Herhangi bir şeyi yapabilmek için kendi sınırımızı açmamız gerekir. Bir şeyi tekrar tekrar yaparak doğamızda olmayan bir şeyi bile neredeyse ikinci doğamız haline getirebiliriz. Kendimizi değiştirdiğimiz ölçüde değişebiliriz. En zor kafalar sabit kafalardır. İnsanların tecrübelerini değerlendirirken şüphe dalgalarının
dikkatimizi dağıtmasına izin vermeliyiz. Hedef odaklı uygulamalar sırasında diğerlerinden daha fazla çaba sarf edenler ayrıca bu uygulamalardan da en fazla keyif alanlardır. Ne zaman ve nerede hedef odaklı uygulama yapmak size en rahat geliyorsa onu bulun. Hedef odaklı uygulamaların zorluklarından korkmak yerine onları benimsemeyi öğrenmek yaptığımız çalışmalara katkı sunacaktır. İyimser bir öğretmen dayanışmaya kapalı bir öğrenciye yardım etmenin yollarını sürdürürken, kötümser bir öğretmen yapılacak başka bir şey kalmadığını düşünecektir. . İyimser olmak, pozitif kalmak, olumsuz inançları aşmak ve imkansız olana bir şans vermek her zaman kazandırır.
Gelişimci zihniyete sahip çalışanların sabit zihniyete sahip çalışanlara kıyasla önemli ölçüde daha kararlı ve cesur oldukları gözlenmiştir. Ama ne yazık ki konuşmalarımızda gelişimci zihniyet fikrini ne kadar benimsiyor olursak olalım varsayılan olarak ise sabit zihniyeti kullanmaktayız.
Beyninizi hangi dersin becerilerine dönük güçlendirirseniz beyniniz oraya yönelir. Bir kez bir yola baş koyduğunuzda , o işi yapmak için kendinizi disipline edersiniz. Çocuklar özgürlüğe ihtiyaç duydukları kadar sınırlara da ihtiyaç duymalılar. Çocuklar ebeveynlerini dinlemede gayretli olmazlar ama taklit etmede oldukça maharetlidirler. Bilge ebeveynlik bir çocuğun ebeveynlerine özenmesini sağlar. Tabii ki küçük çocuklar anne ve babalarını bir dereceye kadar taklit ederler. Fakat herkesin hayatında birisinin mutlaka doğru yer ve doğru zamanda onlardan beklentide bulunduğunu ve ihtiyaç duydukları güven ve desteği ondan beklediğini görüyoruz.
Çocukların haftanın en azından bir kısmını yapmaktan hoşlandıkları ama yapmakta zorlandıkları bir etkinlikle geçirmeleri gereklidir. Özellikle lise düzeyindeki çocukların en az bir etkinliğe (okul dışı) etkinliğe gitmesi yada yönlendirilmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda çocuklar dersteyken zorlandıklarını hiç motive olamadıklarını beyan ediyorlar. Arkadaşları ile iken oldukça eğlendiklerini, zorlanmadıklarını beyan etmişlerdir. Yine sayısız araştırmalar göstermiştir ki okul dışı aktivitelere katılan çocuklar akla gelebilecek her ölçülebilir alanda daha olumlu bir tablo çiziyorlar. Daha iyi notlar alıyorlar, okulla daha ilgili oluyorlar, daha az sigara içip daha az madde kullanıyorlar.
Meslek hayatımızın iki en önemli eksik yanı tutku ve ahlaktır. Tutku fazladan ve beklentisiz mesai yapmak, ahlak ise mümkün olan en iyiyi vermek. Yaşınız kaç olursa olsun bir amaç geliştirmek için hiçbir zaman çok geç ya da çok erken değildir. Değişimden yana olan insanların taşıdığı umut şansla değil düştükten sonra yeniden ayağa kalkmakla alakalıdır. Japon atasözü şöyle der “ yedi kez düş, sekiz kez kalk”. Fakir, yoksul ve yetim çocukların bir sürü şeye ihtiyacı var ama en çok ihtiyaç duydukları düzgün bir çocukluk. İnsanları birbirinden ayıran coğrafi ve politik sınırlardan ziyade bizi onlardan ayıran psikolojik sınırlardır. Her şeyiniz kaybolmuş gibi hissettiğinizde bile umut etmeyi öğrenebilirsiniz. Harika olmak ile iyi olmak farklı şeyler ve eğer bir tercih yapmanız gerekirse iyi olmayı tercih etmek gerekir.