Din, insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Din eğitimi ailede başlayıp hayatın bütün aşamalarında var olan uzun bir süreçtir. Bu sürecin bir bölümü örgün eğitim yoluyla okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Temel Dini Bilgiler, Siyer, Kur'an-ı Kerim gibi dersler aracılığıyla karşılanmaktadır. Bir kısmı da cemaatler eliyle verilmektedir. Ülkemizde bu sürecin çocuklarımız açısından başlangıç yaşı daha önce 28 Şubat Döneminde, neredeyse 8.sınıftan sonra çocuklar isterlerse Kur’an öğrenebilecekleri yönünde kanunlar çıkmış bu yaştan önce çocukların Kur’an Kurslarına gitmesi Kur’an öğrenmesi yasaklanmıştı. Şimdi ise din eğitimi 4. sınıftan itibaren verilmeye çalışılmaktadır okul çağındaki çocuklar için kesinlikle yeterli değildir. Oysa Müslüman bir ülkede yaşadığımız göz önünde bulundurulursa din eğitiminin daha erken yaşlarda başlaması kaçınılmazdır.  Bu durumda okul öncesi din eğitimi hususunda ortaya çıkan ihtiyaç, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından olmazsa olmaz bir ihtiyaç olarak ele alınmasından sonra 2013-2014 yılından itibaren yaklaşık 6 yıldır devam eden 4-6 yaş grubu Kur'an Kurslarını milletin yararına sunmasıyla giderilmeye çalışıldı. Çocukluk dönemi, bireyin kişiliğinin şekillendiği ve ilerideki yaşamına yönelik olarak insanın pek çok davranış kalıbını öğrendiği önemli bir gelişimsel basamağı oluşturmaktadır. Buna göre, bireyin çocukluk sonrası yaşantısındaki dini tutum ve davranışlarının temelinde, çocukluk döneminde alınan din eğitimi yer etmektedir. Eğer çocuklara olumlu ve fıtrata dayalı değerler üzerinden bir din eğitimi verilebilirse, sağlıklı bir inanç gelişimine imkân sağlanmış olur.  4-6 yaş Kur’an Kurslarındaki eğitimi geliştirmek ve yaygınlaştırmak ise sadece müftülüklerle olacak bir çalışma değil. Millete sunulan bu imkâna toplumsal destek verilerek geliştirilmesi gerekir. Din, her zaman eğitimin içinde verilmelidir. Bu çalışmalara İslami STK olduklarını iddia eden ve kendi kurumlarında benzer çalışmalar yapan STK’ ların Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İl ve ilçe müftülüğü aracılığıyla yürüttüğü bu çalışmalara destek vermeleri gerekmektedir. Destek ne olabilir? İl müftülüklerinin STK’larla İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile ortak protokoller yaparak bu kurslarda görev yapan İlahiyat Fakültesi mezunu hocalara yönelik “Eğitici Eğitimleri”  yapılmalı ve bu kurslarda görevli hocalar pedagojik formasyon açısından desteklenmeli sempozyumlar ve çalıştaylar yapılmalıdır. Valilik ve yerel yönetimlerle işbirliğine gidilerek bu 4-6 yaş Kur’an Kursları için nezih mekânlar oluşturulmalı. Tıpkı Milli eğitim Bakanlığı’na bağlı bahçesi ve bir çok etkinlik alanı olan anaokulları tarzında, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı okullar yapılmalı. Kursların öğrenme ortamının ise fiziksel anlamda yetersiz kaldığı görülmektedir.  Bu alanın zenginleştirilmesi için etkinliklerle ve oyunlarla yeni eğitim ve öğretim yöntemleri geliştirilmeli. Bu yaşlarda çocukların zihni alt yapısına uygun doğru bir din anlayışı vermek çocuğun kendini gerçekleştirmesine ve sosyalleşmesine katkı sağlayacaktır. Erken yaşlardan itibaren din eğitimi sağlıklı bir şekilde verilirse, çocuğun özellikle metafizik ve içsel sorularına da tatmin edici cevaplar vermiş olunur.  Değerler eğitimi bizim medeniyet kodlarımıza uygun bir şekilde verilmeli. Günümüzde çalışan anne babalar çocuklarına dini eğitim vermek isteyip de çalışma şartlarından dolayı yetersiz kalınca çocuklarına doğru bir din eğitimi verecek denetlenebilir ve güvenilir kurumlar arayışına girmişlerdir. Bunun için de en güvenilir dini bilgi ve eğitimi veren yerler 4-6 yaş Kur’an Kurslarıdır. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi okullarda da din eğitimini verme yönünde çalışmalar yapmalıdır. Okul öncesi ana okullarında eğitim gören çocukların da din eğitiminden faydalanması hem çocuklar için hem de ebeveyn için bir haktır. Yapılacak çalıştaylarla Gaziantep’te 4-6 Yaş eğitiminde ciddi bir ivme kazanılmış olacak.

4–6 Yaş Kur’an Kursları Öğretim Programının başarıya ulaşmasında öğreticilerin; alanlarında uzman, gelişime açık, hitap ettikleri kitlenin gelişim özellikleri hakkında bilgi ve donanıma sahip olması gibi hususlar önem arz etmektedir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığına, Üniversitelere ve Milli Eğitim Bakanlığına ciddi iş düşmektedir.