Son dönemde işverenlerle yaptığım görüşmelerde en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
"İş var ama çalışacak insan bulamıyoruz."
Bu cümleyi artık hemen her sektörde duymak mümkün. Üretimde, lojistikte, inşaatta, hatta hizmet sektöründe bile işletmeler ihtiyaç duydukları çalışanlara ulaşmakta zorlanıyor.
Peki gerçekten çalışacak insan mı yok?
Açıkçası ben sorunun bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum.
Yıllardır insan kaynakları alanında çalışan biri olarak gördüğüm tablo şu: İnsanlar çalışmak istemiyor değil, çalışacakları yeri daha dikkatli seçiyor.
Eskiden işe girerken sorulan ilk soru ücret olurdu. Şimdi ise adayların aklında başka sorular da var:
"Çalışma ortamı nasıl?"
"Yönetici çalışanına nasıl davranıyor?"
"Vardiyalar düzenli mi?"
"Servis var mı?"
"Burada kendime bir gelecek kurabilir miyim?"
Aslında bu sorular bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Çalışanlar artık sadece maaş aramıyor; değer görmek, saygı görmek ve emeklerinin karşılığını almak istiyor.
Sahada dikkatimi çeken bir başka konu da nitelikli çalışan eksikliği. Özellikle kaynakçı, CNC operatörü, bakım teknisyeni ve elektrikçi gibi teknik mesleklerde işletmeler aylarca personel arayabiliyor. Bir tarafta iş arayan insanlar var, diğer tarafta personel bulamayan firmalar. Demek ki mesele sadece işsizlik değil, ihtiyaç duyulan niteliklerle mevcut iş gücü arasındaki uyumsuzluk.
Ancak bana göre asıl dikkat edilmesi gereken nokta başka.
İşletmeler sürekli neden çalışan bulamadıklarını konuşuyor. Oysa belki de şu soruyu sormanın zamanı geldi:
"Bulduğumuz çalışanları neden elimizde tutamıyoruz?"
Çünkü bugün birçok çalışan mesleğini bırakmıyor. Sadece iş yerini değiştiriyor.
Daha iyi bir ortam, daha iyi bir yönetici, daha düzenli bir çalışma sistemi ya da biraz daha fazla değer görmek için başka bir işletmeyi tercih ediyor.
Bu nedenle mavi yaka çalışan sorununu yalnızca ücret meselesi olarak değerlendirmek eksik kalır. Çalışanın iş yerine aidiyet hissetmesi, yöneticisiyle sağlıklı iletişim kurabilmesi ve geleceğini görebilmesi en az maaş kadar önemlidir.
Unutmamak gerekir ki yeni bir makine satın alabilirsiniz. Yeni bir bina yapabilirsiniz. Ancak yılların deneyimine sahip, işini bilen ve işine sahip çıkan bir çalışanı kısa sürede yetiştiremezsiniz.
Bu yüzden insan kaynağına yapılan yatırım, aslında işletmenin geleceğine yapılan yatırımdır.
Sonuç olarak mavi yaka çalışan bulamama sorunu bir işçi eksikliği meselesinden çok, değişen çalışan beklentilerini anlama meselesidir.
Ve belki de artık şu sorunun peşinden gitmeliyiz:
"Neden işçi bulamıyoruz?" değil, "İnsanlar neden bizim işletmemizde çalışmak ve burada kalmak istesin?"
Asıl soru budur.