Bazı çevrelerin masum başlıklar altında empoze ettikleri” Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” toparlamakta güçlük çektiğimiz aile yapımızın temeline dinamit koymaktadır. İstanbul Sözleşmesi ile “eşitlik” kavramının masum ve kulağa hoş gelen tınısına kanarak imzaladığımız bu sözleşme görünürde kadın erkek eşitliğini savunmaktan ziyade farklı yönelimlerde olan LGBT’liği meşrulaştırma amacına hizmet etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği gibi tanımlamalar ailenin devamını sağlamada geleneksel yaptırımların hükümlerini yerle bir etmiştir. Gün geçtikçe kendisine bireysel özgürlük hakkı tanıyan evlilik hayatının temel parçası karı koca arasındaki bu eşitlikçi yarışlar, maalesef boşanmaları her yıl katlayarak artırmaktadır. Bu tür olumsuz durumları önlemek için aile eğitimlerine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Eğitimin temeli ailedir. Gün geçtikçe aile eğitimdeki rolünden yavaş yavaş çekilmekte tecrübe aktarımı eğitiminden görsel ve ispat aile eğitimine doğru savrulmaktadır. Kendi kendini eğitmekte zorlanan aile, çocuğu da eğitmekten elini eteğini çekmiş durumda maalesef. Ailedeki değerlerin yaşanılmasından ya da yaşatılmasından ziyade ailelerin yarıştırılması ve evdeki konformist görsellik ailenin olmazsa olmaz unsuru haline getirilmiştir. Burada kastedilen ailenin kendisine ait mahrem eğitimi yani değerler anlamında ki eğitim anlayışı ailenin mekânsal merkezi olan evin dışına çıkarılmıştır. Koca evin reisi olmaktan çıktığından beri, kadın ve erkek gün geçtikçe kendisine evin dışında alan aramakta. Kendi öncelikli ihtiyaçlarını, çocuk yetiştirmenin ve onların ihtiyaçlarını karşılamanın ve de kendi kendilerini eğitmenin önüne almaları maalesef eğitimde ciddi kırılmalara ve travmalara yol açmaktadır. Diğer yandan evin içinde kadın erkek ilişkilerinde yaşanan iletişimsizlik yine kadın erkek arasında birbirlerine üstün gelme çabası, saygı anlamında birbirlerine karşı oluşan nezaket sınırlarının zorlanması aile eğitiminde ciddi tutarsızlıklar oluşturmaktadır. Ailede erkeğe saygı duymayan kadınlar erkeğin dediklerini yapmıyor kadına saygı duymayan erkeklerde kadının dediğini yapmıyorlar. En büyük sorunlardan birisi de güzellik kavramının her iki tarafta da sadece şekilsel güzellik olarak algılanması. Şekilsel güzelliğin taliplileri genelde şehvet evliliği yapmaktadır. Asıl olan güzellik; iffet ve ruh güzelliğidir. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır; “Bir kadınla ya malı ya güzelliği ya nesebi ya da dindarlığı sebebiyle evlenilir. Sen dindar olanı tercih et” diye buyurmuştur. Kadının güzel olması erkekte kıskançlık duygusunu artırır. Çirkin olması ise erkeğin nefsini başka taraflara yönlendirir en güzeli mutedil olması.(Kınalı Zade)Kadınların en erdemlisi, akıl, diyanet, iffet, namus, edep ve hayâ sahibi olan, kocasına sevgi besleyen, onun razı olduğu şeylere önem veren, namusunu korumayı amaç edinen kadındır. Erkeğin kadına değer verip ilgi göstermesiyle bu ilgiyi gören kadın da eşine sevgi beslemeye başlar ve eşinin muhabbetini kendinde toplar. Ev yönetiminde kadına evin içişleri yönetimini tamamen vermek gerekir. Kadın erkek arasında saygıda denge kurulursa kimse kimseye üstünlük yarışına girmez ve evlilik güzel bir şekilde devam eder. Erkek kadınının iyilik ve iffetini her zaman gözetmeli ve gerekli sevgiyi eşinden esirgememelidir. Kadının çalışmasını sağlamalı ancak bu ev işlerini aksatmayacak, çocukları ile olan annelik ilişkisini zedelemeyecek şekilde kendi fıtratına uygun işlerde çalışmasına imkân vermelidir. Ama öncelik her zaman çocuğun annelik duygusunu doyurmak olmalıdır. Erkek kadın arasında evlendikten sonra aşırı sevgi varsa bu sevginin saygıya dönüşmesi gerek. Kadın erkek ilişkisinde diğer bir etken çiftler har vurup harman savurmamalı. Birinin savurganlığını diğerinin engellemesi ilişkinin selameti açısından iyi olacaktır. Evin içinde eşi tarafından saygın olan erkek dışarıdaki saygınlığını da devam ettirir. Evde ya da dışarıda eşler birbirinin sözünü dinlemeli, asi olmamalı, inatlaşmaya girmemeli, mümkün olan ölçülerde istekler yerine getirilmelidir. Eğer kadın mal ve makam olarak eşinden iyiyse bu durumu sürekli eşinin başına kakmamalı. Yine Peygamber (s.a.v) bir hadisinde “Kim bir kadınla izzeti için evlenirse Allah onun ancak zilletini artırır, kim bir kadınla malı için evlenirse Allah ancak onun fakirliğini artırır. Kim de bir kadınla güzelliği için evlenirse Allah onun ancak rezilliğini artırır” buyurmaktadır. Erkeğin hizmetçi ve mağlup, kadının mahdum ve galip olması evlilik ilişkilerinin alt üst olmasına sebep olmaktadır.(Kınalızade Ali Çelebi)Günümüzde kadın erkek ilişkilerinde bir türlü optimal düzen kurulamamıştır. Sürekli bir tarafı yüceltme diğer tarafı tek suçlu olarak ilan etme anlayışı maalesef kadın erkek ilişkilerinde boşanma ve ayrılmalarını hatta kadın cinayetlerine, aile cinayetlerine kadar gitmektedir. Eğer ailede erkek kadın ilişkileri aile olmanın gerekliliğine uygun şekilde sürdürülürse çocuklar da kendilerine rol model olarak anne baba davranışlarını örnek alacaklar ve anne babalar çocuklarına maddi değeri yüksek olan miras değil de manevi değeri yüksek olan miraslar bırakacaklardır.