Suriye kirli savaşında en az bir milyon insan hayatını kaybetti.

Birçok şehir yok oldu, koca bir ülke tarumar oldu.

On binlerce insan hapishanelere girdi. Kimi çıktı, kimi işkence altında hayatını kaybetti, kimi ise halen hapishanelerde.

Tutuklanan kadın sayısı en az 13581. Bunların bir kısmı henüz yetişkin bile olmayan kız çocukları.

Tabi bu rakamlar sadece resmi cezaevlerinde tutulanlar. Hapishane gibi kullanılan boş fabrikalarda, kışlalarda, binalarda tutulanların sayısı ise bilinmemektedir.

Bazı kadınlar hamileyken alınmış ve orada doğum yapmak zorunda kalmıştır. Bazı kadınlar çocuklarıyla alınmış, bazıları ise tutulan yerlerde tecavüze uğramış ve tecavüz sonucu olan çocuğunu orada doğurmak zorunda kalmıştır.

Suriye’deki savaş sırasında kadınlara yönelik cinsel saldırı, işkence, hukuksuz tutulmalar, uluslararası hukuka göre savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliğindedir. Ama bu suç bizim coğrafyamızda işlendiği için kimse umursamamakta, suçluları yargılamamaktadır.

Dahası Suriye Rejimi kadınlara tecavüz ve saldırıyı bir savaş silahı olarak kullanmaktadır. Kadınlara yönelik yapılan ihlaller ve suçlar sadece rejim askerlerince değil bazı silahlı çeteler ve terör örgütlerince de işlenmektedir.

İşte bu vahim duruma karşı farkındalık oluşturmak için yola çıkan vicdan konvoyu, kutlu yolculuklarını sona erdirdiler.

 

Böyle bir konvoy, böyle bir teşebbüs; Suriye’de savaşın başından bu yana kadınların işkence, tecavüz, infaz, hapis ve mültecilikle ortaya çıkan dramlarına dikkat çekmek için,

haksız bir şekilde tutulan tüm kız çocukları ve kadın mahpusların serbest bırakılması için,

tüm insanlığı savaşlarda kadınların korunması için etkili tedbirler almaya davet için gerekiyordu doğrusu.

Her görüşten, hukukçu, akademisyen, gazeteci, ev hanımı, işkadını, sporcu, sanatçı, STK temsilcisi, aktivist, işçi, memur, öğretmen, doktor, siyasetçi gibi mesleklerden ve birçok ülkeden insanlar katıldı bu konvoya.

Uzun bir mesafe kat eden konvoy dün Hatay' a ulaştı.

Kör dünya, daha önemli (!) öncelikleri olan ahir zaman Müslümancı, daha dikkat çekici (!) haber peşinde koşan medya her zaman ki gibi görmedi bu güzel insanları.

Ama eminim Allah gördü, melekler gördü, işkence ve tecavüz altındaki kadınlar gördü onları.

Ve yine eminim ki, konvoydakilerin her adımı, her duası, her hissiyatı silinmez bir kalemle kayıt altına aldı.

 

Ne mutlu vicdanların sesi olabilenlere.

Ne mutlu zaman ve parasını mazlumlar için harcayanlara.

Ne mutlu popülizmin değil hakikatin peşinde olanlara.

Ne mutlu herkesin mersine gittiği bir zamanda tersine gidebilenlere.

Ne mutlu kalbi mustazaflar için atanlara.

 

Selam ve dua ile.