Ortaöğretim, meslek hayatına hazırlık; ilköğretimle yüksek ve meslek öğretimi arasında bağlantı olmakla beraber  eğitim bakımından en mühim devredir. 

Geçiş dönemindeki öğrencilerin eğitimi kontrollü bir şekilde devam etmeli. Böyle olursa ileriki dönemlerde hem  kendi değerlerine hem de  toplumsal değerlere bağlı teknik açıdan da ahlaklı  üretici bir nesil oluşmuş olur. İlköğretim ve yüksek öğretim arasındaki orta öğretim,  öğrencileri bir yandan çocuksu yaşamlarının dalgınlığından çıkarmaya  diğer yandan yetişkinliğe hazırlık dönemine girmelerinden dolayı  hem değerler eğitimi ve  entegrasyonu ile hem de kendilerini bilgi ve bilinç ile donatarak toplumsal hayata toplumla beraber hazırlanmalarını sağlamalıdır. Bu öğrenciler inancı kendisine kalkan edinerek bilgiyi kibre, enaniyete dönüştürmeden vicdan ve içten gelen bir faydacılıkla kullanmasını öğrenmelidirler. Ahlakın bütün toplumlar için değişmez bazı durumları vardır. Bunlar doğru sözlülük,  yalan söylememek, sözü ve özü bir olmak, sözünde durmak  bu temel faziletin neticeleridir. İnsan başkalarını sevdikçe toplum halini almaktadır. Bugün eğitim kurumlarımızdaki  bireyci yaşamın dayatması olan başkasına yaşama hakkı tanımayan anlayıştan ancak okullarımızda uygulayacağımız bilgi ve inanç değerleri kapsamında  kurtulabiliriz

Liselerde kişiliğin teşkili ve kafa formasyonu tahsilin değer eğitimi ile tamamlanmasını gerektirir. Ortaöğretimdeki öğretim ile bilgi, eğitimle de değerler verilmeli. Böylelikle gençler öğretimde kültürün ulaştığı son bilgi seviyesinde yer almak için hazırlanacak, eğitimde çağdaş kültürün değerler hayatını yaşayarak kişiliğini kazanacaklardır. Çünkü ahlaki erdemlere bağlılık bilerek değil inanarak sağlanır. Lise seviyesinde gençlere verilecek değerler eğitimi bunların bütününe sahip olmalıdır. Gençler bir yandan doğal yapı malzemesinden faydalanarak imal gücünün önemli mahsullerini tanımalı ve bunları yapabilmeli, öte yandan kişiler arası ilişkilerde başkası ile yaşamanın gerektirdiği değerleri almalı ve onlara ait tecrübeleri yaşamalıdır. Liselerde ahlak bilginin işlenmesinde yaptırıcı kuvvet görevini gördüğü gibi bilgi de ahlaklı fiilin kontrolünde yaptırıcı kuvvet görevini görür. Çocuğu toplumla, okulla birlikte bütün halinde ele almak lazımdır. Ortaöğretim oyundan çalışmaya doğru tam geçişin başlangıcıdır. Ortaöğretim sınıflarının yüklü programları bu oyunlara imkan vermez. Bundan böyle insana kültürün muhtevasını tanıtmak işi de öğretmene düşer.  Ancak  sınıflarda meslek ahlakı dayanışma duygusunu geliştirmek,  sanat zevkini beslemek de gerek. En sonunda öğretimdeki metot bilgiyi inançla tamamlamak olmalıdır. Teknik değerden ahlaki değere kadar bütün değerler alanında ise insan türlü dereceden değer konularını inşa halinde olmalıdır. Eğer liseler öğretimin yanında  onu tamamlayan bir değeri yaşatmıyorlarsa , liseli genç aletlerin nasıl yapıldığını, teknolojinin gelişmesini kendi denemeleriyle görmüyorsa ,disiplinli oyunlarda yarışma ve dayanışma tecrübelerinden ahlaki hayatın kurallarını çıkarmıyorsa, bugünkü vasıtalarla müzik resim ve  şiir gibi değerleri almıyorsa, değerler yalnız kitaplarda isim yığınlarından ibaret kalır. Lisenin vazifesi genci yalnız meslek hayatına hazırlamak ve topluma intibaklı hale getirmek değil toplumun seviyesini aşan üstün bir kültürü yaşatma ve yaratma gücü vermektir. Lise, sadece topluma uymakla değil onu ileri götürmekle de yükümlüdür.

Ortaöğretim konusunda üzerinde durulacak diğer bir nokta ise meslek yönetimi meselesidir. Uzun zamandan beri sürekli üzerinde çalışılarak projeler geliştirilen ve  hiçbir yerde bir türlü istenilen şekilde uygulamaya  geçilememiş olan meslek yönetimi, ortaöğretimle yüksek öğretim arasındaki uçurumu bir türlü ortadan kaldıramamıştır.  Liselerdeki öğretime ciddi şekilde yönelme, öğretim programlarını hayata dair yeniden düzenleme, zamanla zanaatları pratik mesleklere veya bilimsel ihtisas mesleklerine göre hazırlanmış öğrenci yetiştirmelerini sağlayacaktır.  Liselerden üniversitelere yığın halinde hücumları, tesadüfen meslek seçimlerini, hayat boyunca bir daha tamir edilmeyen yanlış kararları, kabiliyetlerin yanlış yönlere çevrilmesi yüzünden köreltilmesini önleyecek ve meslek okulları ile üniversitelerin kendi vazifelerini hakkıyla görebilme imkânını hazırlayacaktır. Eğitimde başarı bilgi alanında, meslek hayatında bilgi yükselme ve ihtisaslaşma ile,  değer alanında ise yaratıcılık, insanlık ve ahlaklılık gücünü kazanma ile olur.

Ortaöğretimdeki yanlışlardan biri de derslerin birbiriyle lüzumsuz rekabete girmesidir. Her zaman matematikle  edebiyat dersleri arasında bir çekişme  olmuştur. Bu da öğrencilerin kabiliyetleri hakkında yanlış hükümler verilmesine sebep olmaktadır. Bir kısım hocaların kabiliyetsiz saydıkları bir öğrenci aslında iyi bir öğretim metodu ve sistemli bir program içinde kabiliyetli olabilir. Sınıf birincileri her zaman kabiliyetli olmayabilir. Öğretimin telkin edeceği vazife bilinci şu olmalıdır: Milli hayatın tehlikeye düştüğü anda mutlak vazife milli hayatın kurtarılması olmalıdır. Onun dışında milli hayatla insani hayat arasında her türlü zorluk ortadan kalkar ve mutlak vazife insani hedefe çevrilir. Tuttuğunuz bazı bilgiler çok iyi ve dikkatli tutulduğunda, ilk öğretimden liseye geçecek gençler liseyi bitirdikleri zaman kendileri için hangi zihni ve ruhi kabiliyetlerle hayata  atıldıkları hakkında doğruya yakın bir yerde duracaklardır. Kısacası öğretim planlaması daha disiplinli, eğitim planlaması daha hür olacaktır. Çünkü birincisi yaratılmış kültüre, ikincisi yaratıcı kültüre aittir ve onlar birbirini tamamladığı zaman insan, nesillerin mirasına daima yeni şeyler katmak üzere kültürü ilerleten faal vatandaş ve insan olarak yetişmiş olacaktır.

Kaynak:H.Ziya Ülken Eğitim Felsefesi