imtihanıyla baş başa bırakıyor.
Dün ne olduğunu bilmeyerek, ne olduğunu arayan kişilikler belli bir popülerliğin ardından kendini bulmuş olmanın! verdiği bilmişlikle her şeyi herkese her şekilde söyleme lüksünü bulmakta ve öğrendiği her yeni bilgi harmanında kendini yeni bir şekille şekillendirmekte ve bu süreçte bir çok taze dimağıda kendine benzeterek ne konuştuğunu ve nereye ulaşacağını bilmeksizin yeni yollar ve yöntemler piyasaya aktarmaktadır.
Ya hayr söyle ya sus; düsturunun ortadan kalktığı popüler kaygılar ve yeni bir video çekme kaygıları yeni bir söz söyleme baskısı haddi aşan, bir çok insanı da bu boş sözlerle etkisi altına alan yeni bir zihin bozma eyleminin oluşmasına neden olmaktadır. Haber oluşturmanın veya haber değeri! Adı altında doğruyu çarptırmanın yeni adı sosyal mecra bilmişliği olarak karşımıza çıkıyor.
Kişisel inşasını tamamlamadan, insanların kimlik inşasını oluşturma maceralarına çıkanlar; farkında olmadan bir çok şahsı; ya şahsiyetsizleştiriyor yada günümüzün depresyonlarından biri ile muhatap kılarak kişilik yolculuğunda yapayalnız bocalamaya terk ediyor. Bir çok ilmi çalışmayı yok sayarcasına kolay harcayabilen üsluplar takınan nice konuşma özürlü ve kibirli birey, bir yerlere dokunduğu iddiası ile insanların o gününü kurtarırken sonrasında ki yalnızlığın devam etmesi neticesinde başarısız davetler ve ucuz söylemlerde kaybolup gidiyor.
Ne yapmalı sorusunun cevabını kendine veremeyenler başkalarının ne yapmaları gerektiğine karar verdiği müddetçe insanlık ailesinin sorunsalları bitmeyecek ve zihin erozyonları sonlanmayacaktır. Önce pişmeli insan sözü ve söylemiyle, kendini nasıl bilirdiniz sorusuyla muhatap kılıp iyilerden olmalı ve bu iyiliği yaymak için konuşmalı, olmuyorsa da susmayı bilmeli kapatmalı kendini.
Aile içi şiddete maruz kalmış genç nesil akranlarına zorbalık yapmaya, amirlerinden azar yiyen ebeveynler evlerinde huzur kaçırmaya, kendi sorunlarını çözemeyenler başkalarının sorunlarını dinleyerek onların sorunlarında boğulmaya devam ettiği müddetçe kalplerimiz huzura ve mutmainliğe kavuşamayacaktır.
Okumayı terk etmiş! sadece izleyen bir toplum olarak bakış mecralarımızı doğru bir izleme programıyla yoğurmaya ihtiyaç duyuyoruz, reelslerin girdabında bitmeyen tükenmeyen kaydırmaların insanları bitirmeye, tüketmeye çok büyük gücü olduğunu görmeye ihtiyacımız var. Zamanımızı çöpe atacak kadar uzun bir ömrümüz olmadığını görmek için; durmaya duraksamaya yerimizde sabit kalmaya ve bir şeyleri terke etmeye güç yetirebilmeliyiz.
Hiramıza çekilmeye ve yeniden yeni bir başlangıca ihtiyacımız var. Bunu ihtiyaç görmeye bunun olmaması durumunda ölümden sonraki hayatımızın ne kadar zor geçeceğini aklımızın bir köşesine yazmaya bu sorumlulukla hayata bakmaya ihtiyacımız var.
Varoluşumuzun muazzam ve muhteşem bir nizam ile gerçekleşmiş olma mucizesinde, bu kaliteyi, üstünlüğü; dünya ucuzluğuna yem edip, kazanma hırsıyla kendimizi kaybetmemizin önüne geçmeli, faydasız ilim ve amel ikileminden varlık alemine kendimizi tekrar ihya ve inşa etmeliyiz. Sosyal mecraların karanlık girdabında, plaza kültürünün gösterişçi ve ukala bakışından, özümüzün mütevazi ve kendine haslığına dönmemiz gerekmektedir.