İlkokul çocuğun eğitim ve öğretiminde üzerinde duracağı en önemli devredir.6- 10 yaşları arasında geçen bu devrede çocuk büsbütün yeni bir hayata girecektir. Disiplin, çalışma, yorumlama kendi dışındakilerle yabancılarla daha fazla bir arda bulunma yakınlaşma ve uzaklaşmalar artacaktır. İlkokul yaşında çocuğun ruhi gelişmesinde göz önüne alınacak başlıca noktalardan biri de çalışma yorgunluk ve dinlenme ritminin tetkikidir. İlkokulda ki çocuklar yavaş yavaş oyunun nispeten serbest çevresinden çalışmanın daha disiplinli çevresine geçerler. Bu hazırlık okul öncesinde başlar. Evde kız çocukları annesine erkek çocukları ise evin bazı ihtiyaçlarında getir götür işine bakarsa sınıf disiplinine daha çabuk uyum sağlar. Bu hazırlıklar yoksa okul ve sınıf çocukta ruhi sarsıntılara yol açabilir. Sıkılgan ve itinayla büyütülmüş çocuklar sokakta ve şımarık büyümüş çocuklar arasında ezilir. Okul yaşında ilk ele alınacak konu ”Dikkat”tir.Dikkat eğitiminin en nemli eseri çocuğun melekeleridir. O dikkatin ilerleyici tekrarlarla çocuğun zihin ufkunun derece derece genişlemesini sağlar. Çocuk algılarının alanını bu sayede genişletir. Akıl yürütmeyle sonuca gitmeyen öğrenci analiz ve sentez yapamaz. Bütünü kavramak bir hamlede olsaydı tekrara lüzum kalmazdı. Çocuklar ilköğretim yaşındayken eğilimler arasında henüz yeni bir hiyerarşi kurmuş bulunur. Yeni modelleri gördükçe bu hiyerarşi şeklini değiştirebilir.7 yaşından sonra erişkin hayatının tasavvuru” büyüyünce ne olacaksın” meslek ideali uyandırır. Öğretmenler ise bu durumlarda öğrencilerden çok çaba değil öğrencilerin şahsi kabiliyetlerine ve verecekleri çabalar beklemeli. Yapılan işler yalnız zihne değil kişiliğin bütününe aittir. İlkokul çocuklarında yalnız zihin güçlerini değil bütün kişiliklerin ve kişiliğin bütün manzaralarını birden ele almak lazım.
Öğretmenin ilkokullarda yapacağı işler:
1-Çocukların teşkil ettiği küçük zümrelerin tetkiki
2- Çocuklarda iş ile eli ve kafa çabası arasında ayarlamanın yapılması
3-İşin yoğunluğundan ve yorgunluğundan çocukları kurtarmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmeli özellikle şarkılarla işler kolaylaştırılmalı.
4-İşi seven işte sevinç ve neşe ile iş ritmini kolaylaştırmak İlkokul çocuklarına mutlaka uygulanmalı.
Çocukların yaşlarına uygun dinlenme modelleri geliştirilmeli:
Bunlar :
1-Teneffüslerde az çok faaliyetlerin yönü değiştirilmeli disiplinli kolektif oyunlara sevk edilmeli
2- Küçük zümreler halinde spontane oyunlara meydan verilmek üzere; koşmaca, köşe kapmaca, birdir bir vb.
3-Mutlak gevşeme bu da yemekten sonra uzanma ve uykudur.
Çocuğun ilköğretim yaşındaki ruhi gelişmesini sarsan faktörler; Anneye tamamen bağlı,3-4 yaşlarında yaşadığı duygu krizi en fazla gözlenen davranışlar inatçılık. 7-8 yaşlarındaki derin nüanslar beden gelişmesiyle daha öfkeli, uyku düzenini kaybetme, öfkeli ve haşindir. Son olarak ergenlik ve ergenlik öncesi buhran yani ikinci inatçılık evresi. Hızla değişen dünyada eğitimde durağanlıktan çıkmış ve hızlı ve güçlendirici metotlarla yenilenmekte ve değişmektedir. Yani artık ne Rousseau’nun baskıcı metot hücumlarını nede ezberletici metot tekniklerini hatırlamaya lüzum vardır. Devamlı dikkat ve zihni çaba gerektiren ortamlarda çocuklar çabuk yorulabilir. Bu durum çocuklar hakkında çabuk hüküm verilmesini gerektirmemeli. Öğretmen bütün çocuklara şefkat ve sevgi ile bakmalı. Öğretmen ”İlkokullarda işe memleket dili, tarihi, coğrafyası ve memleket kültürünün insanlıkça tanınmış değerlerini öğreterek başlamalıdır. Daha kendi kaynaklarını, kendi kökünü ve gelişme yolunu bilmeyen çocuğa dünyadan ve dünya tarihinden başka kültürlerden bahsetmenin hiçbir anlamı yoktur. Çocuklara normal resim ve müziğin dışında “çocuk resmi”,”çocuk müziği””çocuk şiiri” değil asıl değerli şiirden, müzikten, resimden örneklerle sanat eğitimi verilmelidir. Soyut ahlak kaidelerini öğreterek değil, hikâyeler ve büyük insanların hayatından misallerle fedakârlık ve iyiliğe dair canlı örneklerle ahlak eğitimi verilmelidir. Evdeki ihmallerin bir kısmını okul öncesi eğitimle, okul öncesindeki ihmallerin önemli bir kısmı ise ilköğretim yaşında düzeltilebilir. Sırada oturuş, gözle yazının mesafesi, yürüyüş, teneffüste öğrencinin oyun hareketlerini kontrol etmek, nefes alma ve egzersiz çalışmalarına kadar kontrol etmek. Öğretmen yalnız öğrencilerinin karakterini bilmekle kalmaz onları bir dereceye kadar iyi bir yöne doğru götürmek yani az çok değiştirmekle tanımlanır. Ortalama tipten az ayrılanları düzeltmek kolaydır. Fakat öğretmenler genelde karakter olarak çok ayrılan tipler üzerinde durmalıdır.
Onlarda bireysel ve diferansiyel bir eğitime doğru gitmelidir.
Burada çocukları birbirinden ayırmak değil farkına vararak çocuklardan her birinden kendi kabiliyetine göre vereceği şeyleri istemesi. Ortalamanın dışındaki çocuklara sürekli cesaret ve motivasyon vermeli ve diğerleri ile aynı seviyeye getirmelidir. Karakter tetkikine kendisinden başlayan öğretmen çocuklar üzerinde nüfuzludur. Çocuklar öğrenirken daima zihni gücün yardımından faydalanmasına önem vermeli bunun yanında tekrarla öğretişimi de ihmal etmemelidirler. İlk başlarda kültür öğrenimi birçok unsurlarıyla öğrenilmeden anlaşılmadan ertelenmektedir. İlgiler daha başka alanlara yöneldiğinden Sonradan öğrenmeler ise süreci geciktirmektedir.
Hayaller çocukta hatıraları sıraya dizmek, ezberlemek ve öğrenmek değil hayallerden yeni terkipler kurma gücüdür. Çocuklar çoğu zaman gerçek âlemi ıskalar ve hayali bir âleme geçer. Gerçeği anlamadaki yetersizliğini gerçek olmayan sığınmalarla tamir eder. Fakat bu “hayali yaşama” bir yerde sınır konulmalı eğer bu hayal âlemi devam ederse, hayalle gerçeği karıştırma büyük yaşta marazi bir bilinç oluşmasına neden olur. Kötü bir eğitim çocuğun yetişme şartlarıyla alakasız ve aşırı baskıcı bir ana-baba bu masum yalanların zararlı yalanlar halini almasına sebep olabilir. Bu devredeki ilk masum yalanlara karşı tasasız kalan veya onları şiddetle düzeltmeye kalkan öğretmen ve ana baba bu ilk küçük sapışlardan sonra ilerde tamir edilemeyecek ağır ahlaksızlıkların tohumu olmasından sorumlu olacaklardır. Hatta çocuklarda olacak birçok ruhsal hastalıkların başlangıcı da olabilir. Çocuklardaki hayal gücünü sadece çocuklara bırakmamalı yaşlılar onların hayal güçlerine yeni temalar eklemelidirler ve çocuğa iyi bir yol açılmalıdırlar. Çocuklar kurdukları hayal dünyası ile kendisi ve büyüklerin dünyası arasındaki boşluğu doldurur. Çocuk büyüdükçe elbette düşüncesi objektifleşecek, zihin güçleri onda realizmi ve bilimsel zihniyeti doğuracaktır. Bu durum çocuktaki hayal gücünü yok etmemelidir. İlerde hakiki sanatçılarda sanatçı hiçbir zaman çocuk tarafını kaybetmeyen ve çocukluğun hayal gücüyle realizmi birleştirmesini bilenlerde yetişir. Öğretmenler kendi çocukları arasında sanat kabiliyeti olanları keşfetmeli onların hayal güçlerinin sonraki yıllarda gerçek hayattaki gelişimlerine katkı sunmasına devam etmektedir.
Çocukların davranışlarını anlamayan, kim neye tepki verir çözümleyemeyen öğretmen, çocukları bir makine ya da otomat gibi görür. Oysa bu çocukların insan yavrusu olduklarını unutmamak gerek. Çocukları zeki, aptal başarılı başarısız gibi sınıflaması öğretmenin temelsiz ve yanlış olduğunu gösterir. Öğretmenin yapacağı en önemli etki çocuklara karşı sürekli yüreğinde sevgi üretmesidir.
Kaynak: Eğitim Felsefesi H.Ziya ÜLKEN