Eski ezgileri bilenler bu mısrayı hatırlayacaklardır. Akınlara, şanlı maziye atıfla yazılan mısralar gelecek için umut ve şevk veren ezgilere dönüşürdü. Nakarat ise; “kardaş, kardaş, ölmedik daha” derken umudun nefes aldığımız sürece devam edeceğini ilan ederdi.

Şuurun, şiirin ve duygunun sinelerde yer ettiği ve sözlerin ağızlardan çıkıp kalplere tesir ettiği zamanlardı.

Gençtik ve dünyanın taşını toprağını sıkıp, suyunu çıkartacaktık. Tozu dumana katarak koşan atların üstünde, ne yana gideceğiini bilen süvarilerdik.

Sonra zaman geçti, devran değişti.

Sonra ömrümüzün sonbaharı geldi.

Sonra saçlarımıza ve sakallarımıza aklar düştü.

Sonra bileklerimiz zayıfladı, dizlerimizin dermanı kesildi.

Sonra sırtımızdaki hançer yaraları bile iyileşti de sıradan izler kaldı.

Geriye; hala 18 yaşında ve hala o coşkun akınların başında ve hala umudu dimdik yanıbaşında, biraz üzgün, biraz kırgın, biraz bezgin ama asla uslanmayan ve asla vazgeçmeyen asi ve asil bir ruh kaldı.

Çok örselenmiş ya da çok yıpratılmış ya da çok yorulmuş olsa da, çelikten çekirdeği sağlam, devranın fırıldaklarına rağmen, dünyanın alçaklıklarına inat, ayakta ve kıyamda ve rükuda ve secdede bir ruh…

Sukunetle dizlerinin üstüne çöktüğünde bütün yorgunluğunu seccadesinde bırakan, parmak boğumlarından tesbih yapıp, semaya utanmadan açacak avuçları olan bir ruh…

Şimdi gülümseyerek bakıyoruz; birtakım menfaatler için büklüm büklüm kıvrılanlara, dünyayı çok sevip uğrunda ahiretten cayanlara, azıcık mal ve birazcık makam elde edince etrafına tepeden bakanlara.

Allah(cc) için yaptıklarımızın faturasını insanlara kesmekten, insanların ve cinlerin Rabbine sığınırız.

Allah(cc)’a kulluk etmek için geldiğimiz dünyada, kullara kulluk etmekten, bütün kulların Rabbine sığınırız.

Yalnız Allah(cc)’tan yardım dilemek ve yalnız O’ndan umut etmek şiarımızdır.

Son nefese kadar bu umudu ve bu imanı sinemizde sapasağlam tutmanın derdindeyiz. Bir boşluk ya da boşvermişlik yapacak vaktimiz olmayacak.

Geriye kalacakların ardımızdan rahatlıkla ve gönülden “onlar adamdı” diyebileceği bir hatıra bırakmaktan başka bizden geriye pek bir şey kalmayacak.

Çünkü mesele bildiğiniz gibi değil!

Ahiret var!

Gerçekten var…