Bu din sizin de fıtrat gereği üzerine doğduğunuz İslamdır.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullada başlattığı "Maarifin Kalbinde Ramazan Etkinlikleri"birilerini belli ki rahatsız etmeye başlamış. Neden? Çünkü ilk defa Ramazan çocukların kalbine indi ve çocuklar Fıtratları gereği Allah Allah zikriyle Ramazan coşkusu yaşıyorlar.

Umreden dönenleri ilahi ekibi eşliğinde karşılayan Celal Karatüre, adlı bir gencin videosu tüm Türkiye’ye yayıldı. “Kabe’de hacılar Hû der Allah” ilahisi her yerde yankılanmaya, çocuk, genç, yaşlı herkesin dilinde terennüm edilmeye başladı. Akıma okullar da katıldı, teneffüs saatlerinde çalınan ilahiye bahçedeki çocuklar da “Allah” diyerek koro halinde ve coşkuyla dahil oldular. Güzel, şirin, kıpır kıpır görüntüler Ramazan günlerimize neşe kattı.Bu ramazan çocukların okullar da yaptıkları etkinliklerle daha da güzelleşti.Tabi ki bu durumdan rahatsız olan dinazor 28 Şubatçı kafa, tutturmuş yok pedagojik değilmiş yok çocukların psikolojisi bozuluyormuş gibi bahaneleri kullanarak her zaman ki gibi dine saldırmaya, dindarlara kin kusmaya başladılar.Psikolojisi bozulan çocuk bu ilahi çıktığında coşkuyla oynar mı? Çocukların neşesinden rahatsız olan bu güruha şöyle diyoruz "Sizi rahatsız etmeye geldik.Korkakların laiklik kalkanını kullanarak okullardaki ramazan coşkusu ve bir ilahinin Türkiye’yi deyim yerindeyse kasıp kavurmasının bile politik bir zemine çekilmesi, kutuplaşma malzemesi yapılması, “laiklik elden gidiyor” paranoyasını ateşlemiş olmasıdır. Okullarda ki Ramazan coşkusu ,belli bir kesimi yine kelimenin tam anlamıyla kudurtmuştur.

Batı kendi insanını özellikle ilahilerle “gospel” adı verilen bir müzik türü var. Türkçedeki tam karşılığı “Hristiyan ilahisi” ya da “Hristiyan dinî müziği.Hristiyanlar yoğun şekilde dinleniyor. Çok sayıda hristiyan ilahi sanatçısı her yıl yeni parçalar üretiyor ve yüz milyonlarca Hristiyan’a ulaşıyor. Her pazar günü kiliselerde gospeller koro halinde çalınıyor, söyleniyor.

Bizde durum ne? Ramazan ayının gelişiyle, çocuklarımızın okullarında neşe içinde eğlenmesinden rejim krizi çıkarmayı başardık! Kendimizi bir anda doksanlı yıllarda bulduk. 28 Şubat karanlığının yıl dönümünde yine; Laiklik elden gidiyor, gericiler Taliban rejimi getirecek. içerikli bildirilere muhatap olduk. Tekkelerde, zaviyelerde, dergahlarda, zikirler eşliğinde üretilen, yüzyıllar içinde gelişen, çeşitlenen, renklenen ilahilerin dinlemesi birilerinin nasırlarını azdırıyor. Kabe de Hacılar Hu-der ilahisi ile de bu dil ve gönül birliğinde bir “özlemi” görmek mümkün. Bir dönem yasak olan, önü kesilen, gelişmesi engellenen, dinleyenlerin etiketlendiği, tıpkı arabesk müzikte olduğu gibi gizli, çekingen, mahcup dinlenen ilahilerimizin okulları bile kuşatacak kadar, teneffüslerde hep birlikte coşkuyla söylenecek kadar alenileşmesi kuşkusuz bir gün her şeyin güzel olacağınının bir alameti.

Alfabeyi değiştirerek, dili çoraklaştırarak, kılık kıyafet dayatarak, bu toplumun bağrından geleni türkülerini, ilahilerini yasaklayarak, ibadetlerii yasaklayarak, okullarda batı kafası çocuk formatlayarak bir toplumu değiştireceklerini, milletin geçmişiyle irtibatını koparacaklarını, özünden uzaklaştıracaklarını, yeni bir ulus yaratacaklarını sanıyorlar.Ama yanılıyorlar.Millet, uyandı surda gedikler açılmaya başladı. 28 Şubat artıkları aslında derindeki o isyanı çok iyi görüyorlar. Telaşları ve tepkileri o isyanın büyüyecek olmasından kaynaklanıyor. Beyhude ağlıyorlar: Bugün ya da yarın belki yarından da yakın kaybedecekler, çocukların kalpleri Ramazanlar bayramlar ilahiler, türküler ve İslam kazanacak.