Dostluk, her ne olursa olsun her şeyi kaybettiğiniz ve etrafınızda hiç kimsenin kalmadığı bir anda yalnız kalmadığınız bir sığınaktır. Dost; iradesiyle, şahsiyetiyle dostu için fedakarlık ederek  yalnızlığın, çaresizliğin zirvede olduğu  bir anda  dostuyla güven içinde, kenetlenendir. Karanlıkta, çölde, en amansız çıkmaz sokaklarda ben de seninleyim diye yürüyebilendir. Mağarada ölümle aralarında bir örümcek ağının olduğu bir anda “bizi görecekler” diyen arkadaşına, “korkma iki dostun üçüncüsü Allah’tır” diyerek yüreğini dostuna açmaktır  dostluk.Dost seni hak olana götüren kalbini, zihnini ise hakk’a döndürendir. Dost  sözüyle, özüyle ve davranışıyla yüreğinize muhabbetle dokunandır. Gelecek en tehlikeli saldırılar karşısında kendini feda edendir. Dost için kavuşmak tehlikeli olsa bile, zamanı unutup  ayrılığı bir kenara bırakarak, saatleri kurmadan,   içinin sesi hariç hiçbir sesi dinlemeden, baskı ve hakimiyet karşısında bedenen olmasa da ruhların sahillerinde buluşmaktır. Küçük bir çocuk gibi rüzgara savurmaktır  söylenen kem sözleri. Dost senin   olmadığın bir yerde  senin onurunu savunmaktır. Hiç çekinmeden “ben olmazsam sen kal, sen kalmazsan ben ne olurum” denecek kadar ihtiyaçlarımızın cevabıdır.  Kalpleri içten ve dıştan gelen vesveselere karşı düşünmeden birleştirmektir. Dostluk bir sır abidesine dönüştürülmeli, birbirimizin kanatlarıyla uçarak ve gittiğimiz her yere dostumuzu da taşıyarak tüm zamanlarda hatırlamak ve yaşamaktır. Sahip olduğun tek dostuna üzüntü vermektense bir saate bin kere aldanmak daha iyidir.(Panait İstrati)Dostunun seni yermesine kırılma seni başkaları kırdığında ilk yanında olan o olacaktır.

Dostluk uzak mesafelere,uzun yürüyüş ve tehlikelere,engellemelere aldırmadan varılan vuslattır.Dost,  gölgesini her daim yanında hissettiğin ve sırtını dayadığın zaman yıkılmayıp dimdik, ben hala  yanındayım diyecek kadar yiğitçe  durandır. Dost konağımıza geldiği zaman bir konuk gibi değil; evden, candan biri gibi  soframızın ve ocağımızın sahibi gibi gelmelidir.. Birbirine olan muhabbet duygularını kalbe indirerek, orada taht kurarak, kol kanat gererek, göz kulak olarak, bir nefes gibi içte taşımaktır. Dostunu görünce  insanın kalbi hüzünle değil, neşeyle atmalı,  istisna bedelleri  değil bütün bedelleri dost için ödeyerek, en güzel hediyeleri sunmaktır. Dost bir ömür barınmadır kalpte. Kalbin ihanetinden ürkmeden, hatırasını bir meşale gibi, mazeretsiz, inceden inceye bir gergef gibi işleyerek ve içinde büyüterek hep yeniden yaşamaktır. Ayrılık vakti  rıhtımda, el sallarken, umutla dönüşünü beklemektir. Dostluk dostuna duyduğu saygıyı anlamlandırmak için  önce kendine saygı duymasıdır. Sevgiyle ektiğimizi şükranla biçtiğimizdir. Dostluk aşkın, sevginin matematiksel hesabının yapılmadığı vefadır . Dostluk kibrin, hasedin düşmanıdır. İnsanın yanlışlarını kendine bildirmesinin dosdoğru adresidir. En güzel şarkıyı en güzel dosttan şöyle eylül akşamlarında dinlemektir. Belki de sıcak bir yuvada acı tatlı her şeyi   paylaşmaktır. Dostluk muhabbetin muhatabını yüreğe düşürmektir. Dost için kendine ait konumdan ve itibardan, makam ve mevkiden bir kaygı taşımadan, tartışmadan bırakıp gitmektir. Dost dostluğunu kaybetmekten korkmadan hakikati söylemektir. Dost dostluğu  malı, mülkü ve gücü için değil huzur ve destek olmak için kurmalıdır.

Dost ışıktır. Işığı ateşle çoğaltıp alevlendirmek, alevi nura çevirerek damla damla biriktirip bunu bir hasret lezzetine dönüştürmektir. Dost dostun aklına akıl katmaktır. Dostun aklı dostun aklına kötülüğü bertaraf etmek için muhtaçtır.Ülkeler fethetmektense dostun gönlünü fethetmektir dostluk. Ezelden beri zihindeki ayrılık kokan  vuslattan ve özleyişlerden kaçarak,kemale ermiş  sabırla bir sis bulutunun içinde ruhani bir tebessümle beklediğimiz mutluluktur. Bulut güneşi kaybedebilir mi? Ateş böceği yıldızlara meydan okuyabilir mi? Duman rüzgara zahmet verebilir mi? Dostluk da öyle. Dost içteki küçük kinlere aldırmadan, ben sensiz yapamam, sensizlik beni öldürür, kızgınlığımı seni sevdiğimden say demektir. “Boş ver askıda kalmış intikamları, birbirimize söyleyecek çok şeyimiz var” diyerek, sineye çekilmiş bekleyişe son verip, dostun güzelliğini, her yerde süfli değil berrak bir sevgiyle görmektir. Dost her yerde sadece kendisini değil, dostunu da koruyan ve temsil edendir. korkuyla değil cesur ve dosdoğru duruşla olur. Dost, kıyıdaki taşlara benzer, bazıları atılmak ister denize, belki de hepsi, ama bazıları öyle yapışır ki sana, kopamazsın. Yüreğinin bir köşesinde acılarına ağlar durursun.   Yola çıkıldı mı dost için gemiler yakılmalı, dönüş ne zaman bile demeden, yola çıkıp hakikate ermektir. Dost irade demektir,hür olmak bağlanmadan bağlı kalmaktır.Dostluk Yani dost bir gece yarısı kapı çalındığında, derin uykudan uyanıp kim o demeden,  gel diyerek hiç tereddütsüz buyur etmektir. Dostumuz acı söyler ama her daim hakikati söyler. Dosta ,dostun zahmeti ağır gelmez zahmet içtir, ruhtur.(Mevlana)