2019-2020 Eğitim öğretim yılıbaşlarken bir yanda sorunlar diğer yanda ise çözüm
çabaları ile yeni eğitim öğretim yılına başlamış bulunmaktayız.Yaklaşık 18 Milyon öğrencinin
ders başı yapacağı 09 eylül 2019 tarihinde, okula yeni başlayacak öğrenciler heyecanlı,
veliler ise oldukça telaşlı. Bütün veliler çocukları için iyi bir ilkokul ,ortaokul yada iyi
öğretmen ,iyi sınıf arama ve bu okulların olduğu bölgelere, adres aldırma gibi meşru olmayan
yöntemler denemekte. Güçlü ve zayıf okullar arasında bağlantı kurulmalı, bunun sonucunda
da genel eğitimin kalitesini yükseltmek gerek. Maalesef eğitimin iyileştirilmesinde sadece iyi
okulların olması yetmiyor. Bu konuda okul idarelerinin de öğretmenin itibar suikastine ortak
olduğu, bitmeyen iyi öğretmen kötü öğretmen algısının, bir türlü yıkılamayışı ,öğretmen
camiasında ciddi motivasyon düşüklüğüne yol açmaktadır. Burada velilerin kaygılarını
anlamak mümkün çünkü çocuk ilkokul birinci sınıftan hatta anaokulundan itibaren okula iyi
öğretmenle başlarsa, diğer kademelerde çocuk için sıkıntısız eğitim öğretim dönemi
geçirmekte . Böylelikle veli bir üst kademede daha rahat etmektedir. Ara sınıflar önemli ama
kademe başlangıcı sınıflar daha önemli. Düşünsenize çocuk ilkokul’a birinci sınıfa yeni
başlıyor, öğretmenle yeni tanışıyor, annesinden babasından farklı bir insanla. Burada
öğretmenin fonksiyonu çok önemli. Ya çocuğu gül bahçesine çeker yada ateş çukuruna
.Bizler öğretmenler olarak veli nazarında bu tür algılara fırsat vermemeliyiz.Yine diğer bir
kademe başlangıcı ise ortaokul. İlkokulda tek öğretmenle başladığı eğitim sürecini birçok
öğretmenle devam ettirme sorunu. Ders çeşitliliğinin artması , ergenlik belası, çocuğun
kendini merkeze alma çabası ve ispatı öğretmene ciddi sorumluluklar yüklemekte. Bocalama
ve özenti evresinden kurtulamayan,kendi yolunu çizemeyen çocuk için yine öğretmenin ilgisi
ve yol göstericiliğinin devreye girmesi gerekir.Okullardaki iyi öğretmenlerin, eğitim
öğretimde zayıf olan öğretmenlerle bilgi paylaşımı yaparak, gelişimlerine katkı sunmaları
gerekir.Dijital teknolojinin kullanımından ziyada bunun arkasındaki mantık öğretilmeli
çocuklara yoksa zaman kaybından başka bir şey yaşatmayız.
Hereğitimöğretimdönemininbaşındaortayaçıkandiğerbirsorundakaynakkitap
sorunu. Devletin bedava dağıttığı kitapların bir türlü okul, öğretmen ve öğrenciler tarafından
hazzedilmemesi ve sıraların altından bir türlü sıraların üstüne çıkmaması.Bu algı ile bedava
dağıtılan kitapların yetersizmiş algısı , velileri kaynak kitaplara yönlendirmekte.Veliler için
külfet olan kaynak kitap ücretleri ekonomik durumu iyi olmayan ailelerde sorun
oluşturmakta.Bu durumda sosyoekonomik açıdan düşük bölgelerdeki öğrencilerle,
sosyoekonomik açıdan iyi olan bölgelerdeki öğrenciler arasında, eğitim açısından eşitsizlikler
ortaya çıkmaktadır.Eğitimde sosyal ayrımcılık sorununun minimum düzeye indirilmesi gerek
çok önemli.Çözüm öğretmenlerin MEB’in dağıttığı bedava kitaplara öğretimde sahip çıkması.
Diğerbirsorunherdöneminbaşındakayıtparasıistenmesi,iyiokullarınbumeblağı
yüksek tutması yada iyi öğretmen reklamı üzerinden velilerden ciddi meblağlı paraların
istenmesi. Velilerin istemeyerek te olsa çocuklarının eğitimi için mecburen bu paraları
vermesi ciddi sorun teşkil etmekte. Bakanlığın önlemsel açıklamalarına rağmen caydırıcı
olmamaktadır.Çözüm için devletin okullara ödenek ayırması bir nevide olsa bu sorunun
önüne geçebilir.Diğer yandan okul servislerinin standartlar yönünden eksikliği,
denetlenmenin rutin yapılması, özellikle hız kontrollerinin denetlenmesine dikkat edilmeli.
Dershanelere alternatif olarak hafta sonu okullarda uygulanan DYK kurslarının, bir türlü
dershane formatında bir eğitim standardı yakalayamaması ve velilerin DYK kurslarına karşın
dershaneleri tercih etmesi büyük sorun.Bu konuda ilçe ve il mem ‘lerin ciddi denetimler
yapması gerekir.