İyinin kötü kötünün iyi diye tanımlandığı bu zaman diliminde, insan kalabilenin alnından öpmek farz olsa gerek.
İnsan anlamını yitirdiğinden beri görünür bir varlık olma dışında, yeterli bir kanıt gösterememiştir.
İnsanın yüzüne söylenmeyen sözün söz olarak hiçbir ehemmiyeti yoktur
İnsan kendisinden başka hiç kimseye benzemeden de yaşayabilmelidir.
Kendi yüzünü unutup başkalarının yüzü ile dolaşanların yüzsüzlüğünün, hiçbir anlamı yoktur.
İnsan küçük de olsa onurlu çırpınışlarının günün birinde yer tutacağını bilmeli
Korku kalbe hükümran değil, cesaret hükümran olmalı.
Aşk’ın ızdırapları altında kaybolan insan, parçalanmış ruhunu tatlı aşk esintileri ile yeniden harekete geçirebilmeli.
İnsan kainatın bitmek tükenmek bilmeyen uzunluğunda kendisini hep çoban yıldızı sanır.
Başkasının bineğine binen yine bir başkası tarafından indirilir. Başkasının meziyetleri ile övünen gün gelir kendi meziyetsizliğinde boğulur.
İnsanın yaşadığı yenilgilerin ve bozgunların nedeni her zaman, dünyaya olan aşırı bağlılık ve nefsine olan tapınmalarıdır.
İnsan kendi zihni varlığını kabul etmeyip başkalarının varlığına tutkuyla bağlanarak elde etmek istediklerini bir süre elde eder ama sürekli kaybetme korkusuyla yaşar.
İnsanın ölümden daha güçlü insanlığı olmalı; ölümü göze aldıracak kadar onuru, haysiyeti olmalı; uğruna canını feda edeceği bir davası duruşu olmalıdır.
İnsan bazen sahip olduklarını birileri istiyor diye değil, feda edilmesi gerektiği için feda etmelidir.
Kendisini kupkuru sert toprağa gömmüş tohum biliyor ki toprağa düşen ilk yağmurla beraber filiz vereceğini, işte sabırla bekleyiş budur; umut budur.
İnsana düşen gördüğü her menfaatin, her gücün, her düşüncenin peşine düşmek değil; sabırla kendisine ecir kazandıracak olanın peşinden gitmektir.