İş hayatında herkes doğru sonuca ulaşmak ister. İşveren haklı olmak ister, çalışan hakkını korumak ister, yönetici hedefe ulaşmak ister. Ancak çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek vardır: Doğru sonuçlara ulaşmanın yolu doğru süreçlerden geçer.
Bir çalışanın performansı yetersiz olabilir. Ancak performans değerlendirme sistemi kurulmamışsa, geri bildirimler kayıt altına alınmamışsa ve iyileştirme fırsatı verilmemişse, son aşamada alınan karar tartışmalı hale gelir.
Bir iş kazası yaşanabilir. Fakat risk değerlendirmeleri güncel değilse, eğitim kayıtları eksikse ve gerekli tutanaklar düzenlenmemişse, olayın hukuki boyutu tamamen farklı bir noktaya taşınabilir.
Aynı durum denetimlerde de geçerlidir. İşletme birçok yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa bile, bunu ispatlayacak belgeler ve kayıtlar yoksa yapılan çalışmaların büyük kısmı görünmez hale gelir.
Hukukun temel prensiplerinden biri, hakkın doğru usulle korunmasıdır. Çünkü usul sadece şekilden ibaret değildir. Usul; şeffaflığın, adaletin, izlenebilirliğin ve güvenilirliğin teminatıdır.
İnsan kaynakları uygulamalarında, işe alımdan performans yönetimine, disiplin süreçlerinden işten ayrılış işlemlerine kadar her adımın belirli kurallara uygun yürütülmesi gerekir. Doğru süreçler kurumları korurken, hatalı süreçler en doğru kararları bile tartışmalı hale getirebilir.
Bugün birçok işletmenin karşılaştığı sorunların temelinde kötü niyet değil, kayıt eksikliği, prosedür eksikliği ve süreç yönetimindeki zafiyetler yer almaktadır. Oysa güçlü kurumlar sadece doğru karar verenler değil, doğru süreç işletenlerdir.
Sonuç olarak; başarıyı, adaleti ve sürdürülebilirliği sağlayan şey yalnızca ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınızdır.
Unutmayın; usulde hata yapan, esasta hata yapmaya mahkûm olur.